hepinizin bildiği gibi led zeppelin ve Sayın Gencebay hakkında internette dolaşan bir yazı var.bu konuya açıklık getirilmesi için çok sevgili gönül dostu Berkay Orhaner'e ulaştım sagolsun bizleri kırmadı ve sorumu cevapladı.. eksiksiz ekliyorum...
Sayın Mehmet Canıtez,
Öncelikle sorunuzu oldukça gecikmeli yanıtladığım için özürlerimi kabul etmenizi dilerim.
Öncelikle Orhan Gencebay’a nasıl ulaştığımıza değinmek istiyorum.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin 50. kuruluş yılına denk gelen 2006 yılında üniversitemizin öğrenci temsilcileri konseyinde görev alıyordum. Öğrenci konseyi olarak ODTÜ’nün 50. yılında büyük bir konser düzenlemek gibi bir isteğimiz vardı. Bu amaçla ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu ile birlikte çalışmaya başladık. Oldukça karlı bir İstanbul haftasında hedefimizi gerçekleştirmeye yönelik bazı görüşmelerde bulunduk.
En büyük rüyamız Orhan Gencebay’ın ODTÜ’de konser vermesiydi. Bu konserin hem estetik aynı zamanda da siyasi birçok anlam barındıracağını düşünmüştük. Biz Orhan Gencebay’ı ODTÜ’ye yakıştırmıştık. Bu düşüncemizi müzik sektöründeki birkaç kişi aracılığıyla Orhan Gencebay’ın yardımcılarına ulaştırabildik. Orhan Bey büyük bir alçakgönüllülük ve misafirperverlik ile bizi Etiler’deki ofis villasında kabul etti.
Orhan Bey’le ilk konuştuğumuz konu kendisinin kariyerinde niçin neredeyse hiç konser vermediği oldu. Bizim amacımız bu geleneğini ODTÜ’de vereceği konser ile değiştirmesiydi. Orhan Bey kendisinin konser vermiyor oluşunun niyetli bir hareket değil, zamanla kendiliğinden gelişen bir tavır olduğunu anlattı. Her seferinde daha nitelikli bir konser verebilmek için ilgili planları rafa kaldırdıkça, en sonunda sanki konser vermiyor oluşunun hesaplı bir hareket olarak algılandığını söyledi. Ancak Orhan Bey için konser konusu tam olarak kapanmış değildi. Eğer kendi hayal ettiği nitelikte bir sahneyi oluşturabilirse konser verebileceğini söyledi. Ancak kendisi konser verme konusunu “biri de bir, bini de bir” olarak görüyor. Dolayısıyla madem konser verme konusu bu kadar özelleşti, vereceği konserin en yüksek niteliklerde gerekleşmesini istiyor.
Sonuç olarak kendi hayal ettiği standartlarda bir konser için açıkçası “kapital”in (paranın) gerektiğini söyledi. Çünkü albüm kayıtlarındaki kalitenin akustik olarak sahnede yakalanabilmesi için ciddi bir yapım gerekiyor. Ayrıca Orhan Bey Türkiye’nin en iyi müzisyenleriyle çalıştığı için lojistik olarak da Orhan Gencebay konseri düzenlemek kolay olmuyor.
Orhan Gencebay o gün bizi reddetmesine rağmen kendisinin yanından ayrıldığımızda oldukça etkilenmiştik ve çok mutlu olmuştuk. Sektörle hiç ilgisi olmayan, naif hayallere kapılmış iki üniversite öğrencisini kabul edişi ve bizimle gerçekleştirdiği samimi ve derin sohbeti niçin kendisine halkın “Baba” dediğini açıklar nitelikteydi.
Orhan Bey bizlere okuduğumuz bölümleri sormuştu. Sosyoloji bölümü öğrencisi olduğumu öğrenince, kendi müziğini ve bir kültür öğesi olarak Orhan Gencebay’ı sosyolojik olarak tahlil etmeye dayalı bazı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalardaki ana eksen, sosyolojide kır ve kent sosyolojisi olarak ikili bir ayrım yapılabileceğini, ancak müziğin bu ayrıma dayalı olarak incelenemeyeceğini söyledi. Sonuç olarak Gencebay, ne kır ne kent müziği olarak nitelendirilebilecek bir sanat üretiyordu. Kültüre ilişkin konuları ikili bir bakış açısıyla değerlendirmek için ısrar etmenin bizi gerçekleri göremeyeceğimiz bir noktaya iteceğini öngördü.
Zamanında rol aldığı bazı filmlerdeki görüntüsünün eleştirmenler tarafından gerçek kimliğine zorla yapıştırıldığından yakındı. Buna göre köyden kente göçen, sonrasında birçok dert ile karşılaşan, umutsuzluğa kapılsa da şehre bakarak “seni yeneceğim İstanbul” diye haykıran Orhan Gencebay tasavvurunun haksız bir genelleme olduğunu söyledi.
Elbette ‘arabesk’ sözcüğü hakkında da konuştuk. Kendisi sözcük anlamı ‘Arap tavrı’ olan arabeskin, bir müzik biçimi olarak Türk halkı tarafından geniş biçimde duyulduğu ilk zamanların radyolarda halk müziğinin yasaklandığı dönem olduğunu tahmin ediyor. Bu dönemde halk, radyolarını uzun dalga kullanarak Arap kanallarını dinlediler. Kendi müziğine yabancılaşmış kimseler sonrasında da Orhan Gencebay’ın halk kültüründen esinlendiği ancak evrensel bir form bulmayı amaçladığı bestelerini ‘arabesk’ olarak damgaladılar. Türk müziği içerinde deneysel çalışmalar yapan ve her zaman için ilerici bir tavır bulmayı amaçladığı için bestelerine ‘arabesk’ denmesi Orhan Bey’in hala hiç onaylamadığı sığ ve yanlış bir yakıştırma.
Orhan Bey’le kendisinin Erkin Koray ile arkadaşlığı üzerine de konuştuk. Geçmişte bol bol bir araya geldiklerini, birbirlerinin albümleri için çaldıklarını ve uzun muhabbetlerini aktardı. Orhan Bey kendisinin rock müziğe uzak olmadığını söyledi. Birçok bestesinde rock müzik kalıplarının bulunduğunu, aynı zamanda bestelerinin diğer rock müziği yorumcularına da ilham kaynağı olduğunu belirtti. Türkiye’de fazla bilinmeyen bir konu olarak Led Zeppelin’in Vanity Fair dergisine verdikleri bir röportajda Doğu müziğinden oldukça etkilendiklerini, ‘özellikle Orhan Gencebay isimli bir Türk müzisyenin şarkılarından ilham aldık’ diye söylediklerini aktardı.
Sonrasında bu görüşmeyi birlikte yaptığımız arkadaşım Ozan Önen, Orhan Gencebay’la yaptığımız görüşmeyi internete aktardı. Bildiğiniz gibi internet bazen devasa bir ‘kulaktan kulağa’ oyununa dönüşebiliyor. Nitekim Ozan’ın yazısı da çok farklı biçimlerde alıntılanarak kullanıldı. Kimi mecralarda benim kimliğim ‘Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi’ olarak geçiyor, yanlıştır. Diğer yandan Vanity Fair’in ilgili sayısının bende olduğuna ilişkin yazılar da gerçeği yansıtmamaktadır. Bazı forumlarda yazarlar açıkça Vanity Fair’in o sayısını görmek için beni işaret etmektedirler. Kendilerinin bilmedikleri bir konuda nasıl bu kadar emin olduklarını hayretle izledim. Ayrıca Orhan Bey’i ziyaret ettiğimiz gün Orhan Bey’in kendisi de bize Vanity Fair’in ilgili sayısını göstermiş değildir. Kendisi hangi Led Zeppelin şarkısında özel olarak bu etkinin görülebileceğini de aktarmamıştır. Vanity Fair dergisinin ilgili sayısı tarafımdan kesin olarak bilinmemektedir. Orhan Bey’de o gün bize derginin ilgili sayısı hakkında başka bilgi vermemiştir.
Led Zeppelin gibi efsaneleşmiş bir müzik grubunun Orhan Gencebay hakkında böyle bir beyanatta bulunması elbette önemlidir. Ancak konunun abartılmaması gerekir. Sonuç olarak Orhan Gencebay’ı anlamak ve aktarmak için Led Zeppelin’in ifadelerine muhtaç olmadığımız düşünüyorum. El feneriyle güneş gösterilmez.
Meşhur dergiye ilişkin hayal kırıklığına uğrattıysam özür dilerim; ancak en azından Orhan Gencebay’ı ziyaret ettiğimiz o güne ilişkin asıl bilinmesi gerekenler açığa çıktığı için memnun oldum.
Bu vesileyle Özgün ve Radikal Gencebaycı gönül dostlarına da selamlarımı iletirim.
Saygılarımla.
Tekrardan Berkay Kardeşime teşekkür ediyorum...

(0%)


News