


Murat Yaşar yazdı:Çok güzel ömerciğim...Bende sende haklısın bestesinin doğuşunu anlatmaya çalışayım..Bir gün gencebay ofisteyken bir genç kız ve sevdiği adam ( belki nişanlısı tam hatırlayamıyorum) gencebayı ziyarete gelirler...
Otururlar ve konuşurken bir yerde kız ve oğlan bir mevzu yüzünden nerdeyse ayrılma aşamasındalar...
Önce kız anlatır, dinler ve haklısın der sonra oğlan anlatır oda kendine göre haklıdır ve sende haklısın der..
Ve konuşurlar meselenin sonunda gencebay etkilendiği bu olayı notaya döker SENDE HAKLISIN eseri çıkar...
Hatta bu olayı anlatırken bir yerde nasrettin hoca misali diyede basmıştı kahkahayı....

musikişinas yazdı:Beni en çok hüzünlediren, Gencebay Üstad' ın 19 yaşında bozlak formunda bestelediği, sözleri Turan Saydam' a ait olan "GURBET" tir...
Gencebay Üstad' ın 19 yaşında bestelediği türküye ilham olan, bir arkadaşının başından geçen hazin bir aşk hikâyesini ve onun hazin akıbetini anlatır...
Üstad' ın ağzından hikayesini aktarıyorum...
![]()
"Hikâyesi son derece hazindir. 19 yaşında ben Edirne`ye sık sık giderdim, bazı nedenlerden dolayı. Gittiğim zaman, orada Hanefi isimli bir arkadaşım vardı. Urfalıydı kendisi. O da öğrenciydi. Lisede sanat enstitüsünde okuyordu. Hanefiyle çok dosttuk. Hanefi beni, Turan Saydam isimli bir arkadaşımızla tanıştırdı ve Turan Saydam' ın hikâyesini söyledi. Dedi ki, "Turan, Edirne' den birinin kızını seviyor, fakat kıza söyleyemiyor; haberi yok kızın" dedi. Ben de, söyleyelim dedim; biz anlatalım o söyleyemiyorsa... "Hayır" dedi, "o, söylenmesini de istemiyor." `Neden?` dedik, dedi ki, "Şu anda o kız, benim onu sevdiğimi bilmiyor. Ben haftasonları okuldan çıktığım zaman onu yakından izleyebiliyorum, görmek de bana yetiyor. Eğer benim onu sevdiğimi bilirse, beni tanırsa, bilirse benim onu sevdiğimi, benden nefret ederse, ben onu seyir bile edemem. Katiyyen söylemeyin" dedi.
Platonik bir duygu... Turan da, böyle yüce bir platonik duygu... Neyse, okul bitti, onlar "Bursa tekniker"e gittiler. Daha doğrusu, onları devlet okutuyordu; devlet bursuyla okuyorlardı. Anne yok, baba yok; böyle 2 delikanlı...
Birhayli ayrı kalmıştık. 8-10 ay sonra ben Edirne' ye gittiğimde, Hanefi' yle karşılaştım. `Hanefi, nasılsın?` falan dedim. Teşekkür etti, "İyiyim" falan derken, Turan' dan ne haber?` dedim, Hanefi, başladı ağlamaya... "Duymadın mı?" dedi. `Ne oldu? dedim, "Bursa' ya teknikere gittik" dedi. "Teknikerde okuyorduk" dedi. "Aynı pansiyonda kalıyorduk" dedi. "Eve döndüm, baktım" dedi, "Turan kendini asmış... ve Turan öldü..."
Gencabay Üstad, duygulandığı için, kısa bir süre konuşmakta güçlük çektikten sonra, türkünün hikâyesini gözünden akmasına engel olamadığı gözyaşının buğusu altında şu cümleyle ancak tamamlayabildi:
"Bu bir ağıttır..."

enzu26 yazdı:Ayrıca gurbet şarkısının hikayesi bencede Tam bir ağıttır...
Umarım ahir dünyada kavuşur sevdiğine rahmetli...



Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir