DUYDUK duymadık demeyin.
Bakın şuraya, altını kapkara kalemle çizerek yazıyorum.
“Arabesk müzik geri dönüyor.”
Tam 30 yıl sonra, bütün ihtişamı, şaşaası ve o olağanüstü hüznüyle geri dönüyor.
Hem de tam ihtiyacımız olduğu bir dönemde.
Yine duyduk duymadık demeyin;
“Arabeskin dönüşü, bu ülkede muhalefetin dönüşü demektir.”
Öyle ana muhalefet partisinin, yavru muhalefet partisinin değil, için için kabaran, sessiz halk muhalefetinin dönüşü demek bu.
Bir süredir, parmaklarımın, tüylerimin ucunda hissettiğim şeyin adını, önceki akşam Lütfi Kırdar’da olağanüstü bir düeti dinlerken koydum.
* * *
Hürriyet’in 6 yıldır başarı ile sürdürdüğü “Aile içi şiddete hayır” kampanyasının ikinci büyük konseri vardı.
Cihan Okan-Mustafa Ceceli inanılmaz bir düet yapıyordu.
Damardan arabesk basıyorlardı.
Orada anladım ki, Orhan Gencebay’dan, Ercan Turgut’lardan, Ferdi Tayfur’lardan 30 yıl sonra, Türk ruhunun en pasifist, en teslim olmuş isyanını temsil
eden müzik yeniden geliyor.
“Bıkmışlar ordusu”, “Bıktırılmışlar, sindirilmişler kalabalığı” yürüyüşe geçti diyorum ya, alın size bir ispatı daha.
Cihan Okan’ı yıllardır assolist korolarında dinliyordum.
Meğer o mütevazı yıllar nasıl bir sesi bizden mahrum etmiş.
Mustafa Ceceli, bu gencecik adam sahnede meğer neymiş.
Birlikte söylüyorlar.
Arabesk tekamül etmiş, bir zamanların yalın duygularına, ağlamaktan başka çare bulamayan hüznüne acayip derinlikler katmış.
Cihan Okan bırakıyor, Mustafa Ceceli alıyor.
Sonra ikisi birden giriyor.
Bak, şuraya bir kere daha yazıyorum.
Arabesk 30 yıl sonra dönüyor.
Nasıl ki, Brooklyn’de yepyeni bir müzik patlıyorsa, bizim damarımızda da yeni arabesk patlıyor.
Orada öyle, burada böyle.
Orada Irak savaşı, burada iç hesaplaşma.
Her ikisi de “Bıkkınlar ordusunun müziğini” yaratıyor.
* * *
Önceki akşam Lütfi Kırdar’da bana vitamin gibi gelen erkekleri dinledim.
Sindirilmiş, aşağılanmış, ezilmiş kadınlar için söylediler.
Kenan Doğulu ve Yalın’dan birlikte Sezen Aksu’nun arabeskini dinlerken yerimde duramıyordum.
Mirkelam Kargo’ya akıl almaz uymuş, renkahenk katmış.
Teoman, Yüksek Sadakat, Ferhat Göçer, Enbe.
Hepsi mükemmel. Hepsi damardan, içten söylüyor.
Ve programı sunan Yekta Kopan.
Bu adamı da yazın bir yere. İnsana güven veren sesi, yaptığı işi ciddiye alışı, yaptığı işe inancı.
İşte size sapına kadar erkekler...
* * *
Bu çocukların, bu erkeklerin, bu kadınların adını bir yere yazın.
Onlar, bıktırılmışlar, sindirilmişler Türkiye’sinde bayrağı açıyorlar.
Ey müstebit aydın; ey Türkiye’yi Ergenekon’dan ibaret bir çorak ülkeye çevirmeye uğraşan kaba saba adam;
Bil ki başaramayacaksın.
30 yıl önce arabeski halkı uyutan müzik diye bastırmaya çalışıyordun, halbuki uyandırıyordu.
Şimdi sindirdin sanıyorsun, bak göreceksin, o seni kaçıracak.
Göreceksin bak...
Biliyorum egon şişti; ama patlayacak.
Kibrin enseni kalınlaştırdı, ruhunu kalantorlaştırdı.
Ama sen yine de bu bıkmışlar ordusunu küçümseme.
kaynak: Linkleri sadece Üyeler görebilir.

(0%)

News