


topraktanbircan yazdı:ikisini ortak paydada buluşturdu.bir yandan türk halkının farklı müzik dinleyen kesimlerini ortak bir paydada buluşturma çabasındayken,bir yandan da türk müziğine altyapı üstyapı ayrımı,orkestrasyon,partisyon gibi çağdaş ve çoksesli batı müziğinin anlayışlarını ilk defa bu kadar yoğun biçimde getirerek bize ait etkin bir güncellik oluşturdu.bizim duyumumuzla batının tekniğini birleştirdi.bizim duyumumuz derken,sırf türk müziğini değil;adriyatikten çin havzasına kadar olan değerleri baz almıştır.ama ana ağırlık noktası türk müziğidir.bunun için de çok araştırmıştır,emek göstermiştir.halk ve sanat müziğinin derinliklerine girmiş,dünya müziklerini araştırmış ve müziğine icra edip uygulamış,sazını daha üst noktalara taşımaya yönelik çalışmalar yapmış,çeşitli enstrumanlarla ilglenmiş,müziğin sadece bestecilik değil düzenleme,orkestrasyon ve yönetim kısımlarıyla da ilgilenmiştir.yani dediği gibi tamamen müziğin mutfağında bir araştırmacıdır.
sonuçta bu çabaların hepsi sanattır.hem de bu kadar özelliği aynı anda üzerinde bulundurduğunu düşünürsek,gerçekten ülkemizde belki de kendisinin tek temsilcisi olduğu bir sanat anlayışıdır bu.ama başta da dediğim gibi sanat gücünü ve sanat bilgisini türk halkının ortak duyumunu yakalamak amacıyla bir araç olarak kullanmıştır.ben gencebay müziği için bunları düşünüyorum.kendinden önce ve kendinden sonra müziğine burun kıvıran aydın geçinen kesimin savunduğu bir tez vardı.bir çalışma ne kadar sanat içerikliyse halk tarafından o kadar az,sanat içeriği ne kadar düşükse halk tarafından o kadar çok benimsenirdi.hatta biraz dikkatli bakarsak türk sanat ve türk halk müziği adlandırmalarının altında yatan da bu anlayış değil mi?halk olunca sanat olmaz,sanat olunca halk olmaz gibi.elbetteki bazı örnekler için böyle bir durumdan bahsedilebilir.bunların da örneği var,yok değil.ama bunları bu kadar keskin çizgilerle ayırmak yanlış ve bu bir kanun değil;en azından gencebay müziği için.Gencebay sanat ve halkı bir odakta buluşturmayı başarabilen çok nadir sanatçılardandır türk müziği tarihinde.zaten orijinalitesi ve kıymeti biraz da buradan gelmektedir.
sonuçta ne tamamen sanat için sanat,ne tamamen halk için sanat yapmıştır.ikisini de birbirinin hizmetinde kullanmıştır.


asical yazdı:Ben Gencebay müziğini halk için ya da sanat için olarak sınıflandırmıyorum,sınıflandıramıyorum.Bugüne kadar dinlediğim,öğrendiğim,ezberlediğim,ezberleyemediğim ama bildiğim hiçbir şarkısında ilahi aşka değinilmemiş ya da hissettirilmemiş bir mısraya yada beyite rastlamadım.Hemen hemen her eserinde tanrıyla bir hasbihal vardır anlayana.Örneklerim en iyi bildiklerimizden şunlar olacak;Bazı şarkılarında iki arkadaşın muhabbeti gibidir sanırsınız ki iki arkadaş konuşuyor biri birine işine gelirse diyor(hatasız kul olmaz,hatamla sev beni),bazende acizliğini hatırlıyor,bağrını dövüyor,korkuyor kaybettiğini farketmekten(tanrım bu rüyadan hiç uyandırmasın),bazen de anlamayanı sapıtmış bu dedirtircesine bir Hallac-ı Mansur gibi,bir Kaygusuz Abdal gibi,hatta Yunus gibi şathiyeler söylüyor(şaşıran sen mi yoksa ben miyim bilemedim).Yani divan edebiyatının en güzel gazel ve kasidelerine öykünürcesine yazıyor,bazen de bir gurbet havası ezgileriyle halk müziğine yaslanıyor halk edebiyatını ve müziğini taçlandırıyor.Ben bu minvalde yaptığı müzikte yani söz ve melodi kardeşliğinde Orhan Baba mayasını tasavvufun en büyükleriyle,halk edebiyatının en devlerinden almıştır diyorum.Sitemiz müdavimlerinin arasında 'kardeşim düpedüz aşık olmuş kıza ,yazmış geçmiş,bestelemiş geçmiş' sığlığında tamamen arabesk bir yaklaşımla Gencebay müziğini nitelemeye çalışanlar olacağını sanmıyorum.Ama adında radikal sıfatı olan bir grupta bu düşüncelere de karşı çıkamam.Bir de şu nokta var diye bilirsiniz ki ' Yav asical iyi hoşta Orhan Baba bu dediğin parçaların çoğunda diğer şairlerden almış sözleri,biz ne bilelim Orhan Babanın içini' derseniz de cevabım basit.Savaşa giden askerin kılıcını hangi demirci de yaptırdığının ne önemi var ikisi de aynı amaç için uğraşmamış mı?Ya da Hz.İbrahim korla imtihan edilirken karınca bir damla suyla tarafını belli etmemiş mi,suyu hangi dereden aldığının ne önemi varderim. Sözün özü benim kişisel görüşüm Gencebay Müziğini halk için sanat veya sanat için sanat anlayışına ben oturtamıyorum. İçerdiği ilahi aşk,insancıllık,yaratılan herşeye hatta taşa toprağa bile ben topraktan bir canım derken insan üstü bir saygı içermiyor mu arkadaşlar?Yaaa bu söz ben topraktan bir canım demek bize aslımızı hatırlatmıyor mu?Bu Babanın bizden farkı işte.Biz niye benzeri bir sözü yürekleri okşarcasına diyemiyoruz, desekte dinletemiyoruz? Halk olarak bizlerde,sanatta Orhan Gencebay'ın müziğinden nasibimizi almış bulunuyoruz.Sanat adına (bir de sanatın ne olduğunu bir anlasam o kadar ayağa düştü ki)birşey diyemesem de o halkın içinden nasiplenen birisi olarak ben Gencebay Müziğinin halk içinde ,sanat içinde fazla olduğunu düşünüyorum,malum sebeblerden deyince eminim ki Gencebay severler ne dediğimi anlayacaklardır. Ama sırf ironi olsun diye, kafalarda bir soru işareti bırakmak açısından Gencebay'ın bir sözünü unutmamak lazım diyerek alıntılıyorum.Gene de Gencebay Müziğinin ne için olduğuna Radikal ve Özgün Gencebaycılar karar verecek.Baba diyor ki''BU ESERLER ARTIK BENİM DEĞİL SİZİNDİR''.Şimdi söyleyin bakalım Gencebay müziği Halk için mi,Sanat için mi?







Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir