"bozulmalar Leyla ile Mecnun albümünden sonra başladı"
"yalnız değilsin albümünden sonra Gencebay'a ne oldu?"
"işin aslı 1965-1983'te"
görüşlerine saygı duyuyor, mamafih tamamen katılmıyorum,
Bozulmalar ile sanıyorum alaturkadan uzaklaşma kastediliyor. Böyle ise buna hiç katılmıyorum. Benim naçizane bir yazı ile üzerinde durmaya çalıştığım bir husus var. Bunu "Türk Sanat Müziği'nden üç örnek ve değer farkındalığı" yazısında anlatmaya çalıştım. Orada bahsedilen eserlerin tamamı sanat musikisi içinde yer alır ve iki tanesi tabii ki Leyla ile Mecnun albümünden sonradır. Bence "sen alnına bu yazıyı kendi ellerinle yazdın" eseri kıvamında bir sanat musikisi örneği 1965-1983 arasında yoktur.
"Yürekten olsun" albümü "yalnız değilsin" den sonradır bilindiği gibi ve "ben kendim bir alemim", "yürekten olsun", "seven affeder" örnekleri hangi yönlerden "yalnız değilsin" albümündekilerin gerisinde kalabilir? Bir "aşk mezarı" var ki bence o üstadın kariyerindeki en mühim çalışmalardan.
Bozulmalar "Leyla ile Mecnun" dan sonra başladı deyince güme gidenlerden küçük serpmeler yapayım: Beni biraz anlasaydın, gitti de gitti, o sen miydin, ilah gözlerin, yasak resim, almina, bilmesin o felek, sevda borcun var, sevme bensiz, bulunur, kime ne.
Çoğu arkadaşın dijital diye tabiri caizse tu kaka ettiği "yargısız infaz" albümündeki "yargısız infaz", "yeneceğim kendimi", "bugün senin doğum günün" tatmin edici bulunmuyor ise, benim sözüm yok zaten.
Her daim "bir araya gelemeyiz" bekleyemezsiniz üstaddan. Hicazın, uşşağın ve diğer makamların derinlikleri şimdi de yaşanıyor mükemmel bestelerle ve icraen zor şarkılarla.
Bir gün Orhan Gencebay'a da emr-i hak vaki olacak, Allah gecinden versin ve inanın bu besteler bir daim asla ortaya konamayacak.