Evet hemen her yıl bir defa soruluyor bir şekilde

Ama madem sorulmuş, yeri gelmişken bende izah edeyim.
Benim babam müzisyendi özellikle 80'ler. Dolayısı ile kaliteli müzik dinlerdi.. Tabii başta Orhan Gencebay. Ben henüz o zamanlar 3-4 yaşındaydım, kulağım Gencebay ile doluyor. Hep Gencebay'ın resmini görüyor ve filmlerini izliyordum. Anaokulunda lakabımı "küçük orhan" takmışlardı. Anne ve Babadan sonra konuşmaya "Hatasız kul olmaz" şarkısının sözleri ile başlamışım. Çok severdim Orhan abiyi, o bana sanki babamın kardeşiymiş arkadaşıymış gibi gelirdi, bu yüzden o küçük yaşlarda çok severdim. "Orhan Gencebay" diye bir insanın yaşayıp yaşamadığından bile bîhaberdim ama varlığı ve adını duymak beni mutlu ediyordu. O günlerde bana verilebilecek en büyük hediye birinin "Orhan Gencebay" diye seslenmesi yada birinin bana yırtık pırtıkda olsa Gencebay resmi göstermesiydi.. Aşık olmuştum adeta O'na. Sonra yaş büyükdükçe duygularda büyüdü. Orta okulda az biraz müziğinin büyüsüne kapıldık.
Lise'ye varınca albüm biriktirme, kaset toplama, resim almak, defterlere resim yapıştırmak, Gencebay şarkı sözleri yazmak. Sınıfda belli bir ağırlığa konuma ulaşmaya başladık. Zevzeklik, ukelalık, labalilik bizden uzak şeylerdi.
Orta son lise bir derken Gencebay müziğinin büyüsüne ve Gencebay imajına ek olarak, Gencebay felsefesinide benimsedik ve anladık. Lise 2-3 derken çakı gibi filinta gibi Gencebay'cı olmuştuk zaten...