MUZİKTE ÖZGÜN VE ÖZGÜR OLMAK…
musiki sanatı insan duygularına yönelik olan ve kozmik boyutlara sahip olan matematikle bir bütün fakat bunun yanında insanın çeşitli anlık hissetme duygularını taşır..duygu denilen hadise çogu zaman dinlediğimiz eserlerde bestecinin yada çalıcının o anki his dünyasıyla yakından alakalıdır…ve sanatçının yaşamından kesitleri sunar bizlere..dönem dönem yaşanılan olaylar etrafında gördüğü algılayabildiği her olay aslında bir sanatcı için malzemedir..ve sanatcı bunları duyarak görerek yaşayarak hissederek kaleme alır,çizer,notalar,çalar,içine defalarca orijinal hamurdan oluşan desenler renkler çeşitli katalizörler kullanarak harmonize halini saglar..muzik sanatında diğer sanatlardan ayrı olan bir çok özellik vardır…örneğin orkestrada kullanılan nuans işareteleri olsun hızla alakalı olan tempo terimleri yada çalgıların renkleri her birisinin kendine ait çeşitli anlamları vardır…besteci çogu zaman besteyi yarattıgı andaki duygu halini daha sonrasında kagıda döktüğünde ilk andaki hissiyatı yakalayamaz…ama bu demek degildirki o hissiyatın daha ilerisini de yakalayamaz...çok iyi ezber duygusu olsa bile bir nüansı tıpatıp yakalayıp çalmak yada onu işaretlerle kagıda aktarmak aslında bilimsel olarak pek mümkün değildir…nüans işaretleri çok iyi incelendiğinde duyguyu tam ifade etmeye yeterli değildir..çünkü her çalıcının parmak izi dediğim tuşesi farklıdır..duyguyu aktarmak anlamak ve yazmak durumu bestecinin kalp ritmiyle alakalıdır o anki .bunların muzikal manada analizi mümkün olsa bile bir sanatcının ruh halini yada ruhunu irdelemek gibi bir şey söz konusu değildir…hatta o eseri yaratan besteci bile kendi ruhunu analiz edemez…fakat eseri yarattıgı andaki ruh halinin içinde daha sonraki çalışmaların içinde geliştirebilir çeşitli nüanslar ekleyebilir çıkartabilir bölebilir çarpabilir…bunlar muziğin matematiği dediğimiz gerek orkestrasyon yazımında armoni olsun doku olsun desen olsun kontrpuan olsun çeşitli kompozisyonların birleşimi sonucunda dinleyiciye ulaşır….
muzikte özgün olmak denince benim aklıma ilk gelen şey kendine özgü olabilme yetisidir…bu anlamda besteci aslında tarz yada üslup sahibi oluyorsa bu onun yaratıcılıgında tehlike çanları oluşturmaya başlamıştır…işin bu kısmı aslında düşündürücüdür…üslup ve tarz sahibi olmak bir bakıma bestecinin özgürlüğünü kısıtlayan hadiselerdir…klasik batı muziğinde ve jazz muziğinde bir çok besteci Özgür ruhu kendine has orjinalitesi olmak olarak algılar…bizim geleneksel muziğimizde ise kendine has karekteristik özellikleri üslup ve tarz kalıpları içinde algıladıgımız görülmektedir…bu durum türk halk muziği için geçerli değildir…yörelerin kendine has karekteristik özellikleri ve kullandıkları çalgılar vardır…mesela egedeki zurna ile doğudaki zurna çalma stili olsun otantik yapısı olsun birbirinden farklıdır…yine g.doğuda oturak alemi yada sıra geceleri dedikleri muzikli toplantılarda geleneksel sanat muziği sazları ile halk musikisi sazları bir arada çalınır…bunlar yoresel degerler aslında o ulusa ait olan zenginliğin çeşnilerin örnekleridir…muzikleri kategorize ederken yada degerlendirirken neye göre değerlendirmek lazım…bu konuda öncelik çalgıların kullanılmasıdır…
örnegin jazz muziğinde vazgecilmez unsurlar vardır….akor yapılarından tutunda kullanılan çalgılar muzikal ögeleri belirler…muzikal öge demek o muziğe ait olan çagıların seçimi demektir…jazz muziğinde klasik ögeler olarak davul,bass,piano,saksafon,trombon,trompet.elektrik gitar gibi çalgılar kullanılmakla birlikte bu çalgıların çaldıkları melodiler genel anlamda blues gamı denilen bir gam uzerine her çalan çalıcının kendine has duyumlarını eser içinde özgürce ifade etmesidir…özgün muzik denince benim aklıma ilk gelen jazz muziğidir…5 kişilik bir orkestrada aslında her kez kendini çalmaktadır ama ortada duyulan duyum tek bir muziktir.fusion,new orleans jazzı,klasik jazz,etnik jazz olsun jazz muzigi ögelerini taşır…yine reggae muziği denen muzik tüm dünyanın bildiği Bob Marley in jamaicasına ait ve kurdugu reggae ritmi üzerine özgün bir tarzdır...rasta felsefesiyle Marleyde başlı başına özgündür..bizde halk musikisi jazz muziğine en yakın olabilecek makamsal skalalar üzerinde oldugu için daha çok özgün jazz denemelerinde halk muziği eserleri seçilmektedir…
özgün ve özgür olmak bir nevi jazz muziğinin temel ögelerini pekiştirmek demektir…sanatcının kendine has orjinalitesi kullandıgı enstrüman hakimiyeti,duyumu,besteleme gücü,orkestrasyon anlayışı nüans algısı her birisi özgünlükle alakalıdır…
Orhan Gencebay muziğinde kendine has özgür ifadeler kullanılmıştır…o donemlerde yurttan sesler ve geleneksel muzik anlayışı dediğimiz TRT kuralları egemendi.bağlamamız hor görülüyordu…ama aslında bir muzik aletinin cinsi muzikal türü tek başına belirlemez…yani bir halk türküsü pianoyla çalındıgı zaman nasıl sonat olmuyorsa bir klasik batı muziği eseride baglamayla çalındıgı zaman halk muziğine dönüşmez…özgür ruha sahip olanların kendi muzikal yaşamlarında bir çok denemeleri araştırmaları gittikleri yollar olmuştur…olmalıdırda…aslında asıl olan ses aralıgı ve batıda ton denilen major ve minor uzerine kurulu birkaç yunan makamı dedikleri tonların dışında tampere sistem vardır…bizim muziğimizse kendi başına bir okyanustur…fakat batının çoksesliliği karşısında bir piramit düşünün üç boyutlu ve bu batı muziği..bizdeki ise sadece dümdüz bir deniz…ve derinliği olan makama dayalı …Turk muzigi tarihimizde eserler şarkı ve saz semasi formuyla bestelenmiş ve matbaanın gec kalınmasıyla pekde geliştirilememiş olan bir muziktir…Türk halk musikisi ise aşık edebiyatına dayalı kökeni orta asyadan beri saz şairliği ve baglamanın ata calgısı olan kopuzla birlikte(kopuzki dünyadaki tüm telli çalgıların atasıdır) gerçek kültürümüzün ve tarihsel gelişimimizin asıl özüdür..
Gencebay muziğinde batının teknikleri üç beş kemanı bir araya getirme koro kullanma elektro baglama elektro moog bateri bas gibi enstrümanların o yıllarda plak kayıtlarında kullanılması halka çok değişik gelmiştir…ve Orhan Gencebay muziğinde o günden itibaren özgünlük başlamıştır…fakat daha sonra bu muzik türü ismi belirlenmiş hala daha kabul etmediğimiz kelime olarak fakat taklitlerinin çok kötü örnekleride olmasından dolayı ismi sevmediğimiz o kelimeyle kalmıştır…Gencebay eserlerini özgün yapan bana göre bugüne kadar kullandıgı çalgısal ögeler içinde geleneğe ait motifler barındırmasıyla birlikte orijinal yada otantik geleneksel muzik olmayışı teknolojik unsurlardan faydalanma eserlerin kompozisyon ve düzenlemelerinde İNTRO-ÇİFT ARANAGME-SOLO-FİNAL-FADE OUT-TAKSİM-RİTMİK SOLOLAR-ÇEŞİTLİ ENSTRUMANLARA AİT ATRAKSİYONLAR- ve baglamanın kendine has nuanslarla kullanılmasıdır…eserlerin genelde yapılarında en az 3 en çok 5-6-bölüm vardır…örnek verecek olursak hepimizin bildiği Farkındamısın eseri en başta intro ve aranagme arasında 2. Aranagme ve final olarak birinci ve ikinci kuble arasında küçük bir arasazları yla birlikte 4 bölümlü eser olarak karşımıza çıkar..özgün bir bestedir..daha eskiye gidersek bir araya gelemeyiz adlı eser de Anadolu rock soundunda o yıllara damgasını vurmuş özgün halk muziği denemesi olarak sayılabilir…parca orjinalinde baglamayla icra edildiği için ve halk muziği temalarından oluştugu için (ama asla birebir bir halk muziği eseri değil)özgün bir çalışmadır…bir başka örnek vaktinde gel sevgilim tamamen geleneksel sanat muziği temalarından oluşmaktadır…bu eserde baglamayla bestelenmiştir…ama tema ve tür olarak kategorize etmek istersek makamsal yapısı itibariyle türk sanat musikisi özelliği ve orjinalliği taşır..Gencebay muziğnin özgün ve özgür olması bestecinin kendi duyumunun ruhunun özgür olmasıyla alakalıdır…çok uzun yıllar araştırmaların içinde olmak amator ruhu kaybetmemek ve kendine özgü olan gücü ortaya koymak için sürekli çalışmanın ürünleridir…makamsal anlayış her kişiye göre değişkendir…muzikte çeşitli evreler vardır ki bunlar o sanatcının ruh haline etki eder demiştim..dönem dönem yaşanan olaylar toplumsal olsun kişisel olsun her biri iç dünyaya yansır…ama bunu aslında besteci yada yorumcu kendisi bile tam anlamıyla ifade edemez…muzik eserlerinde hiçbir zaman tam mukemmellik olmuş bitmişlik yakalayamayız…bu ne demektir 20 yıl önce yapılan bir çalışma ile şimdiki ruh halinde aynı çalışma yapılsa çok farklı hisler yansır muziğe..yorum denen hadise ise çok ayrı bir konudur..yine yorumda çalmak yada soylemek olsun sanatcının kalp ritmi ruhsal haliyle ilgilidir…
muzikte özgün olmak özgür olmak demek her defasında kendini yenileyebilme yetisine sahip olup kalıplardan olabildiğince kaçmak ve kendine özgü olmanın savaşını vermektir…zaten her defasında egerki farklı bir üretimle karşımıza çıkıyorsa bir sanatcı ve her çalışmasında amator ruhu heyecanı duyuyorsa ve hala araştırma içindeyse bu anlamda özgür ruhunu koruyabilir ve kendi özgünlüğünü oluşturabilir…hepinize muzik dolu günler diliyorum….
Hasretsevda
(0%)



News