Son Konular
Anasayfa / Makaleler / En Uç Eserler

En Uç Eserler

Epeydir aklımda olan bir konuydu bu. Bu güne kısmetmiş yazmak. Gencebay Müziğinin sınırlarının öngörülemez derecede büyük olduğunu uzun yıllardır tartışıyoruz. Ve tartışmaya da devam edeceğiz.  Türk Halk Müziğinden, Sanat Müziğine, Caz Müzikten, İspanyol Müziğine kadar geniş bir araştırma ağının ürünüydü Gencebay Müziği.

Gencebay müziği sınırları içerisinde çeşitli ve renkli çalışmalar var. Bu yazım da bu çalışmalardan söz etmek istiyorum. Ben bunlara “En Uç” demek istedim. Şüphesiz Gencebay müziğine bağlı her eser, müzikal anlamda her zaman en uçta yerini almıştır. Fakat ben bu yazım da Gencebay müziğini referans alarak, Gencebay müziği içerisindeki “En Uç” lardan söz etmek istiyorum.

Benim En Uç’tan anladığım ve anlatmak istediğim şey, bir birine çok çok uzak olan yapılar. Örneğin, Yokluk ile Kaderimin Oyunu eserler, elbette ki felsefe, ezgi, orkestrasyon, enstrüman seçimi, icra, duygu ve duyum olarak bir birinden çok farklıdır. Yalnız, şimdi aşağıda izah edeceğim eserlerin bir birlerinden gerçekten çok çok uzaklarda olduğunun farkına sizde varacaksınız.

1 – Zelzele – Sevda Borcun Var

Zelzele, Gencebay’ın ezgisini askerlik dönemlerinde, hatta askerlik yaparken yaptığı tasavvuf müziği. İnsanın ruhunu dinlendirici, yumuşak ve akıcı bir ezgisi var. Klasikler düzenlemesinde rock-caz efektleri de duyuyoruz. Bu eser, ilahî formundadır. Tüm bunlara ek olarak eserde Halk müziği’de duymuyoruz değiliz. İşte böyle bir kompozisyon. Böyle Tasavvuf-AnadoluRock eserinin besteleyen Samsunlu Türk Bestekâr, nasıl olur da Klasik Batı-Yunan müziği formda bir eser besteleyebilir? Sevda Borcun Var, Zelzele ile kıyaslandığı taktirde, çok çok uzak bir kültürü simgeliyor. İçerisinde, Caz atakları, Yunan Müziği ruhu, hatta Osmanlı Saray müziğine kadar uzanan bir araştırma ağı ve birşaheser. Biri Tasavvuf müziği diğeri Yunan müziği. Bir Türk bestekâr, bir birine bu denli uzak müzikal değerleri nasıl iki farklı eser olarak sundu? Bu ayrıştırma yeteneğini nerden buldu? Türk anne-babadan doğan bir insan, nasıl oldu da tamamen kendi bilgi ve yeteneği ile, araştırma gücü ile bir birinden bu denli farklı başlıktaki eserleri besleyebildi?

2 – Bakır Köyden Mektup – Vicdan Azabı

İki eseri alt alta koyup bir dinleyin. Bir birine “Uç” oldukları hissine sizde varacaksınız. Bakır Köyden Mektup şaheseri, sitemiz üyelerinden sayın hasretsevda’nın anlattığı üzre; Rock, caz, orta asya müziği ve hatta Amerikan Country’lara kadar uzanan büyük bir şaheser. Gerek düzenlemesiyle, gerek alt yapısıyla, gerek icrası ile. Biz buna düz  bir dil ile “Rock Müziği” diyelim. Yani eseri tek bir forma zorla sokalım. Geldik Vicdan Azabı’na Türk müziği nüansları ile beraber Arap müziği estetiği taşıyan bir eser. Gencebay’ı Gencebay yapan eserlerden birisidir. Duygusuyla, sözüyle, düzenlemesiyle. Saba makamı geçkileri de var bu eserde. Bu eser de çok çok geniş ama bu eseri de zorla “Arap Müziği” kalıbına sokalım. Ortaya iki başlık çıktı; “Rock Müziği” – “Arap Müziği”. Bir Türk Bestekâr, Rock beste yaparken, Arap müziği de nereden çıktı? Yani Bu nasıl bir yetenektir bu nasıl bir besteleme gücüdür ki, Samsunlu Türk bestekâr, sanki Rock’ın içinde büyümüşçesine Rock beste yapabildiği gibi, sanki Arap insanıymış gibi, Arap müziği bestesi de yapabiliyor. Tabi olay daha da evrensel, araştırmaya yönelik çalışmalar bunlar. Benim dikkat çekmek istediğim nokta, Gencebay’ın besteleme gücüyle alakalı.

3 – Goca Dünya – Felekle Sohbet

Goca Dünya, iç Anadolu yöresi etkileri taşıyan bir Gencebay eseri. Tavrıyla, mızrabıyla bir orta Anadolu müziği. Bir halk müziği. Ama Gencebay bestesi. İşte bir besteleme gücü daha, bizim rock, tasavvuf, Arap ve yunan müziği bestekarımızdan bir de Halk müziği. Bozlaksız olmaz  :)  Çeşitli düzenlemeler ile farklı şekillerde karşımıza çıkmış olsa da aslında temelde Gencebay duygusundan ve Gencebay besteleme gücünden kopan bir halk müziği formu eseri. Bu esere de Halk müziği dedik. Geldik kuru fasulyenin faydalarına. Felekle Sohbet. Bu eser, Rock – sanat müziği ve Hint formlarından oluşuyor. Ağırlıklı olarak Hint müziği. Hint duygusu ve Hint etkisi hakim. Bu esere salt olarak bir form vermek diğerleri gibi mümkün olmasa da, daha iyi anlaşılabilmek adına ben bu esere “Hint Müziği” dedim. Bakın çıkan sonuç: “Türk Halk Müziği”   – “Hint Müziği” Bir birine kadar “uç” değil mi? Anadolulun bağrından kopan bir yetenekli bestekardan elbetteki Halk Müziği eserleri duymak belli ölçüde mümkün. Tabi Anadolulun bağrından kopup halk müziği eseri besteleyenlerden ben hiç Rock yada Yunan müziği duymadım bu ayrı bir konu. Yalnız, Anadolulun bağrından kopup ta, Hint müziği bestelemenin ne alemi var  :) ? Samsun’un güzide bir mahallesinde dünyaya gelmiş, Halk ve Sanat müziği içerisinde büyümüş, ileriki yaşlarda Rock’a ve Caz’a ilgi duymuş bir bestekârda ne kadar büyük bir besteleme ve harmanlama yeteneği varmış ki, Hint Müziği ezgileri yakalamış; sanki bir Hint bestekârı gibi. Farz edin ki, Antarktika da yaşayan bir Eskimo bestekâr Bozlak besteliyor. O’nun gibi bir şey….

4 – Seni Buldum Ya – Vaktinde Gel Sevgilim

Seni Buldum ya, İspanyol motiflerinden oluşan bir şaheser. Düzenlemesiyle beraber, Caz – Rock motifleri de ön plana çıkıyor. Lâkin ezgisel seyire bakacak olursak, bir İspanyol Müziği örneğidir diyebiliriz. Şimdi bu esere İspanyol Müziği dedik. ( Tabi tek bir kalıba sokmak pek mümkün olmasa da )

Vaktinde Gel Sevgilim, Ferahnâk makamında bir sanat müziği eseri. Türk Sanat Müziği kategorisinde değerlendirebileceğimiz bir eser. Yalnız, bu bir Gencebay bestesi. Gencebay eseri. “İspanyol Müziği” – “Sanat Müziği” bunlarda bir birlerine oldukça “Uç” değerler. Orhan GENCEBAY’da varolan o geniş araştırma, öğrenme, dinleme ve süzme, sonrasında “zenginlik” ve bu zenginliği harmanlayacak yetiye sahip olma gücünün farkına, siz benden önce varın.

Ömer Faruk EROL // İdam Mahkumu – 07 Mayıs 2008

Check Also

Gencebay’ın Yedinci Harikâsı

Gencebay net aleminde pek söz edilmeyen, pek irdelenmeyen bir konu bu. Gencebay müziğinin büyüsünü keşfetmiş, …

%d blogcu bunu beğendi: