Daha öncekilerden farklı dört değerli eser hakkındaki naçizane yorumumla bu bahsi şimdilik kapatıyorum.
1- Ben o zaman ölürüm: Zemin, icrası kolay gibi gözükse de detonelere çok müsaittir. Olsa senin elinden bil ki benim ölümüm, ne şikayet ederim ne de üzülürüm, ne zaman ki kollarında bir yabancı görürüm, ben o zaman sevgilim ben o zaman, ben o zaman ölürüm. Burada tipik bir Gencebay karakteristiği vardır. Bazı söz gruplarının tekerrürü. Dikkat edin tam üç kez " ben o zaman" sözü söyleniyor.
Sonra aslında oktav olarak sesin çok çıkmadığı (tizleşmediği) bir meyan vardır. "O güzel ellerin başka bir el tutarsa" diye başlayan bölüm. Ama asıl zor olan bölüm bunun sonundaki ben o zaman, ben o zaman, ben o zaman ölürüm diye uzatılan sözler icra edilirken ortaya çıkmaktadır. Şimdi İbrahim Tatlıses'e "o sole mio" veya "be same muço" yu da söyletebilirsiniz. Ama bu şarkıyı söyleyemez mesela. Demek ki buradaki icra, sadece sesin oktavı ile alakalı değildir.
2- Veda edeceksen et: Türk Sanat Müziği formatında diyebileceğimiz bu eser daha zeminde iken nispeten tiz başlıyor. Ufukta gün bitince, isyanım başlar benim; Karanlığa karışır gözümde yaşlar benim....Meyana bakalım: Bu gönülde bir akşam, sabah olmayabilir; Veda edeceksen et zaman kalmayabilir....Tekrar pesleşmeye bakalım ama notalar zemindekinden farklı: Dert ne birdir ne de bin; Feryadıma kulak ver; Bana en son darbeyi vurmadan geceler; Geceler.....
Şimdi uşşak makamı diyeceğim ama, yanılıyor olabilirim.
3- Bugün senin doğum günün: Bu sitede düzenlemesini beğenmediğiniz eserler bölümünde bir dostumuz, bu eseri beğenmediğini, piyasadaki diğer (arabesk) eserlere benzediğini söylemiş. Ben buna katılmam. Söylerken tutturması en zor eserlerden diyebilirim. Üstad dışında kimse icraya kalkışmasın. Zaten kalkışmıyor. Zaten bunu Sevim Emre için bestelediğini açıkça zikretti. Asıl besteleme zamanının da albümde yer alışından beş- altı sene eski olduğunu da ekledi. Yani düzenleme konusunu bayağı beklemiş bir beste. Düzenlemesi zor bir beste!
4- Sevmek ne güzel: Evet anlaşılması, yorumlanması güç bir eser daha. Zeminde tipik Gencebay karakteristiklerinden gülümsüyor gibi bir sound ile başlanıyor. Bir gülüş, bin acıya bedeldir; Gül artık yaşamak çok güzeldir; (coşku artıyor) Koşsana mutluluk bize gelmiş; Sorsana önce nerelerdeymiş; (birden ses adeta ölmeye başlıyor) Baksana (arada ritmik bir accompany var bu arada); Masmavi (aynı ritmik eşlik); Gözlerin gibi güzel bu hayat....
Anglo- saksonvari bir pop ritm ve sounduna kendimizi adapte etmişken birden İspanyol ezgilerini hatırlıyoruz: Bir ömür seni seni seni bulmakla geçti; Gördüğüm herşeye seni sormakla geçti....Tam alışmışken tamamen alaturka bir finalle bitiriyoruz: Sevmenin böylesi olur mu deme, olur mu deme...Sen yokken bile seni sevmekle geçti.
Şİmdi bakın, bu eserde ritmik ve pop kategorisine girebilecek bir zemin vardı.
Sonra İspanyol ezgilerini çağrıştırdı.
Sonra da alaturka final yaptı.
Ama atipik olmadı. Mükemmel oldu. Ama icrası zor oldu. Kategorize etmesi zor oldu.
Okuma zahmetine girenlere teşekkür ederim.

(0%)



News