ORHAN GENCEBAY VE ERCAN SAATÇİ...

Bu iki önemli ismi bir araya getirmemin bir çok nedeni var… Belki ilginç veya anlamsız gelebilir ama ilk nedeni, dün akşam belki on kez üst üste dinlediğim Ercan Saatçi’nin inanılmaz güzellikte bir şarkısı ve Kibariye’nin nefis yorumu… “Yastayım”
İkinci nedeni uzun zamandır dinlemeye fırsat bulamadığım Orhan Gencebay şarkıları… Yani, “Beni böyle sev seveceksen”, “Akşam Güneşi”, “Dil Yarası” gibi damar şarkılarını tekrar tekrar dinlemem…
Üçüncü nedeni ise bu iki usta müzisyenin sarkılarını, sade bir müziksever gibi dinlemekle kalmayıp, uzun süre onlarla birlikte çalışmamdı. İçimden, “Keşke sadece birbirinden güzel şarkılar yapmaya devam etseler, başka işler yapmasalar “ diye geçirdim.. Bu yazının ana konusuyla yukarıda sıraladığım üç neden arasında nasıl bir bağlantı kuracaksınız bilemiyorum.
Kıdem sırasına göre anlatacak olursak, önce:
ORHAN GENCEBAY
Orhan Gencebay’la ilgili defalarca yazılar yazdım. Yazmaya da devam edeceğim… Bu yazıların konularını tekrarlamaya gerek yok, ancak hiç birisi bu usta sanatçının müzisyenliği ile ilgili değildi.. Olması da mümkün değil zaten. Onun şarkılarıyla büyümüş bir kuşaktan gelen birisi, o şarkılarla aşık olmuş bir adam, bu gerçeği hiç bir zaman göz ardı etmedi.
Bu yazılarda eleştiriler de vardı… Hiç bir zaman sahneye çıkamayacağı gerçeğini dile getirmek, Pop Star Alaturka adlı yarışmada jüri üyesi olmasını kabullenememek, (bu görüşü sanatçıyı seven ve onun adına siteler kuran en fanatik hayranları bile sahipleniyor) yıllardır ödün vermediği ilkelerini bir çırpıda göz ardı etmek, şirket sahibi bir sanatçı olarak iyi bir patron profiline sahip olamamak gibi… Benim bir gazeteci olarak bunları yazmamak gibi bir lüksüm olamazdı…
Neleri yazmadım peki?.. Defalarca belirttiğim gibi çok özel ve “Off the record” konuşmaları… İki insan arasında kalması gereken konuları…Kaldı ki çıkacak olan kitabımda bile bu “özel”lere yer vermedim… Bu yazılardan dolayı başta kendisi olmak üzere pek çok insan aradı.. Kimisi, “Az bile yazmışsın, bu da var onuda yaz” diyerek beni gaza getirmeye çalıştılar… Kimileri de, “Ayıp değil mi, ekmek yediğin yere ihanet ediyorsun” demek densizliğini gösterdiler.
“Az bile yazmışsın” diyenlerin söylediklerini “anlattıklarınızı müzik camiasının önde ve arkada gelen isimleri zaten bilir…Benim bunları tekrar gündeme getirmeme gerek yok.” diyerek nazikçe geri çevirdim… “Ayıp değil mi?” diyerek belden aşağıya vurmaya çalışanlara ise, “çalıştım, emek verdim ve emeğimin karşılığını aldım, size giren çıkan nedir” mealinden nazik sözcüklerle karşılık vermeye çalıştım. Bu konuda bir çoklarını ikna ettiğimi sanıyorum.
Orhan Gencebay, şarkıları ve müzisyen kişiliği ile hiç bir zaman akıllardan silinemeyecek büyük bir ustadır… Özel hayatıyla ilgili değil ama müzisyenliği ile ilgili her tartışmada en hararetli bir biçimde onu savunduğumu en başta asistanları ve yakınlarıda bilirler. Bu konuları çok tartıştık.. İsim verip onların başlarını da yakmayayım…
Ne var ki Orhan Gencebay’ın şirket sahibi ve yönetici olarak elle tutulur hiç bir özelliği yoktur….Örneğin , rahmetli Yaşar Kekeva ile olan ortaklığının bitmesinden sonra kurduğu şirket hiç bir star çıkaramamıştır Bırakın star çıkarmayı kendi albümlerinin dışında yapılan bir çok prodüksiyon başarı elde edememiştir. En büyük şansı ise şirketine ortak yaptığı kardeşi Burhan Kencebay’ın işlerinin başında olmasıydı. Sıkı bir ekonomist olan kardeşinin yönetimiyle şirketini ayakta tutmayı başarabilmiştir. Bu konuda fazla ayrıntıya girmek istemiyorum.
Benim yıllardan beri savunduğum bir görüş vardır. Sanatçılar, özellikle star sanatçılar şirket sahibi olmamalılar.. Ola ki şirketlerine aldıkları bir sanatçının popülaritesi ve tirajı kendilerini geride bıraktığında hazmedemezler… Cebinden tonla para vererek yaptıkları yapımları bu egoları yüzünden çöpe atarlar… Açıkçası kıskanırlar… Bu şirkete ait bir örnek vereyim isterseniz… Mustafa Keser… Bu usta yıllar once Orhan Gencebay’ın şirketine bir albüm yapmış ama piyasaya çıkartılmamıştır… Düşünebiliyor musunuz, oysa Mustafa Keser çok iyi bir satış yapsa kazanacak olan yine şirket olacaktı.. Niçin çıkartılmadığını Mustafa Keser daha iyi anlatacaktır eminim. Birde Linet vakası var ki hiç sormayın…
Kronikleşmiş bu durum sadace ünlü sanatçıya mal edilemez kuşkusuz.. Plakçılar çarşısında yapım şirketi kuran bir çok ünlü sanatçı ya zarar etmiş, ya da dükkanlarını kapatmak zorunda kalmışlardır.. Geçmişte lüks arabalardan inmeyen bazılarını otobüs duraklarında beklerken çok gördüm.
Bu faslı şöyle kapatayım.. Siz üreten bir sanatçısınız.. Beste yaparken, şarkı sözü yazarken kafanızın içinden repo, dolar, borsa sözcüklerinin baş harfleri bile geçmemeli… Gazeteciliğim sırasında ünlü bestekar Burhan Bayar’a bir soru sormuştum, “ neden eskisi kadar güzel şarkılar çıkmıyor sizden” diye… Burhan özü sözü bir insan; “Sevancığım, parayı bulduk ya artık duygu diye bir şey kalmadı..” olay budur yani…
ERCAN SAATÇİ
Ercan’ın “Yastayım” adlı şarkısını Kibariye’nin yorumu ile belki on kez dinledikten sonra bu yazıyı yazmaya karar verdiğimi söylemiştim… Tabii daha öncede dinlemiştim ama karaoke yöntemiyle belki ilk kez defalarca dinledim… İnanılmazdı… Ercan Saatçi’nin müzisyenliğini de kimse tartışamaz.. Kaldı ki sadece bu şarkı değil.. Hit olmuş yüzlerce şarkısı vardır.. Hepsi birbirinden kaliteli…
DMC’de bir yılı aşkın beraber çalıştık.. Genel müdürlük ve müzisyenlik özelliklerini birbiriyle harmanlamaya çalıştı… Kaliteli işlere imza attı. Ercan’ın şirketin başındaki adam olarak sanatçı arkadaşlarını kıskanmak gibi bir duygusu olmadı. Hande Yener o şirket sayesinde bir yerlere geldi.. Mirkelam yıllar sonra yine DMC ile tekrar hayat buldu. Yani şirket sahibi diğer sanatçıların müzmin kıskançlıkları ve egoları Ercan’da yoktu diyebilirim. Ayrıca DMC’yi kurumsal bir müzik şirketi haline getirmek için çok çalıştı.
Ne var ki Ercan’da iyi bir patron olamadı… Yani o bilinen, “sanatçıdan patron olmaz” anlayışı farklı uygulamalarıyla bir kez daha ortaya çıktı. Oysa Ercan iş dışında son derece keyifli bir adamdır. Onunla birlikte oturduğunuzda inanılmaz eğlenirsiniz… Şimdi sadece kendisine ait bir şirkette butik çalışmalar yapıyor. Bu durumdan daha da mutlu olduğunu tahmin ediyorum. En azından hesap vereceği kimseler olmayacağı gibi üretkenliği daha da artacaktır.
Aynı yazıda bu iki ismi bir araya getirmemin nedeni sadece yıllar once birlikte çalıştığım iki patronun profilini çizmekti… Yakından tanıdığım şirket sahibi olan bir çok sanatçı var ama bu yazıda onların yeri yoktu… Sanatçı asla patronluk ve yöneticilik yapmamalı… Bu işleri profesyonel insanlara bırakmalı diye düşünüyorum.
Son olarak; sizler sadece söz yazın, beste yapın, yorumlayın…
sevancam@gmail.com
Not: Ercan Saatçi’nin “Yastayım” adlı şarkısını mümkün olsaydı müziğiyle birlikte vermek isterdim. Beni gerçekten çok etkileyen bu şarkının sözlerini sizlerle paylaşmak istedim… Yukarıda yazdıklarımın önemini gölgeler mi diye zerre kadar düşünmeden…
YASTAYIM
Yoksun yine varlığım sürünüyor
Sensizliğim bilinmiyor
Sen gittin gideli ellerim hep titriyor
Kalbim bu acıyı saklıyor
Yıllar sonra bile hiç kimseye söyleyemedim
Bu sevdayı kalbime gömdüm ve sen öldün
Şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor
Yastayım hiç kimse bilmiyor
Seni son gördüğüm yerde yıllar sonra
O gün geldi yine aklıma
Bu kez bir elimde kızım içimde fırtına
Göçüp gittiğin o yolda
Sen varmışsın gibi gibi her gece ışığı kapatmadım
Gel gör ki ben hala yokluğuna alışamadım
Şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor
Yastayım hiç kimse bilmiyor
Çok zor o kadar yıl sonra itiraf etmek
Bu aşkı bertaraf etmek
Bu kez sana söyleyecek ne çok şey vardı
İsterdim bak unutmadım demek
Yıllar sonra bile hiç kimseye söyleyemedim
Sen öldün ben bu sevdayı kalbime gömdüm
Şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor
Yastayım hiç kimse bilmiyor
Bugün doğum günün yanında değilim
Bu yüzden hiç iyi değilim
Yaşlandım artık bıraktığın gibi değilim
Üstelik bir kızım var evliyim
Yıllar sonra bile hiç kimseye söyleyemedim
Bu sevdayı kalbime gömdüm ve sen öldün
Şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor
Yastayım hiç kimse bilmiyor
Sen varmışsın gibi gibi her gece ışığı kapatmadım
Hastayım hiç kimse bilmiyor
Linkleri sadece Üyeler görebilir., 20.09.2008 Cumartesi 05:33



(0%)

News