bugün öğleden sonra gideceğim, 45 dk sonra ordayım
“Yılların birikimi var; kısa görüşme beni kesmezdi”
Gencebay köşesindeki fotoğraflardan birinde Gramofoncu Ali’yle Orhan Gencebay’ın yan yana fotoğraflarını görünce nasıl tanıştıklarını sorduk. Anlattı. Gramofoncu Ali’nin Gencebay hayranlığı yıllarca sessiz sedasız devam etmiş. Bu arada birçok arkadaşı “Orhan Baba’yı çok seviyorsun. Seni onunla görüştürelim” demiş ama Gramofoncu Ali bu tekliflere itibar etmemiş, “Ben hiçbir zaman Orhan Gencebay’la beş, on dakika kuliste görüşmeyi istemedim. Çünkü yılların birikimi var, kısa görüşme beni kesmezdi yani” diyor. “Bir gün Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık, Gramofon Cafe’ye gelip, Gencebay fotoğraflarını görmüş. Sonrasını Gramofoncu Ali anlatıyor: “Hasan Abi bir gün benim mekânıma uğradı, Orhan Gencebay fotoğraflarını görünce, ‘Ya’ dedi ‘burası nasıl bir yer? Orhan Gencebay dükkânına benziyor.’ Çok severim dedim. ‘Çok mu seversin?’ dedi, ‘bir Orhan Abi’yi arayayım.’” Gramofoncu Ali çok heyecanlanmış tabii. Söz konusu yıllarca hayalini kurduğu insan… Devam ediyor: “Aradı Orhan Baba’yı cepten: ‘Orhan Abi merhaba.’ ‘Merhaba Hasan’ım, nasılsın?’ ‘Abi’ dedi, ‘bir mekâna girdik, her yerde senin resimlerin falan. Adam hayranlıktan çıkmış’ dedi, ‘tapıyor’ dedi yaa!” (Gramofoncu Ali’nin gözleri bunu anlatırken öyle parlıyor ki, içlerinden ışık çıkaracak sanıyoruz) “Ali’yle telefonda konuşur musun?” dedi. Telefonu bana verdi. Benim tutuldu ellerim. Nutkum tutuldu. Aşk gibi. Konuşamadım. Neyse nihayetinde heyecanı biraz bastırdık, Orhan Baba’yla konuştuk. Hasan Abi dedi ki, ‘Orhan Abi’yle seni görüştüreceğiz’. Allah’ım bir heyecan!”
Nihayet 30 Nisan’da vuslata ermiş Gramofoncu Ali, İstanbul’a gelip Orhan Gencebay’la tanışmış. Gözleri parlayarak anlatıyor: “Sarıldık, aşkımızı ilan ettik. Baba dedim, benim kâbem burası. Sonra vedalaştık.”
Gramofoncu Ali yıllardır bitip tükenmeyen Gencebay aşkını bir de sergiyle tescilleme niyetinde. Gencebay da bu fikri duyunca, “Çok iyi olur evlat. Her zaman yardımcı olurum” demiş. Sergide film afişlerinden lobi kartlarına, kasetlerden CD’lere her şey olacakmış. Ama en önemli detay hiç kuşkusuz yalnızca Gramofoncu Ali’de bulunan gün görmedik, el değmedik Gencebay plakları. Plakları “dinlemeye kıyamayan” Gramofoncu Ali bunlardan birini kafenin raflarından birinde saklıyormuş. Uzaktan gösterdi: “Bak, 32 yıldır hiç açılmamış plağı var bende, açmaya kıyamıyorum.” (O sırada yardımcısı plağı göstermek için bize getirince Ali Bey telaşla atladı, “Çıkarma, çıkarmaa! El izi olmasın abicim!” Biz de kırıp çizeriz diye korkup bırakıverdik zaten plağı.)
alıntı:aktüel dergisi