Gencebay'ı ilk dinlemeye başladığım zamanları anımsıyorum;duygu yoğunluğu tepe noktasına ulaşmıştır,yalnızlıktır,hiçliktir,kaybetmişliktir ama dimdik ama onurlu ama dirençli..Bizler sevdalarımızı yüreğimizde büyütürdük ve yüreğimize sevdalarımızdan başka şeylerin girmesine izin vermezdik;şiirler dışında,şarkılar dışında..İşte Gencebay eserleri bu şekilde köprüsünü kurmuştu yüreğimizle ,diğer anlamını yakalamış şiirlerle şarkılarla birlikte..Şimdi geriye doğru dönüp bakıyorum;yaşlar değişti,aşklar değişti ,yüreğimize anlamını koyan"an"lar değişti..O kadar fazla aynı duyguları tekrar duyumsayabilmek isterdim ki.Gencebay'ı aynı anlamlarla dinleyebilmek isterdim ki..
Şimdilerde Gencebay'ı anlamakta ustalaştık.Hangi eseri niye yaptığını,ne anlatmaya çalıştığını,anlattıklarını,anlatamadıklarını çözümledik..Artık yeni bir eser duyduğumuzda beynimizle algılıyoruz.Düşüncelerimiz ister istemez duygudan çok tekniğe kayıyor.Ve o tekniği beğenmezsek duygunun zaten hiç bir anlamı olmuyor.Yıllarca Gencebay'a o kadar yüklendiler ki bizleri Gencebay'ı yorumlama noktasında "teknik aşığı" gibi bir konuma getirdiler.Bizler başkalarına Gencebay'ı anlatmaya çalışırken kalitesinden,virtüözlüğünden,bestelerinin zorluğundan,orkestrasyonundan vb. örnekler verdik Anlattıkça bu konuda uzmanlaştık,geliştik.Artık eserleri bu uzmanlık halimizle dinlemeye başladık.Ama burada Gencebay duygusunu kaybetmeye başladık.Şimdilerde ben bu duyguyu yeniden yakalamanın peşindeyim.Ya da teknikle duyguyu birleştirebilmenin peşindeyim.Dedim ya artık yaşlar,zamanlar ve mekanlar değişti.Bugün bu platformda Gencebay nasıl dinlenir;işte bana göre yanıtı bu yazdıklarımda saklıdır;
GENCEBAY TEKNİKLE DUYGUYU BİRLEŞTİREREK DİNLENİR.YAPABİLENE AŞK OLSUN..