Değerli arkadaşlar,
Daha bugün bir bayan, bir konuda beni çok üzdü ve bu yazının hasıl olmasına vesile oldu.
Kendisine aylardır Gencebay’ı anlatmaya çalıştım. Bir noktada başarılıda oldum sanıyorum. Yalnız bugün devirdiği çam, beni çileden çıkardı. Gördüm ki söz konusu zat-ı muhterem, Gencebay’ı bir nebze dahi olsa, anlamamış.
Arabada beraberdik, iş dönüşü eve geliyoruz….
Bilirsiniz, birine Gencebay’ı anlatma süreci içerisindeyseniz, O şahısla herhangi bir ortama girdiğiniz anda, kaygı basar sizi. Acaba Gencebay hakkında bir soru soracak mı, acaba radyoda Gencebay çıkarsa tepkisi ne olur, acaba laf döner Gencebay’a gelirse ne söyler… Bu ve benzeri kaygılar sizi bazen rahatsız eder ve rahat olmak konusunda sıkıntılar duyarsınız.
İşte aynı bu duygu halindeydim bende… Konu birden “Enerji” den açıldı. Şu pozitif/negatif enerji olayı… Sonra laf müziğe girdi…
Bayan arkadaş ilk çamı devirerek, bana “ Ömer, Müzik dinler misin?” Diye sordu ( Gencebay’ı müzikten saymıyor (!) )
Bende, Elbette dinlerim. Müziksiz hayat bir hatadır. dedim..
Tamam, Orhan baba dinliyorsun da… Ne biliym…. Dedi..
Ben tabi anladım, çarşı karışacak. Sessiz kaldım. Sonra radyoda bir pop müziği çıktı ve pop müziğin sesini açtı;
Ömer, bu müzikten söz ediyorum. Enerji veren müzikten.. Tamam, Orhan baba baş tacımız, arabeskin kralı (!), tamam, sosyolojik mesajlar felan ama. Ben şahsen pop müzik dinleyince pozitif enerji ile doluyorum…
Gibi şeyler zırvaladı. Yani şunu demeye çalıştı;
Orhan baba iyidir güzeldir ama enerji vermez, insana pozitif, aktif enerji yüklemez. Pop müzik insanı enerjilendirir, kıpır kıpır eder… Gibi saçmalıklar zırvaladı.
1 – Beni Arabeskçilik ile suçladı
2 – Gencebay gibi dünyanın en büyük müzik dahisi dinliyor olmama rağmen, “müzik dinler misin” diye sordu.
3 – Gencebay’ın müziğinin ( ona göre arabesk ) insanı bunaltıcı, negatif enerji yüklediği tezini öne sürdü.
4- Benim gibi bir zekaya, kelime oyunları yaparak lafı, “Kabul et işte, bu alemde yaşamıyorsun, uçmuşsun, esrar da içiyor musun” Ayakları yapmaya çalıştı.
Vay dangalak vay..
Uzun uzun anlatmak isterdim ama O’nun o kuş beyninin anlamayacağını düşündüğümden sessiz kaldım. Bir de inerken bana;
“Ha, Ömer bana bi Orhan baba Cd’si yapı ver…” demesi zaten canıma tak etti.
Şimdi beyler, bu enerji muhabbeti de ne? Parmağı ojeli, bu cahil cühelâ, kelime oyunları yaparak bana, “Arabeskçisin” , “ Gencebay enerji vermez” , “Pop müzik enerji verir” , “Gencebay dinliyorsan, müzik dinlemiyorsun…” anlamlarını o kuş beyni ile bana empoze etmeye mi çalıştı, dayatmaya mı çalıştı,
Bana;
”Ömer, üzülüyorum sana. Tamam akıllı çocuksun ama, bak sen ben dinle. Bana kulak ver, arada enerji almak için pop dinle, başka şeyler dinle…” mi demek istedi.
Yahu o cahil kafan ile bana ne enerjisinden bahsediyorsun? Yaşama enerjisinden mi? Hayattan koptuğumuzu, içki şişelerinde boğulduğumuzu, bunaldığımızı mı sanıyorsun, dangalak.
Memlekette haline acınacak, ne zavallılar var.
Bilimsel Enerji: bir cisim ya da sistemin iş yapabilme yeteneği, "yaratılan güç" anlamındadır. Doğrudan ölçülemeyen bir değer olup fiziksel bir sistemin durumunu değiştirmek için yapılması gereken iş yoluyla veya enerji türüne göre değişik hesaplamalar yoluyla bulunabilir. Sözcük, Eski Yunan dilindeki εν = içinde ve εργον = iş kelimelerinden türemiştir, bu açıdan anlam olarak 'işe dönüştürülebilen' bir şey olduğu söylenebilir. Fizikte kullanılmaya başlamadan önce genel anlamda güç kelimesi yerine kullanılmaktaydı. Enerjinin başka bir tanımı ise, iş ailesinden olup bir fiziksel sistemin ne kadar iş yapabileceğini ya da ne kadar ısı değiş tokuşu yapabileceğini belirleyen bir durum fonksiyonudur. Birimi, iş birimi ile aynıdır. (N.m=J)
Albert Einstein kütle ile enerjinin eşdeğer olduğunu çok bilinen E=mc² formülü ile göstermiştir. Enerji korunumlu bir büyüklüktür aynı zamanda biçim değiştirebilir. Bunun en sıradan örneği Hidroelektrik Santrallarında elektrik enerjisine dönüştürülen, suyun potansiyel enerjisidir. Bu dönüşüm işlemi pratikte birebir olamaz, kayıplar oluşur. Enerji korunumlu bir büyüklük olmasına rağmen diğer biçime dönüştürülemeyen ve dolayısıyla ısı olarak etrafa yayılan enerji, teknik terimle kayıp olarak nitelendirilir. Enerjinin korunduğunu ilk gösteren James Prescott Joule' dur. Joule, deneyinde m kütleli bir cismi, bir makaraya bağlayarak belirli bir yükseklikten aşağıya bırakmıştır. Makara aynı zamanda termal olarak yalıtılmış bir ısı kutusunun içindeki çarklara bağlıdır. Cisim aşağıya indikçe kutunun içindeki çarklar döner ve içerdeki sıvının sıcaklığını ölçen termometrede ΔT kadar bir artış gözlemlenir. Isı kutusunun özısısına ve makaranın sürtünmesine harcanan enerji bu dönüşümdeki kayıplar olarak varsayılırsa, enerjinin biçim değiştirebildiği ve korunumlu olduğu bu sayede gösterilmiş olur.
Halk dilinde Enerji: İş yapabilme yeteneği.
Ekşi sözlükte Enerji: Maddede var olan ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç.
Felsefe’de Enerji: Enerji yaşamın ta kendisidir ve onun ruhudur; ve asıl neden enerjinin sınırı, yada dış çemberidir, enerji sonsuz ölümdür." – William Blake
Bizim kuş beyinlinin demek istediği Enerji: Neşelenmek, kıpır kıpır olmak.
Herhangi bir para psikolojik özel güçlerden söz edebilecek kadar derinsel düşünebileceğine kanaat getirmiyorum.
- Ki Gencebay müziğini dinlerken, açılan manevî kapıdan, farklı alemlere göç ettiğimiz, bedensizliği hissettiğimiz, ruhumuzun bedenimizden ayrılıp astral seyahate çıkış güçü, Einstein’in dediği ışık huzmesine binip, zamansız ve mekansızlık kavramlarına nail olmak, müziğin notalarının açtığı karadelikten, sonsuzluğa yürüdüğümüzü, duyguların bizi göremeyeceği bir yerden, bizim duyguları görüyor olmamız, araştırılması gereken başlı başına bir bilim dalıdır. -
Ama bu zavallı sanıyor ki, Gencebay müziği insana sıkıntı verir, neşe vermez, içini kıpırdatmaz.
Ah, daha ne kadar anlatacağız ah… Ah.. AH!!!!
Gencebay'cıların yegane enerji kaynağı, Gencebay müziğinin oluşturduğu duygu girbadından gönüllerimize esen, manevî enerjidir. Gönüllerimize kurduğumuz 90'lık çanaklar ve çift çıkışlı LBN'ler ile, fiber optik kablolar sayesinde, ( Hatta bazılarında Wİ-Fi Antenna system) Core 2 Quad 3.0 Ghz CPU'lu, merkezi yönetim sistemi beynimize ilettiğimiz, özel kodlardır, kod sistemleridir.
Güne Gencebay dinleyerek başlar, Gencebay dinleyerek bitiririm. Sen Sen'i dinlerken, işe koşarak gittiğim olmuştur. İşe çoğunluk ile yürüyerek giderim. Moralimin bozuk olduğu bir anda, Seni Buldum YA çıkı verir. Allah'ım, böyle mi bir çoşku. Böyle mi bir ENERJİ(!) dolar içim, kan akışım hızlanır, kanım sulanır. Beynim hummalı bir şekilde elektrik sinyalleri üreterek, sevgi hormonunu tüm bedenime iletir. Ayaklarım hızlanır, bakışlarım değişir. Gözlerim birden parlar, İçim KIPIR KIPIR(!) olur, Bazen sırf bass gitar'ın sesi kulağıma fazla geldi diye, çocuk gibi sevinirim. Bazen Ney'în üflemeleri gönlümü okşadı diye, kendi kendime gülüveririm. Bazen Bağlama'da Gencebay akor bastı diye, yürürken sektiğim olmuştur. Yokluğun gitar solosunu dinlerken, Gitar perdelerinde dolaşan gitarist ile beraber ayaklarım ile ritim atarım. Hatta yaylılar alt oktavdan üst oktava çıkarken, bende aynen merdivenden hızlıca koşar adım çıkar, inerden aynı şekilde yaylılar ne yapıyorsa öyle inerim. Davullar yavaşlayınca ayaklarımında yavaşladığını hissederim. Eğer yaylılar en üst oktavdan alta hızlı bir 16'lık geçiş yaparlarsa, 4.'ü, 5.i merdiven basamağıdan aşağı atladığım olmuştur... Kader Diye Diye'nin arasındaki gangıster tonunda, sebebsiz yere kaşlarımı çatarım... Derin bakmaya çalışırım elde olmayarak... Aşkımı Sakla'nın arasazındaki o duygulu dolu ezgilerde bazen kuğu gibi sekesim gelir, yaylıların üzerinde, sanki bulutların üzerinde gibi hissedirim kendimi, yaylıların üzerinde ordan oraya sıçrar dururum....
Al sana enerji! Kuş beyinli dangalak.



(0%)



News