CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Kutlu Esendemir'in sorularını cevapladı...
05 Eylül 2010 Pazar, 14:42:23
<!-- ilgili galeri { -->
<!-- ilgili galeri } --><!-- ilgili video { -->
<!-- ilgili video } -->
Kutlu ESENDEMİR
kesendemir@htgazete.com.tr
0212 313 60 00
Anayasa değişiklikleriyle ilgili referanduma tambir hafta kaldı. Yazın ilk günlerinde başlayan ateşli tartışmalar gerek siyaset sahnesini, gerek kültür sanat dünyasını sert polemiklerin içine soktu. Önce dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın arabesk kültüre yönelttiği sert eleştiriler, daha sonra bu kültürün tepe noktasına da siyasi iktidarı oturtması büyük tepki topladı. Öte yandan Say’ın eleştiri oklarını gönderdiği Sezen Aksu, Orhan Gencebay gibimüzisyenlerin referandumda “Evet” oyu kullanacağını açıklaması, tartışmayı daha da alevlendirdi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bu tartışmayı yakından izleyen isimlerden biriydi.
Tabii siyaset sahnesinde bunlar yaşanırken, kültür alanında da tartışmalar sert. Dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ın arabesk üzerine sözleri fırtınalar kopardı. Peki sizce nedir arabesk?
Müzik olarak baktığınızda aslında toplumdaki acıları yansıtan bir türdür. Şimdi şöyle söyleyeyim; Sayın Fazıl Say’ın yetiştiğimüzik ve kültürle büyük kentlerin varoşlarından gelen kültürü eş tutmamak gerekir. Farklı alanlar zaten bunlar. Arabesk kültür, arabeskmüzik çok eleştirildi. Çok sayıdamakale, kitap yazıldı. Uzun yıllar TRT bumüziği vermedi. Beğensek de beğenmesek de bumüzik, bizimkültürümüzün bir parçasıdır.
Say, arabesk kültürün bugün iktidar olduğunu söylüyor.
İşte o kültür sadece AKP’yimi iktidar yaptı? Belki bunu da sorgulamamız lazım. Kültüre bakış açımıza göre değişir bu. Sayın Say, AKP’yi arabesk bir siyasal oluşum olarak görüyor. AKP gerçekten arabesk bir siyasal oluşummu? Bunun sosyologlar ve siyasetçiler tarafından çok iyi tahlil edilmesi lazım. Bana göre inançları istismar eden, siyasetin odağına koyup iktidar olan bir parti AKP. Ama 2002’den 2007’ye baktığınızda, bu süreçte iktidar olduktan sonra yüzde 47 oyla daha fazla güçlendiğini görüyorum. Çünkü iş dünyası da, belli sanat çevreleri de, belli kültür adamları da o safta yer tutmaya başladı. O zaman bizimolayı sadece bir pencereden görüp eleştirmek veya analiz etmek yerine, belki çok farklı boyutlardan tahlile olanak sağlamak lazım.
SEZEN AKSU’NUN TAVIRLARINDA ÇELİŞKİ YOK
Tüm bu tartışmalar içinde Say’ın sözlerine yaklaşımınız nedir?
Fazıl Say Türkiye’dir. Kendisi bir aydın olarak endişelerini, düşüncelerini dile getirdi diye büyük tepki gördü. Oysa aydınlar, bırakalım düşüncelerini özgürce dile getirsinler. Sayın Say’a, belli bir hoşgörü içinde eleştiri gelebilir, buna saygı duymamız lazım. Ama bu eleştiriyi Fazıl Say’ın konuşmaması üzerine inşa ederseniz, o zaman yanlış yapmış olursunuz.
Referandumda, “Evet” oyu vereceğini açıklayan Sezen Aksu’yu telefonla aramışsınız.
Sezen Aksu bizim partinin içinden eleştiri aldı. Hem o eleştri nedeniyle hemde rahatsızlığı nedeniyle aradım kendisini. Yoksa normal siyasal tartışmaların bir parçası olmak için aramadım.
Aksu’nun 1989’da dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in resepsiyonuna katılması, 1995’te Susurluk sürecinin en karanlık dönemlerinde, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’le birlikte şarkı söylemesi ve şimdi de darbe karşıtı olması bir çelişki değil mi?
Çelişki değil tutarlılık var.
Ne gibi?
Kenan Evren’i desteklemiş. Diğerlerini desteklemiş. Şimdi de o Anayasa’ya “Evet” diyor. Burada bir çelişki yok ki.
Orhan Gencebay da, 1994’te, “Kenan Evren’deki sanatçı duyarlılığını görüyorum” diyor. Şimdi de darbe karşıtı...
Orada da bir çelişki yok. Yine kendi içlerinde tutarlılık var. Yani o tutarlılığı şöyle söylüyorum ben: Bu sanatçı arkadaşlarımızın dünyayı sorgulayış biçimleri bizden farklı olabilir. Ona saygı gösteriyorum. Ama bu Anayasa değişikliği gerçekleşirse herhangi bir iktidar, örneğin Orhan Gencebay’ı veya Sezen Aksu’yu sevmeyen bir siyasi iktidar onlara hayatı cehennem edebilir. Biz bunu istemiyoruz. Hiç kimse için hiçbir yurttaş için hayat cehenneme dönmemelidir.
Bu kaygılarınızı nasıl temellendiriyorsunuz?
Bu Anayasa değişikliği bugün gerçekleşti diyelim, “Evet” oyu çıktı. 15 - 20 sanatçıyı hiç beğenmeyen bir iktidar geldi oturdu. Savcıya talimat veririsiniz: “Bütün bunların telefonlarını dinleyin, özel hayatlarını deşifre edin, hatta isimsiz ihbar mektupları ile bunları tutuklayıp içeri atın. Aradan bir süre geçince bunları serbest bırakabilirsiniz.” Sanatçılar bunun ardından savcıyı şikâyet edeceklerdir Adalet Bakanı’na. Soruşturmaya izin vermeyeceklerdir. Bugün o arkadaşların Danıştay’a gitme hakkı var. Bu Anayasa ile o hak ellerinde. 12 Eylül’de Kenan Evren’in yapamadığı Anayasa değişiklikleri bu hükümet tarafından yürürlüğe konulmak isteniyor. Acaba Orhan Gencebay bunların farkında mı, Sezen Aksu bunların farkında mı?
Sizce farkında değiller mi? Olay budur zaten. Farkında olmadan, ne olduğunu bilmeden... Bir sefer şunu çok iyi bilmeliler: “Şeytan ayrıntıda gizlidir” diye bir kural vardır. O ayrıntıdaki şeytanı yakalamadan, bulmadan ona, “Evet” derseniz bir gün gelir başınızın belaya girdiğini görürsünüz. Biz, bize karşı olan yurttaşlara bile, hiç kimseye bir baskın yapılmasını istemeyiz. Anayasa baskıya dönüşürse, Anayasa ile siz siyasal iktidara baskı kurma gücünü verirseniz o zaman özgürlükleri sınırlamış olursunuz.
SANATÇI TOPLUMUN AYKIRI ADAMIDIR
Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un da “Evet” oyu kullanacağını açıklaması sizi şaşırttı mı?
Ben sanatçıyı toplumun aykırı adamları olarak görürüm. Toplumu ileriye taşıyan, geleceği düşünen; romanlarında, öykülerinde, şiirlerinde, karikatürlerinde geleceği kurgulayan kişiler olarak düşünürüm. Ama Sayın Orhan Pamuk acaba gerçekten bunları biliyor mu? Aynı sorularım Orhan Bey için de geçerli. Biliyor da ve bu Anayasa’ya “Evet” diyorsa, baskıya “Evet” diyor demektir. Bir sanatçı baskıya “Evet” diyemez. Çünkü baskıya “Evet” diyen sanatçının sanatçılığından şüphe duyulur. Baskıya “Evet” diyen sanatçı değildir.
Linkleri sadece Üyeler görebilir.

(0%)

News