PAZAR SÖYLEŞİLERİ 21.02.2010
Tuğba Tekerek
Orhan Gencebay: ‘Kürtçe yasağını duymadık’
Uzun yıllar kapılar yüzüne kapandı. Milyonların dilinde olan şarkılarına ‘dolmuş müziği’ dendi. Radyoda kadro verilmedi, TRT’de yasaklandı.
Gün oldu devran döndü, albüm satışları ülke nüfusunu katlayan ‘Orhan Baba’ gerçeği reddedilemez oldu. Gencebay dünkü Başbakan sofrasının baş konuklarından biri olurken Erdoğan’ın açılıma destek istediği konuşmasında ‘üstat’ diye anıldı.
Oysa o ‘üstat’, açılım kelimesinden de çağrışımlarından da hiç hoşlanmıyordu. Biz üç gün önce kapısını çalmış, bu meseleleri etraflıca konuşmuştuk. Gencebay açılıma mesafeli dururken “Bu dünya batsın, sınırlar kalksın” demeyi de ihmal etmiyordu.
Benim Arabeskim diye bir kitap hazırlıyormuşsunuz.
Doğru.
Yıllarca müziğinize arabesk denmesini reddettiniz, şimdi neden Benim Arabeskim diyorsunuz?
Ama Benim Arabeskim! Sonunda ünlem var. “Siz öyle sanın” anlamına geliyor.
Bir nevi tiye alıyorsunuz yani...
“Benim anlatmak istediğim başka bir şey ama siz beni öyle tanımlıyorsunuz” diyorum.
Siz 70’lerde çok sevilmenizin sebebini anlatırken şunu söylüyorsunuz: Cumhuriyetten sonra Türk toplumunun üzerine bir kültür giydirilmeye çalışıldı, sonuçta toplum bunu kabul etmedi. Ve siz o toplumun içinden geleni seslendirdiğiniz için bu kadar çok sevildiniz.
Bunlar doğru. Bu dediklerinize ilaveten, TC devleti bazı alanlarda, ya da müzik alanındaki bazı kişiler Batı kültürünü aynen alıp buraya taşımayı uygun ördü. Hepimizin batıya saygısı var. Muhteşem bir sistem, polifonik sistemi oluşturmuş. Ama bu sistem bizim özümüzün çok dışında bir yapısallık da taşıdığı için halkımız bunu pek kabul edememiş başta.
Batının tekniği var. Benim müziğimde biz o tekniği kendimize altyapı olarak alıyoruz üstüne kendi değerlerimizi koymaya çalışıyoruz. Fakat bazı insanlar buna gerek olmadığını bile düşünmüş olabilir. Türkiye Cumhuriyeti radyolarında Türk müziğinin yasaklanmasını kabul edebilir misiniz? 1934-38 arası ya da 36-38 arası Türk müziği yasaklanmıştır. Türk milletine ait olan bir müzik yayını yoktur. Korkunç bir şeydir bu. Sonra Atatürk’ün emriyle yasak kaldırılmıştır.
Yasak da Atatürk’ün bilgisi dışında değildi herhalde.
Hayır. Atatürk hiçbir zaman kendi kültürüne saygı duymayan biri değildi. Yasağı radyoyu idare edenler getirmiştir.
Ama bir zihniyet var sonuçta. Türk müziğini yasaklayan, kılık kıyafeti değiştiren, adab-ı muaşeret öğreten hep aynı zihniyet.
Bunlar çok farklı şeyler.
Nasıl farklı? Türk müziği yasak, şapka zorunlu...
Şapka o zaman moda... Sekiz köşeli şapka... Şimdi giyiliyor mu ama o zaman giyiliyor.
Ama toplumu buna zorlamak?
Ben özgürlüğe saygı duyarım ama bir devrim yapılıyorsa ve eğer bu devrim kafanın içinde yapılıyorsa, bunu yapmanın çeşitli yolları var. O zaman öyle gerekiyor olabilir. Osmanlı İmparatorluğu bitiyor, yeni bir dönem başlıyor. Her dönemin başında çok zorluklar vardır. Neticede geçmişte biz yol katettik mi, etmedik mi? Etmişiz.
80 öncesinde burun kıvrılan arabesk daha sonra toplumda kabul gördü. Bugün daha önce dışarıda bırakılan başka kültürler, kimlikler de kapsanmaya başladı mı sizce?
Mesela?
Mesela Kürt müziği, Kürtler... Eskiden Kürtlere “kıro” diyorduk.
Hayır.
Demiyor muyduk?
Yok canım. Onlar bazılarının uydurmaları. Kıro genelde kırda yaşayanlar için kullanılan bir tanımlamaydı.
Eskiden Kürtlüğü bile kabul etmiyorduk.
Hayır, katiyen... Bunlar yanlış...
Demirel 1992’te çıktı, “Kürt realitesini tanıyoruz” dedi.
Bakın, ben size kendi yaşamımı söyleyeyim. Ben siyasetçi değilim. Benim ülkemde kim varsa biz aynıydık, öyle büyüdük. Ailemizin içinde her insan var; Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Abhazı. Ama sonradan bunu birileri söylemeye başladı.
Ama Kürtler kaset çıkartamıyordu.
Sonradan duyduk ki türküleri yasaklanmış. Biz 60’larda çok Kürt kasetine refakat ettik.
Yasaklıydı o kasetler herhalde.
Hiç... Hayır... Değil. Biz bunun yasak olduğunu bile duymamıştık. Nerede yasaktı? Sonradan ‘yasak’ denince hayret ettik, kim yasaklar, böyle şey olur mu, diye... Bizim devletimiz her insana eşit mesafededir. Cumhuriyetin temel prensipleridir bunlar. Bu ne kadar uygulandı uygulanmadı, tartışma, o olabilir.
Şimdi açılımla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Üzülüyorum ve rahatsız oluyorum. Ne demek Kürt açılımı, Roman açılımı... Yok Alevi açılımı... Bunların tartışılması korkunç bir şey. Cumhuriyetin içinde böyle tartışmaların olmaması gerekiyor. Cumhuriyetkurulurken bütün insanlara kendi kültürleri, dili, dini, ırkı, ne olursa olsun, bununla ilgili her şey eşit olarak sunulacak, hizmet gidecek ve insanlar bunları yaşayarak mutlu olacaklar diye kuruldu. Sıkıntılar, Cumhuriyetin içindeki bu uygulamaların eksikliği. Demokrasi açılımıymış, bilmem ne. Hayır! Bunlar Cumhuriyetin içinde olması gereken belki yapılamayan...
Tamam işte o uygulamadaki hataları gidermek için paketler açılıyor.
Ama bu açılımların başlıklarından rahatsız oluyorum. Çağrışımlar oluyor. Olmaz, kabul etmiyoruz. Cumhuriyet’in açılımı bu.
Ahmet Kaya bir zamanlar ben Kürtçe şarkıya klip çekeceğim deyince hain ilan edildi. Vay Şerefsiz diye manşetler atıldı.
Ben atmadım o manşetleri. O manşetler atılınca da üzüldüm tabii.
Kürt olduğundan dolayı çok acılar çekti Ahmet Kaya.
Hayır, Kürt olduğundan dolayı değil, anlaşılmadığından dolayı... Bir de bilgi yetersizliğinden bazı yanlışlıklar olmuştur. Bazı art niyetlilerin bazı art niyetli yönlendirmeleri de olmuş olabilir. Türkiye benim vatanım. Benim gibi bütün TC vatandaşlarının da vatanı. Hepimiz devletimiz karşısında eşitiz. Dilimiz, dinimiz, cinsimiz neyimiz varsa özgürce yaşayacağız. Buna engel olmak yanlış. Zamanında buna engel olunduğu için bu sorunlarla karşılaşıyoruz. İnşallah bunları da aşarız.
Size karşı 80 öncesinde gösterilen tavırla bugün başörtülülere gösterilen tavır arasında bir paralellik görüyor musunuz?
Hayır. O başka bir şey, bu başka bir şey.
Başörtülülere de size olduğu gibi “çağdaş değil” diyor kimileri. Başörtülü birisinin Çankaya’ya eş olarak gitmesini kabullenemiyor.
Devletin temel prensipleri var, hepimizi korumak için. Vatanın bölünmez bütünlüğü var, laik demokratik cumhuriyetimiz var. Bu çerçeve içinde insanların hepsi özgür. Tabii ki özgür ama belli kurallar da yerine getirilmeli.
Siz kendi müzik çalışmanızı yaparken Arap müziğinden klasik müziğe kadar pek çok kaynaktan faydalandığınızı söylüyorsunuz. Bu arada hiç Kürt, Ermeni müziklerini araştırdınız mı?
Tabi. Öyle bir iç içe girmiş ki hepsi... Bu Ermeni, bu Türk diyemezsiniz. Aynı insana ait bunlar. 36 etnik köken bir insan olmuş, aynı şeyleri paylaşmış. Aynı şeyle ağlıyorlar, aynı şeyler gülüyorlar, bu muhteşem bir şey.
Alevilere hizmet gitmemiş
Cumartesi kahvaltısında Başbakan açılıma sanatçı katkısı isterse siz ne dersiniz?
Bu ülkeyi hep beraber kurduk. Kurarken kurallarını da koyduk ama kuralları ne kadar uyguladık, mesele bu. Uygulamadığımız için bu sorunları yaşadığımızı düşünüyorum. Ben açılım derken Cumhuriyet açılımı gibi görüyorum. Cumhuriyetimizin daha iyi uygulanmasıyla ilgili yapılacak çok şey var diye düşünüyorum.
Ne gibi şeyler mesela?
Alevi açılımı derken Alevi vatandaşlarımızın inançlarıyla ilgili hizmetin ne kadar götürülüp götürülmediğini ben bilemem ama yeterince götürülmemiş diye düşünüyorum. Bu hizmetin götürülmesi gerekiyordu. Ne kadar açılım varsa işte buna teşmil edin.
Şivan Perwer’in Türkiye’ye gelmesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
O da TC vatandaşı. Burası onun da vatanı.Gelecek tabii.
Bir Kürt müzik enstitüsü açılmasına ne dersiniz?
Açılsın, niye açılmasın. Ama başlığımız TC devleti olsun.
Vicdani rete katılıyorum
Bilekliğinizdeki o Arapça yazı nedir?
Cevşen duası. Boynumda da barış işareti var, 15 yaşımdan beri taşırım.
Barış derken... Mesela vicdani ret hakkını savunuyor musunuz?
Benim söylediklerimin içinde bu var.
Vicdani ret var mı? Kimi retçiler diyor ki, ben elime silah almak istemiyorum, ille gerekiyorsa bir süre mesela toprak çapalarım ya da sokak çocuklarına bakarım.
Aynen... Ben de öyle düşünüyorum. Ama şunu da söylüyorum. Yaşamak için kendinizi koruyacaksınız. Karşınıza bir grup çıkıp sizi ölümle tehdit ediyor, ne yapacaksınız? Bir şeyler söylemek gerekecektir. Ben demiyorum ki illa silahla koruyacaksınız. Size ben bir idealimi daha söyleyeyim: Keşke dünyada tek bir lisan konuşulsa ve sınırlar olmasa. Ama bana lütfen Türk olduğumu hatırlatmayın. Ben çünkü Türküm. En başında insanım ama birisi“ben şu milletim” derse ısrarla, bana eziyet etmeye kalkarsa ben de “Türküm” demek durumunda kalırım. Bana ne olur bunu hatırlatmayın.
Diskonun iki dörtlük ritmi
Şimdiki müzik ortamını nasıl buluyorsunuz?
Müzik kısırlaştı. Tekdüzelik çoğaldı. Üretenler var ama sesleri çıkmıyor adeta. Müziğin duyumları yeterince zengin değil. Popüler müzikte iki dörtlük disko ritmine takıldık. Bu her şeye hâkim oldu. Bununla katiyen sanatın derinliğini bulmak mümkün değil.
Lincoln cip ve davetli misafir
Eşiniz Sevim Emre’ye 60 kilonun altına düşersen, 25 bin avro vereceğim, demişsiniz. Doğru mu bu?
O zaman 20-30 bin liraya denk gelen bir para söylemiştik. Ama 60’ın altına inemedi. Ben yine de bir hediye aldım, gayret etti diye.
Neydi hediye?
Bir Lincoln cip. İhtiyacı da vardı. Böyle teşvikler oluyor ama başarmak da kolay değil. Ben bunu dededen kalma bir şekilde ifade ediyorum: Et vücuda misafirdir. Gelir ve gider. Ama biz misafiri seven bir milletiz.

(0%)



News