




idam_mahkumu yazdı:
Ben lise birdeyken yatılıydım. Okula yakın bir muhitte, yurtda kalıyordum. Yurtda okuyan, kafasını kitaplara gömmüş, bu sebebten çoğunun gözü bozuk (gözlüklü), psikolojisi bozuk, saçları dökülmüş yada ağarmış insanlar vardı. Yaşları büyükdü, üniversiteye girebilmek için her yolu deniyorlardı. Bunlar "efkâr" yani "fikir" yani "düşünmekten" uzaklaşmış, robotlatmış geleceğin "doktor" , "mühendis" yada "avukat"larıydı. Ama her ne hikmetse bu üstün zekalar Gencebay'ın hiç anlamıyorlardı. Ben 15 yaşındaydım, Zaman Akıp Gider'i dinlerken gözlerim kan çanağı gibi oluyordu bu aydınlar ise "Yahu bu yaşda ne dinliyosun şu herifi ne anlıyosun..." derlerdi. Bende "Sizin anlayamadığınızı..." derdim. "Bizde bu zeka varken neden anlamayalım, anlaşılmayacak kadar zor birşey değil, anlaşılabilecek bir tarafı olsa biz anlardık. Biz bu zekayla anlamazken sen 15 yaşında gelmiş bize felsefe yapıyorsun..." derlerdi... Traji komik, şimdi çoğu doktor, avukat, mühendis ve öğretmen olmuştur ama felsefe nedir, müzik nedir, ruh nedir, şarkını dinlemek değil anlamak nedir, şarkının açtığı pencereden bakıp kimsenin göremeyeceği manzaraları görmek nedir, anlamamışlardı

topraktanbircan yazdı:idam_mahkumu yazdı:
Ben lise birdeyken yatılıydım. Okula yakın bir muhitte, yurtda kalıyordum. Yurtda okuyan, kafasını kitaplara gömmüş, bu sebebten çoğunun gözü bozuk (gözlüklü), psikolojisi bozuk, saçları dökülmüş yada ağarmış insanlar vardı. Yaşları büyükdü, üniversiteye girebilmek için her yolu deniyorlardı. Bunlar "efkâr" yani "fikir" yani "düşünmekten" uzaklaşmış, robotlatmış geleceğin "doktor" , "mühendis" yada "avukat"larıydı. Ama her ne hikmetse bu üstün zekalar Gencebay'ın hiç anlamıyorlardı. Ben 15 yaşındaydım, Zaman Akıp Gider'i dinlerken gözlerim kan çanağı gibi oluyordu bu aydınlar ise "Yahu bu yaşda ne dinliyosun şu herifi ne anlıyosun..." derlerdi. Bende "Sizin anlayamadığınızı..." derdim. "Bizde bu zeka varken neden anlamayalım, anlaşılmayacak kadar zor birşey değil, anlaşılabilecek bir tarafı olsa biz anlardık. Biz bu zekayla anlamazken sen 15 yaşında gelmiş bize felsefe yapıyorsun..." derlerdi... Traji komik, şimdi çoğu doktor, avukat, mühendis ve öğretmen olmuştur ama felsefe nedir, müzik nedir, ruh nedir, şarkını dinlemek değil anlamak nedir, şarkının açtığı pencereden bakıp kimsenin göremeyeceği manzaraları görmek nedir, anlamamışlardı
ömer yazının özellikle bu kısmı çok dikkatimi çekti.burada öyle bir manzara çizmişsin ki sanki üniversiteye girmek için ders çalışmak,üniversite okumak,avukat,mühendis ve doktor olmak suçmuş gibi.her insanın beğendiğimiz ya da beğenmediğimiz tarafları olabilir.ama o kişilerin saygı duyulacak tarafları da olabilir.velhasıl yaradılış gereği kimse birbirinin kopyası olamaz.sırf onlarla müzik konusunda aynı fikirde olmadığın için "robotlaşmış,müzik ve ruh nedir bilmeyen,düşünmekten uzaklaşmış" gibi sözcükleri hayatında belli çabaları gösteren ve belli saygın meslekleri edinen tüm meslek grubundaki insanlara yansıtmış gibi olmuşsun.ki bu da gencebay'ın savunduğu hoşgörü ve hümanizm ilkeleriyle çelişiyor.bir kimse kafasını hayatı boyunca kitaplara gömmüş olabilir. "üniversiteye girebilmek için her yolu denemiş" de olabilir senin deyiminlebunlar ayıp değil tam tersine iftihar edilmesi gereken davranışlardır. ama ne psikolojisi bozulmuştur ne de robotlaşmıştır.müzik de nedir ruh da gayet iyi bilir.bunlar birer tezat olmasa gerek diye düşünüyorum.
bence müzik beğenisi o kişiye özel bişeydir.tamamen onun algı ve duyumlarına.her eğitim düzeyi ve kesimden gencebay'ı çok iyi anlayan insan da olabilir.anlamayan insan da.dediğim gibi bu o sanatçının verdiği mesajı ne kadar alabildiğinize,hayata bakışınızın ne kadar örtüştüğüne,size ne kadar hitap ettiğine bağlı birşey.gencebay da bu sebeple ayırım yapmadan hedefinin tüm insanlık olduğunu belirterek;"beni insan dinlesin" demiştir.kimisi kendini klasik müzikte bulur,kimisi gencebay'da. veya zamanına göre her ikisinde de.ama ikisinin de ortak paydası kaliteli müziktir,ki önemli olan da budur.ama dinledikleri müziği birbirlerine karşı "övünme,böbürlenme ve birbirlerini küçük görme" vesilesi olarak kullanıllarsa yanlışa girmiş olurlar.çünkü ikisi de kaliteli müzik dinlemektedir.ben hep demişimdir;bir kimse gencebay müziğini sevmeyebilir,tınısı hoşuna gitmeyebilir.bu son derece doğaldır.nitekim biz sevdik diye herkes sevmek zorunda değildir.ama bilgi sahibi olmadan bilgiçlik taslamaya,küçük görmeye,aşağılamaya,"arabeskçi işte" demeye devam ederse bizim itirazımız bu noktadadır.



idam_mahkumu yazdı:topraktanbircan yazdı:idam_mahkumu yazdı:
Ben lise birdeyken yatılıydım. Okula yakın bir muhitte, yurtda kalıyordum. Yurtda okuyan, kafasını kitaplara gömmüş, bu sebebten çoğunun gözü bozuk (gözlüklü), psikolojisi bozuk, saçları dökülmüş yada ağarmış insanlar vardı. Yaşları büyükdü, üniversiteye girebilmek için her yolu deniyorlardı. Bunlar "efkâr" yani "fikir" yani "düşünmekten" uzaklaşmış, robotlatmış geleceğin "doktor" , "mühendis" yada "avukat"larıydı. Ama her ne hikmetse bu üstün zekalar Gencebay'ın hiç anlamıyorlardı. Ben 15 yaşındaydım, Zaman Akıp Gider'i dinlerken gözlerim kan çanağı gibi oluyordu bu aydınlar ise "Yahu bu yaşda ne dinliyosun şu herifi ne anlıyosun..." derlerdi. Bende "Sizin anlayamadığınızı..." derdim. "Bizde bu zeka varken neden anlamayalım, anlaşılmayacak kadar zor birşey değil, anlaşılabilecek bir tarafı olsa biz anlardık. Biz bu zekayla anlamazken sen 15 yaşında gelmiş bize felsefe yapıyorsun..." derlerdi... Traji komik, şimdi çoğu doktor, avukat, mühendis ve öğretmen olmuştur ama felsefe nedir, müzik nedir, ruh nedir, şarkını dinlemek değil anlamak nedir, şarkının açtığı pencereden bakıp kimsenin göremeyeceği manzaraları görmek nedir, anlamamışlardı
ömer yazının özellikle bu kısmı çok dikkatimi çekti.burada öyle bir manzara çizmişsin ki sanki üniversiteye girmek için ders çalışmak,üniversite okumak,avukat,mühendis ve doktor olmak suçmuş gibi.her insanın beğendiğimiz ya da beğenmediğimiz tarafları olabilir.ama o kişilerin saygı duyulacak tarafları da olabilir.velhasıl yaradılış gereği kimse birbirinin kopyası olamaz.sırf onlarla müzik konusunda aynı fikirde olmadığın için "robotlaşmış,müzik ve ruh nedir bilmeyen,düşünmekten uzaklaşmış" gibi sözcükleri hayatında belli çabaları gösteren ve belli saygın meslekleri edinen tüm meslek grubundaki insanlara yansıtmış gibi olmuşsun.ki bu da gencebay'ın savunduğu hoşgörü ve hümanizm ilkeleriyle çelişiyor.bir kimse kafasını hayatı boyunca kitaplara gömmüş olabilir. "üniversiteye girebilmek için her yolu denemiş" de olabilir senin deyiminlebunlar ayıp değil tam tersine iftihar edilmesi gereken davranışlardır. ama ne psikolojisi bozulmuştur ne de robotlaşmıştır.müzik de nedir ruh da gayet iyi bilir.bunlar birer tezat olmasa gerek diye düşünüyorum.
bence müzik beğenisi o kişiye özel bişeydir.tamamen onun algı ve duyumlarına.her eğitim düzeyi ve kesimden gencebay'ı çok iyi anlayan insan da olabilir.anlamayan insan da.dediğim gibi bu o sanatçının verdiği mesajı ne kadar alabildiğinize,hayata bakışınızın ne kadar örtüştüğüne,size ne kadar hitap ettiğine bağlı birşey.gencebay da bu sebeple ayırım yapmadan hedefinin tüm insanlık olduğunu belirterek;"beni insan dinlesin" demiştir.kimisi kendini klasik müzikte bulur,kimisi gencebay'da. veya zamanına göre her ikisinde de.ama ikisinin de ortak paydası kaliteli müziktir,ki önemli olan da budur.ama dinledikleri müziği birbirlerine karşı "övünme,böbürlenme ve birbirlerini küçük görme" vesilesi olarak kullanıllarsa yanlışa girmiş olurlar.çünkü ikisi de kaliteli müzik dinlemektedir.ben hep demişimdir;bir kimse gencebay müziğini sevmeyebilir,tınısı hoşuna gitmeyebilir.bu son derece doğaldır.nitekim biz sevdik diye herkes sevmek zorunda değildir.ama bilgi sahibi olmadan bilgiçlik taslamaya,küçük görmeye,aşağılamaya,"arabeskçi işte" demeye devam ederse bizim itirazımız bu noktadadır.
Aslına bakarsan bu hususta yalnış anlaşıldım. Elbette her insanın beğeni mekanizması kendisine hazdır, birinin beğendiğini biri beğenmeyebilir, diğeri beğenedebilir.
Ben yukarıdaki pragrafımda farklı noktalara dikkat çekmek istedim. Ben o ortamda hor görüldüm, benim feryadım bu yönde. Lise bire giden, küçüçük bir çocuktum. Yaşım 15'idi. Yaşı en küçük olan 24-25 yaşlarındaydı, 30 yaşına kadar insan vardı. Farklı şehirlerden, hatta farklı ülkelerden. Meselâ 28 yaşında nijeryalı, 25 yaşında rusyalı vs. vardı.
Ben o ortamda çok ezildim ve beni "arabeskçi" olarak gördüler kendileri. Benim sistemim şu yönde;
"Kafalarınızı kitaba gömmüşsünüz, yaşlarınız 25-30. Saçlarınız dökülmüş, tek amacınız bir yerlere gelebilmek. Ama Gencebay'ı arabesk diye nitelendirerek düşünce fikir sisteminizin ne kadar basit olduğunu gözler önüne seriyorsunuz. Artı olarak henüz 15 yaşında lise bire giden bir çoçuğu arabeskçi diye nitelendirip, zekasını düşük görüp, dalga geçip alay edip hor görüyorsunuz... Belki doktor, mühendis olacaksınız ama adam olamayacaksınız...."
Şeklindedir...

topraktanbircan yazdı:idam_mahkumu yazdı:topraktanbircan yazdı:idam_mahkumu yazdı:
Ben lise birdeyken yatılıydım. Okula yakın bir muhitte, yurtda kalıyordum. Yurtda okuyan, kafasını kitaplara gömmüş, bu sebebten çoğunun gözü bozuk (gözlüklü), psikolojisi bozuk, saçları dökülmüş yada ağarmış insanlar vardı. Yaşları büyükdü, üniversiteye girebilmek için her yolu deniyorlardı. Bunlar "efkâr" yani "fikir" yani "düşünmekten" uzaklaşmış, robotlatmış geleceğin "doktor" , "mühendis" yada "avukat"larıydı. Ama her ne hikmetse bu üstün zekalar Gencebay'ın hiç anlamıyorlardı. Ben 15 yaşındaydım, Zaman Akıp Gider'i dinlerken gözlerim kan çanağı gibi oluyordu bu aydınlar ise "Yahu bu yaşda ne dinliyosun şu herifi ne anlıyosun..." derlerdi. Bende "Sizin anlayamadığınızı..." derdim. "Bizde bu zeka varken neden anlamayalım, anlaşılmayacak kadar zor birşey değil, anlaşılabilecek bir tarafı olsa biz anlardık. Biz bu zekayla anlamazken sen 15 yaşında gelmiş bize felsefe yapıyorsun..." derlerdi... Traji komik, şimdi çoğu doktor, avukat, mühendis ve öğretmen olmuştur ama felsefe nedir, müzik nedir, ruh nedir, şarkını dinlemek değil anlamak nedir, şarkının açtığı pencereden bakıp kimsenin göremeyeceği manzaraları görmek nedir, anlamamışlardı
ömer yazının özellikle bu kısmı çok dikkatimi çekti.burada öyle bir manzara çizmişsin ki sanki üniversiteye girmek için ders çalışmak,üniversite okumak,avukat,mühendis ve doktor olmak suçmuş gibi.her insanın beğendiğimiz ya da beğenmediğimiz tarafları olabilir.ama o kişilerin saygı duyulacak tarafları da olabilir.velhasıl yaradılış gereği kimse birbirinin kopyası olamaz.sırf onlarla müzik konusunda aynı fikirde olmadığın için "robotlaşmış,müzik ve ruh nedir bilmeyen,düşünmekten uzaklaşmış" gibi sözcükleri hayatında belli çabaları gösteren ve belli saygın meslekleri edinen tüm meslek grubundaki insanlara yansıtmış gibi olmuşsun.ki bu da gencebay'ın savunduğu hoşgörü ve hümanizm ilkeleriyle çelişiyor.bir kimse kafasını hayatı boyunca kitaplara gömmüş olabilir. "üniversiteye girebilmek için her yolu denemiş" de olabilir senin deyiminlebunlar ayıp değil tam tersine iftihar edilmesi gereken davranışlardır. ama ne psikolojisi bozulmuştur ne de robotlaşmıştır.müzik de nedir ruh da gayet iyi bilir.bunlar birer tezat olmasa gerek diye düşünüyorum.
bence müzik beğenisi o kişiye özel bişeydir.tamamen onun algı ve duyumlarına.her eğitim düzeyi ve kesimden gencebay'ı çok iyi anlayan insan da olabilir.anlamayan insan da.dediğim gibi bu o sanatçının verdiği mesajı ne kadar alabildiğinize,hayata bakışınızın ne kadar örtüştüğüne,size ne kadar hitap ettiğine bağlı birşey.gencebay da bu sebeple ayırım yapmadan hedefinin tüm insanlık olduğunu belirterek;"beni insan dinlesin" demiştir.kimisi kendini klasik müzikte bulur,kimisi gencebay'da. veya zamanına göre her ikisinde de.ama ikisinin de ortak paydası kaliteli müziktir,ki önemli olan da budur.ama dinledikleri müziği birbirlerine karşı "övünme,böbürlenme ve birbirlerini küçük görme" vesilesi olarak kullanıllarsa yanlışa girmiş olurlar.çünkü ikisi de kaliteli müzik dinlemektedir.ben hep demişimdir;bir kimse gencebay müziğini sevmeyebilir,tınısı hoşuna gitmeyebilir.bu son derece doğaldır.nitekim biz sevdik diye herkes sevmek zorunda değildir.ama bilgi sahibi olmadan bilgiçlik taslamaya,küçük görmeye,aşağılamaya,"arabeskçi işte" demeye devam ederse bizim itirazımız bu noktadadır.
Aslına bakarsan bu hususta yalnış anlaşıldım. Elbette her insanın beğeni mekanizması kendisine hazdır, birinin beğendiğini biri beğenmeyebilir, diğeri beğenedebilir.
Ben yukarıdaki pragrafımda farklı noktalara dikkat çekmek istedim. Ben o ortamda hor görüldüm, benim feryadım bu yönde. Lise bire giden, küçüçük bir çocuktum. Yaşım 15'idi. Yaşı en küçük olan 24-25 yaşlarındaydı, 30 yaşına kadar insan vardı. Farklı şehirlerden, hatta farklı ülkelerden. Meselâ 28 yaşında nijeryalı, 25 yaşında rusyalı vs. vardı.
Ben o ortamda çok ezildim ve beni "arabeskçi" olarak gördüler kendileri. Benim sistemim şu yönde;
"Kafalarınızı kitaba gömmüşsünüz, yaşlarınız 25-30. Saçlarınız dökülmüş, tek amacınız bir yerlere gelebilmek. Ama Gencebay'ı arabesk diye nitelendirerek düşünce fikir sisteminizin ne kadar basit olduğunu gözler önüne seriyorsunuz. Artı olarak henüz 15 yaşında lise bire giden bir çoçuğu arabeskçi diye nitelendirip, zekasını düşük görüp, dalga geçip alay edip hor görüyorsunuz... Belki doktor, mühendis olacaksınız ama adam olamayacaksınız...."
Şeklindedir...
anladım,haklısın.ama şimdi yazdığın ve bu hislerini sana has kılan özel durumları önceki yazında belirtmeyince yazıda bir genelleme havası oluşmuş.ben de burada senin anlatmak istediğinle bağdaşmayan yanlış anlamlar çıkabilir diye yazdım.seni tanıdığım için..
berhüdar ol...



idam_mahkumu yazdı:topraktanbircan yazdı:idam_mahkumu yazdı:topraktanbircan yazdı:idam_mahkumu yazdı:
Ben lise birdeyken yatılıydım. Okula yakın bir muhitte, yurtda kalıyordum. Yurtda okuyan, kafasını kitaplara gömmüş, bu sebebten çoğunun gözü bozuk (gözlüklü), psikolojisi bozuk, saçları dökülmüş yada ağarmış insanlar vardı. Yaşları büyükdü, üniversiteye girebilmek için her yolu deniyorlardı. Bunlar "efkâr" yani "fikir" yani "düşünmekten" uzaklaşmış, robotlatmış geleceğin "doktor" , "mühendis" yada "avukat"larıydı. Ama her ne hikmetse bu üstün zekalar Gencebay'ın hiç anlamıyorlardı. Ben 15 yaşındaydım, Zaman Akıp Gider'i dinlerken gözlerim kan çanağı gibi oluyordu bu aydınlar ise "Yahu bu yaşda ne dinliyosun şu herifi ne anlıyosun..." derlerdi. Bende "Sizin anlayamadığınızı..." derdim. "Bizde bu zeka varken neden anlamayalım, anlaşılmayacak kadar zor birşey değil, anlaşılabilecek bir tarafı olsa biz anlardık. Biz bu zekayla anlamazken sen 15 yaşında gelmiş bize felsefe yapıyorsun..." derlerdi... Traji komik, şimdi çoğu doktor, avukat, mühendis ve öğretmen olmuştur ama felsefe nedir, müzik nedir, ruh nedir, şarkını dinlemek değil anlamak nedir, şarkının açtığı pencereden bakıp kimsenin göremeyeceği manzaraları görmek nedir, anlamamışlardı
ömer yazının özellikle bu kısmı çok dikkatimi çekti.burada öyle bir manzara çizmişsin ki sanki üniversiteye girmek için ders çalışmak,üniversite okumak,avukat,mühendis ve doktor olmak suçmuş gibi.her insanın beğendiğimiz ya da beğenmediğimiz tarafları olabilir.ama o kişilerin saygı duyulacak tarafları da olabilir.velhasıl yaradılış gereği kimse birbirinin kopyası olamaz.sırf onlarla müzik konusunda aynı fikirde olmadığın için "robotlaşmış,müzik ve ruh nedir bilmeyen,düşünmekten uzaklaşmış" gibi sözcükleri hayatında belli çabaları gösteren ve belli saygın meslekleri edinen tüm meslek grubundaki insanlara yansıtmış gibi olmuşsun.ki bu da gencebay'ın savunduğu hoşgörü ve hümanizm ilkeleriyle çelişiyor.bir kimse kafasını hayatı boyunca kitaplara gömmüş olabilir. "üniversiteye girebilmek için her yolu denemiş" de olabilir senin deyiminlebunlar ayıp değil tam tersine iftihar edilmesi gereken davranışlardır. ama ne psikolojisi bozulmuştur ne de robotlaşmıştır.müzik de nedir ruh da gayet iyi bilir.bunlar birer tezat olmasa gerek diye düşünüyorum.
bence müzik beğenisi o kişiye özel bişeydir.tamamen onun algı ve duyumlarına.her eğitim düzeyi ve kesimden gencebay'ı çok iyi anlayan insan da olabilir.anlamayan insan da.dediğim gibi bu o sanatçının verdiği mesajı ne kadar alabildiğinize,hayata bakışınızın ne kadar örtüştüğüne,size ne kadar hitap ettiğine bağlı birşey.gencebay da bu sebeple ayırım yapmadan hedefinin tüm insanlık olduğunu belirterek;"beni insan dinlesin" demiştir.kimisi kendini klasik müzikte bulur,kimisi gencebay'da. veya zamanına göre her ikisinde de.ama ikisinin de ortak paydası kaliteli müziktir,ki önemli olan da budur.ama dinledikleri müziği birbirlerine karşı "övünme,böbürlenme ve birbirlerini küçük görme" vesilesi olarak kullanıllarsa yanlışa girmiş olurlar.çünkü ikisi de kaliteli müzik dinlemektedir.ben hep demişimdir;bir kimse gencebay müziğini sevmeyebilir,tınısı hoşuna gitmeyebilir.bu son derece doğaldır.nitekim biz sevdik diye herkes sevmek zorunda değildir.ama bilgi sahibi olmadan bilgiçlik taslamaya,küçük görmeye,aşağılamaya,"arabeskçi işte" demeye devam ederse bizim itirazımız bu noktadadır.
Aslına bakarsan bu hususta yalnış anlaşıldım. Elbette her insanın beğeni mekanizması kendisine hazdır, birinin beğendiğini biri beğenmeyebilir, diğeri beğenedebilir.
Ben yukarıdaki pragrafımda farklı noktalara dikkat çekmek istedim. Ben o ortamda hor görüldüm, benim feryadım bu yönde. Lise bire giden, küçüçük bir çocuktum. Yaşım 15'idi. Yaşı en küçük olan 24-25 yaşlarındaydı, 30 yaşına kadar insan vardı. Farklı şehirlerden, hatta farklı ülkelerden. Meselâ 28 yaşında nijeryalı, 25 yaşında rusyalı vs. vardı.
Ben o ortamda çok ezildim ve beni "arabeskçi" olarak gördüler kendileri. Benim sistemim şu yönde;
"Kafalarınızı kitaba gömmüşsünüz, yaşlarınız 25-30. Saçlarınız dökülmüş, tek amacınız bir yerlere gelebilmek. Ama Gencebay'ı arabesk diye nitelendirerek düşünce fikir sisteminizin ne kadar basit olduğunu gözler önüne seriyorsunuz. Artı olarak henüz 15 yaşında lise bire giden bir çoçuğu arabeskçi diye nitelendirip, zekasını düşük görüp, dalga geçip alay edip hor görüyorsunuz... Belki doktor, mühendis olacaksınız ama adam olamayacaksınız...."
Şeklindedir...
anladım,haklısın.ama şimdi yazdığın ve bu hislerini sana has kılan özel durumları önceki yazında belirtmeyince yazıda bir genelleme havası oluşmuş.ben de burada senin anlatmak istediğinle bağdaşmayan yanlış anlamlar çıkabilir diye yazdım.seni tanıdığım için..
berhüdar ol...
Teşekkür ederim, yalnış anlışmak istemem.. Son olarak şunu demek istiyorum
Bu düşüncemde herhangi bir genelleme yok. O ortamda bulunan bir avuc elemandan söz ediyorum. Benim fikrime, düşünceme saygı duygukdan sonra sen ne olursan ol, ama önce insanların dinlediklerine ve inandıklarına saygılı ol. Herşey okumakla olmuyor, ( söz meclisten dışarı ).
Yaşları benden büyük oldukları için çoğu kez "burada bu müziği dinleme" diye kasetlerimi kırmışları, yakmışlardı. Yönetime şikayet ettiğimde ise pek umursanmamıştım.
Şimdi hepsi belki doktor, avukat olmuştur ama ADAM OLAMAMIŞTIR.
Demek istediğim noktalar buydu. Bu arada o günlere tekrar gittim, sinirim bozuldu....



nikrizruyası yazdı:benimde orhan gencebay sevgim leyla ile mecnun filmiyle başladı 9 yaşındaydın sanırım
ömer in başına gelen hor görülme benim de başıma geldi sürekli eleştirildim arkadaşlarım tarafından öyle abartılı oluyordu ki kız arkadaş bile bulamıyorduk![]()
ben bursa da okudum çelebi mehmet lisesi nde ata demirel bizim okuldaydı ve ıyı bır gencebay dinleyıcısydı oda hor görülürdü![]()
netice itibariyle herkes bu durumları yaşamıştır ama hep şunu gördüm gencebay dinleyen arkadaşların hepsi olgun hayatı tanıyan ve bilinçli insanlardı bizlere "4-5 arakadastık" filozof derlerdi kız tavlamak ısteyen arkadaslar bıze gelır ve şarkı sözlerı ısterlerdı bu sayede kantınden çok meşrubatlarını içmişizdir



Bu forumu görüntüleyenler: Yahoo [Bot] ve 1 misafir