Gencebay üstad popiliterlik adına bestelerinde, ''bağlama'' icralarını çok zaman pas geçip yerine başka enstrümanlar eklemiş gibi geliyor bana...
Dinlenebilirlik ve çoğunluğa hitap olsun diye... Bu nedenle bağlamayı es geçip; özellikle klavye, keman, ve başka yaylı sazlara yer vermiş gibi düşünüyorum. Bu kendi açısından nasıl bilmiyorum. Ancak bunu uzun zamandır düşünüyorum. Sanki böyle bir tarz oluşturmuş.
Bazen enstrümanların solo olması gereken bir yer var hissi oluşur bende. O yerde birden aslında biraz rahatsız edici çok seslilik başlar. Çok seslilik bende durgunluk yaratıyor, enstrumanların yani benzeri enstrumanların çok iç içe olmasını sevmiyorum. Aynı enrtumanlardan tek ses olabilir, fakat benzer enstrumanların çok seste ortak olması tuhafıma gidiyor. Bu benim garibime giden tek sorun. Mesela; keman varken keman çalsın. Ama keman, bağlama, kanun, gitar, ud, vs. telliler hepsi birden çok sesliliği getiriyor ama, yüksek volümde biraz algı rahatsızlığı doğuruyor gibi. Her bestesi için değilse de bu tür kullanım oldukça fazla. O nedenle en çok 85 ve öncesi besteler dinleniyor olması tuhaf mıdır?
85 sonrası ölçü olarak biraz daha, çok sesliliğe bürünmüş gibi. Aslında yanlış anlaşılmasın. 68-2011 arası her türlü beste mevcut... Ancak yukarıda bahsetiğim yoğunluklar içerinde, ayrıca parantez açmak gerekirse, ''Beni biraz Anlasaydın'' albümü de çok sesli sınıfındadır. Keza tam tersi olarak müthiş bir çok seslilik vardır. Benimser ve sindire sindire dinlersiniz.
Anlattıklarım tamamen kişiseldir. Sevmediğim beğenmediğim hiç bir bestesi yoktur. Kısaca esas derdim, bağlama enrtumanının Gencebay bestelerine kattığı muhteşemlik ve özellikten dolayı bu enstrumanı onun elinden daha çok duymak istememden kaynaklanmaktadır. Yoksa bir çok kişinin, sırf bağlama albümü istemesi de bundandır bence...
Neyse uzattım gitti. Derdim bu işte...