Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

Gencebay Müziğinin Derinliklerine Yolculuk...

Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti idam_mahkumu 20 Oca 2008, 23:21

Gencebay net aleminde pek söz edilmeyen, pek irdelenmeyen bir konu bu. Gencebay müziğinin büyüsünü keşfetmiş, felsefe deryasının ılık sularında kulaç atan isimleriz. Ama Genceby’ın sesi hakkında pek konuşamadık. Şimdi bu konuyu biraz açalım istiyorum.

Orhan GENCEBAY herkesin bildiği gibi, büyük bir müzisyen; geniş çaplı bir beskekârdır. Virtüözdür, aranjördür, enstrümanisttir, maestrodur, orkestra yönetmenidir, notisttir ve aynı zamanda bir ses sanatçısıdır.

O’nun “ses sanatçısı” olan kimliği diğer bir çok Türk ses sanatçılarından farklı bir yerdedir. Bir kere O’nu marjinal kılan; sadece ve sadece kendi bestelerini okumasıdır. Dolayısı ile Gencebay için “yorumcu” ya da “şarkıcı” tanımasını kullanmak yersiz ve yetersizdir.

Kendi eserlerini ve kendi bestelerini seslendiren bir kimseye “yorumcu” denmez. Çünkü bir insan kendine ait olan bir şeyi sunuyorsa; bu O’nu dinleyenlere “kendi rengiyle” sunduğu anlamına gelmez. Gencebay bir bestekârdır; bir müzik dahisidir ve sadece kendi eserlerini okur, seslendirir. Gencebay’ın bu yönünü; “yorumcu” yada “şarkıcı” diye nitelemek yanlış olur. Ancak “Ses sanatçısı” tanımlaması yapılabilir, tek başına salt olarak “ses sanatçısı” ifadesi de yersiz kalır.

Bir zincir düşünün, küçük halkalar giderek büyüyor. Bu halkalardan biri eksilirse, diziliş bozulur, dolayısı ile estetik bozulur. Estetik bozulursa, iş kabiliyeti bozulur. Bir halkanın eksilmesi her şeyi alt üst edebilir. Yada bir Tren düşünün. Trenin lokomotifi olmazsa, o tren hiçbir işe yaramaz. Ama tek başına lokomotifte işlerin yürümesinde yeterli olmayabilir.

İşte Gencebay müziği de böyledir. İlham’ın gelmesiyle başlar; stüdyoda mikrofona eser okumakla son bulur. Arada hiçbir kopukluk yoktur. İlham gelir, bağlama ele alınır ve öne nota kâğıdı açılır. Bir yandan da ses kayıt cihazları her olasılığa karşın, açıktır ve kayıttadır.

İlham; Gencebay’ın büyük müzisyenliği ile notalara dökülür. Bu büyük ama çok büyük bir yetenektir. Tıpkı ham demirin, yumuşak demire dönüşmesi gibidir. Gencebay’ın gönlüne doğan gel-git duygular; beyin tarafından duyguya, sonra yetenek, teknik ve beceri ile notaya dökülür. Böylelikle eserin ezgisi-melodisi az bucuk şekillenmiş durumdadır.

Notalar, üzerinde beklide günlerce çalışarak besteye dönüşür. Bu zincirin ikinci halkasıdır diyebiliriz. Yalnız dikkat etmek gereken nokta; zincirin giderek büyümesidir.

Beste şekillendikten sonra; ustası tarafından ( Gencebay tarafından ) en iyi şekilde aranje edilir. Zincirin üçüncü halkasına geldik.

Artık stüdyoya girme zamanı gelmiştir. Zincirin en önemli halkalarından biridir bu. Eğer bu aşamada, Doğal diziliş bozulursa, o zincir gerçek amacına ulaşamaz. Şayet zincir, orantılı olarak kendinden öncekiler gibi doğal ve natürel biçimde gelşmişse, ancak o zaman özgün olur.

Gencebay tabii ki bu doğal dizilişi bozmadan; zincire en son halkayı ekler. “Eseri okumak…”

Ortaya bir zincir çıktı. Bu zincir özgün bir zincir. Ustası, ilk halkasından en son halkasına kadar başka kimsenin elini vurdurmadan; tamamen kendi duygu ve yetenekleri ile halkaları bir bir tasarladı ve devasa bir puzzle gibi yerli yerine monte etti. Ve puzzle’nin tamamlanması için en son hamleyi yaptı; eseri kendi sesiyle okudu.

Bir beste böylelikle, Gencebay’ın tüm uzuv ve yetenekleri ile doğmuş oldu. Gönül’e doğdu; beyinde şekillendi, el ve bilek ile notaya döküldü, yetenek ve teknik ile aranje edildi; bilgi, donanım, arzu ve istek ile orkestrasyonu yapıldı, gırtlak ve nefes ile eser okundu; tamamlandı.

Gencebay elbette ki tüm bu halkaların yerli yerine dizilmesinde başka insanlardan yardım destek aldı; fakat bu o eseri melezleştirmedi; duygu Gencebay’ın duygusu, teknik Gencebay’ın tekniği; tohum Gencebay’ın, tarla Gencebay’ın. Su Gencebay’ın, işçilik Gencebay’ın.

Eğer ki Gencebay her şeyiyle kendisine ait olan bu eseri kendisi seslendirmeseydi; şu bir gerçek ki bugün Gencebay olmayabilirdi.

Gencebay’ı Gencebay yapan, bir inşaatın, çimentosundan, suyuna, tuğlasından, arsasına kadar, işçiliğinden, boyasına kadar her şeyiyle kendisine ait olmasıdır.

İşte Gencebay eserlerindeki büyünün gizemi de bu ayrıntıda saklıdır. Eğer bir Gencebay eserinin aranjörü başkası ise; Bir Gencebay Şaheserindeki önemli bir halka eksik olur, dolayısı ile zincirin doğal dizilişi bozulur, rengi bozulabilir, eser özgün olmayabilir.

Yada eğer bir Gencebay eserinde, eseri başkası bir başkası yorumlamışsa; bu duyguların yarım kaldığı anlamına gelir, eser sahibi eserine en son ilgiyi göstermemiş ve bir başkasına vermiştir, dolayısı ile bu bebek evlatlık verildiği aile tarafından iyi bakılmayabilir, dövülebilir, psikolojisi bozulabilir. Büyüdüğünde her ne kadar genlerinde ve DNA’larında babasının her şeyini taşımış olsa da, bir başka aile tarafından yetiştirilip büyütüldüğü için başkalaşmış olabilir. Gerek biyolojik olarak gerekse sosyolojik olarak.

İşte Gencebay eserlerinin başka sanatçılarca yorumlanması olayı her ne kadar bizi mutlu etse, duygulandırsa ve sevindirse de; madalyonun öbür yüzü göstermektedir ki; doğal diziliş bozulmuş durumdadır.

Şimdi gelelim Gencebay’ın sesine….

Gencebay’ın sesi halk arasında hep; “küçük, kuvvetsiz bir ses…” olarak bilinir… Bunu genelde hep kendi eselerini okumasına, Bir Müslüm Gürses yada bir Zeki Müren gibi her türden eser okumadığına bağlarlar. Oysaki çok büyük yanlışlıklar içeren bir düşüncedir bu.

Gencebay bir yorumcu değildir. Dolayısı ile sesi, sadece kendi eserleri için değerlidir; kendi eserlerini okumak için vardır. Eğer ki Gencebay yorumcu olsaydı, eğer ki Gencebay, Bülent Ersoy, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses gibi her türden şarkı okuyan bir şarkıcı olsaydı; O zaman belki sesi küçük görebilirdi.

Fakat, şunu anlamak gerekiyor; Her türden eser okuduğuna ve hakkını verdiğine inanılan, İbrahim Tatlıses, Zeki Müren, Müslüm Gürses bile, Gencebay eserlerinin hakkını verememektedir. İşte yanılgı burada…

Hani nerede kaldı yorumcu olmaları?

Dolayısı ile anlıyoruz ki, Gencebay, Gencebay Müziğinin en büyük yorumcusudur. Bir halk müziğinin en büyük yorumcusu olmayabilir; çünkü kendi eserlerini okuyor. Bir Sanat müziğinin en büyük yorumcusu olmayabilir; çünkü sadece kendi eserlerini okuyor. Ama Gencebay, Gencebay müziğinin en büyük ve en önemli yorumcusudur.

Kendi eserlerini en üst düzey seslendirmiyor mu? Evet. Kendi bestelerini seslendirirken en büyük duygular ile seslendirmiyor mu? Evet. Gencebay müziğinin en büyük ve en önemli ses sanatçısı değil midir; Evet. Dolayısı ile Gencebay “Şarkıcı” yada “yorumcu” sınıfının elemanı değildir ve bu sebepten dolayı, diğer ses sanatçılarının ses performanslarıyla kıyaslanamamalıdır.

Bir Gencebay müziğini her zaman en iyi şekilde okuyan Gencebay’ın şahsıdır. Şuan en büyük yorumcular arasında bulunan İbrahim Tatlıses bile, Gencebay müziğine gelince süt dökmüş kediye dönmektedir.

Gencebay’ın sesi sıra dışı, marjinal ve özgündür. Gencebay’ın sesi; Gencebay duyguları zincirin en son halkasıdır ve çok ama çok önemlidir.

Şimdi Gencebay’ın sesini biraz daha açalım.

Gencebay’ın olağanüstü bir sesi vardır. Çünkü, tıpkı müziğinde olduğu gibi sesi de sentez bir sestir. Batı, Türk halk ve türk sanat, arap, İspanyol ses yorumlarının bir sentezidir onun sesi. Her tür müzikle ilgilenirken, her türden eserin yorumuyla da ilgilenmiştir.

Dolayısı ile Gencebay, sadece Gencebay Müziğinin en önemli ses sanatçısı olarak değerlendirilmesinin yanında, bir batı eserini, bir Türk halk müziği eserini, bir Türk sanat müziği eserini ve bir İspanyol yada hint eserini en iyi şekilde ircaa edebilecek yeteneğe sahiptir.

Eğer ki Gencebay sadece “Sanat müziği” yorumundan anlasaydı ve her eserini belli bir çizgi de yorumlasaydı; şuan bu durumda olmayabilirdi.


Gencebay’ın müzik bilgisi tahmin ettiğinizin de çok ama çok üstündedir. Dünyanın sayılı müzisyenleri arasındadır. Nota bilgisi, enstrüman bilgisi, orkestrasyon bilgisi, ritim perküsyon bilgisi, aranje bilgisi üst düzeydir. Bu engin müzik bilgisinin sayesinde sesini çok ama çok iyi kullanabilmektedir.

Ve Gencebay’ın sesi bilimsel bir sestir. Piyano notaları kadar net ve berrak bir sesi vardır. Piyano “La” notasına bastığında çıkan 440’lık bir frenkans ile, Gencebay gırtlağından çıkan “LA” notası frekansının bilimsel değeri aynıdır. Gencebay sesini enstrüman gibi kullanabilme yeteneğine sahiptir.

Japon bilim adamlarının yaptığı bilimsel araştırmada bunu tüm çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. Japon ve Amerikan bilim adamlarının beş yıldır sürdürülen ABCATT PROJECT ( Abroad Broadcasting Carrier for Turkish Traditional Arts) adlı araştırmasına göre; Sezen Aksu, Muazzez Abacı, Mahsun Kırmızıgül, Emel Sayın, Barış Manço, Ahmet Kaya ve diğer bazı ünlü yorumcular “Bilimsel Müzik Standartları”nın altında kalmışlar. Orhan Gencebay ise; ses yeteneği açısından “Dünya standartlarında ses sanatçısı” olarak kabul edilmiştir. Bu veriler, Gencebay’dan alınan ses örnekleri ile Japonya ve Amerika da ki ileri teknoloji ile donatılmış ses laboratuarlarında ses mühendisleri tarafından analiz edilerek elde edilen verilerdir ve tamamen bilimseldir.

Gencebay bir mikrofon sanatçısı değildir. Stüdyoya saklanan, sadece stüdyoda bilgisayar ve cihazlar yardımıyla ses kayıt ettiren biri değildir. Belki son yıllarda teknolojiyi iyi yönlü kullanıyor olabilir, bu O’nu mikrofon sanatçısı yapmaz.

Çünkü; Gencebay 1960 ortalarından bu yana sesini kullanmaktadır. 60’larda Bilgisayarlardan söz edemeyiz… Tamamen ve sadece doğallıktan, gerçeklikten söz edebiliriz.

Gencebay’ın ses karakteri; bukalemun gibidir. Yaylılara, eserin gidişatına, esere, hatta sözlere göre değişkenlik ve farklılık gösterir.

Gencebay’ın sesi bulunduğu ortama, bulunduğu makama, bulunduğu enstrümana göre renk değiştirir.. Bir albüm içerisindeki 12 şarkının, 12 ayrı ses karakteri varır.

Her albüm için farklıdır, hatta her eser içi farklıdır.

Bu konuyu biraz daha açıp, örnek teşkili bakımından Cennet Gözlüm albümünü ele alıyorum….

Cennet Gözlüm, 1987 yapımı, Gencebay müziği ile donatılmış önemli bir albüm. Albüm, 10 eserden oluşuyor. Cennet gözlüm, canın sağ olsun, benim değil, diyemedim ki, niye, dön, kal sağlıcakla, ne oldu gülüm, neredesin sevgilim ve dünya dönüyor.

Cennet Gözlüm albümünden birkaç yıl evvel çıkan Beni Biraz Anlasaydın ve Cennet gözlüm albümüyle aynı yıl çıkan Akma gözlerim albümleri arasında ses karakteri olarak ciddi farklılıklar vardır.

Örneğin;

Neredesin Sevgilim eseri; büyük bir coşku ve duygu ile okunulması gereken bir esermiş ki, Gencebay bu şarkıyı sesinin her nüansını kullanarak, adeta haykırarak, davudî, ağlamaklı bir ses tonu ile okur… Ve sesini adeta şelaleden coşkuyla akan bir su seli gibi kullanır. Gencebay ses karakterinin en kalın, tok ve davudi örneklerinden biridir bu. Şarkıda sevgilisini arayan, ama bulamayan ve bu duruma isyan eden biri canlandırılır.

Nakarat kısmında; “Sevgili sarıyor…” derken, isyan edişini anlayabilirsiniz. Sesini öyle bir kullanmıştır ki; enstrüman gibi…

Dön, eseri çaresizlik içinde kalmış birini canlandırır… Sevdiği kendisini, para, daha iyi bir yaşam, daha iyi olduğunu sandığı bir insan için terk etmiştir. Şarkı sözlerinde O’na;

Yalan sözlerine inandıkların
Riyakar yüzüne aldandıkların
Bir bir terk ederse dost sandıkların
O tatlı canını sıkarlarsa dön…

Demektedir. Ve ses tonunda bir “bekleyiş” karakteri rengi hakimdir. Bu gerçekten mucizevî bir olay. Özellikle

“bir bir terk ederse dost sandıkların aman aman…” derken; gerçekten ses tonuyla insanı öyle bir etkilemektedir ki… Antılmaz yaşanır..

Niye, eseri albümün önemli eserlerinden biri. Sesini öyle bir kullanmıştır ki bu şarkıda; insanı büyüler. Sesini inceltmiş; daha sakin daha durağan bir biçimde… Bu nasıl bir şeydir? Neredesin Sevgilim eserini sesinin tüm gücüyle okuyan bir adam; bu şarkıyı neden incecik okumuş?

Neden Dokunma eserinde sesiyle, yaralı bir insan gibi, ağlamaklı, acıklı, halsiz, yorgun bitkin; her şeye rağmen bir ümit ışığı bekleyen birini canlandırırken, Al hançeri eserini ince bir ses tonuyla, aşık dolu, sevgi dolu bir tonla okumaktadır?

Neden küçüksün yavrum’da evladına büyük bir şefkat besleyen bir baba’nın ses tonu ile seslenirken, Duyun Beni eserinde, her şeye isyan etmiş birinin ses karakterini kullanır?

Neden Seveceksin eserinde, mutlu bir insanın ses tonunu kullanırken; Zalimsin’de ağlamaktan gözleri şişmiş, kan çanağına dönmüş birinin ses tonunu kullanır?

Neden aynı albümden olan Uyu ey gönlüm ve Bahcevan eserleri arasında ciddi ses kullanım farkı vardır? Uy ey gönlümdeki ses tonu ile Bahcevan eseri arasında dünyalar kadar ses tonu farkı vardır… Belki iki eserde aynı gün, aynı stüdyoda kayıt edildi.. Ama birindeki sesi bambaşka bir karakter, diğerindeki sesi bam başka bir karakter…

İşte Gencebay’ın bir diğer harikası daha.. Müziğin 7 Gencebay harikasından biri de budur.. “Gencebay’ın sesi…”

Berhüdar Ol’un, İdam Mahkumu – Ömer Faruk EROL – 20 Oca. 08
İnerken aklıma bir kara perde, herşey yeniden başlar bittiği yerde...
Yeni Üyeler Burayı Tıklayarak Forum Kurallarını ve Burayı Tıklayarak Radikal Gencebaycılık Konularını Okusunlar!

Resim

Burası fikir sitesidir, fikre ve üretime dayalıdır.Fikriniz varsa yazın, fikriniz yoksa susun yada fikirlere geliştirici yorumlar yapın.

Resim

Orhan GENCEBAY ile İlgili En Önemli Makalelerim

>> Orhan Gencebay'ın Müziği Arabesk Değildir

>> Müzisyenliğin Böylesi ( Çaldığı Enstrümanlar

>> Türler Üstü Müzik Adamı

>> Orhan Gencebay'ın Ses Tonu

>> Orhan Gencebay'ın Yasaklı Şarkısı yada Albümü Yok.

>> Radikal ve Özgün Gencebay'cılık Nedir?

>> Gencebay Müziği Orkestrası

Gencebay Felsefesi İle İlgili Olanlar

>> "Gözüm Sende" ve Karşılıksız Bir Aşk....

>> "Aşk Değil" Beslenen duyguların sevgili ile yeniden doğuşu..

>> "Hep Böyle Kal" Ben sana nasıl aşık olmayayım sevdiğim ?

>> "Tanrıya Feryat" a gizlenen derin felsefe...
Kullanıcı avatarı
idam_mahkumu
Site Administrator
Site Administrator
 
İleti: 1607
Kayıt: 25 Eyl 2007, 05:41
Konum: Gaziantep

Re: Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti yaşamak_bu_değil 20 Oca 2008, 23:38

çok güzel açıklamışsın ve güzel benzetmeler yapmışsın Ömer abi... Gencebayın besteleri kendi sesiyle birbirini tamamlıyor... bu yüzdendir ki onun eserlerini seslendiren diğer sanatcılar her zaman Gencebay ı aratıyorlar... bu bi gerçek... bu güzel konuyu bizlerle paylaştığın için teşekkürler Ömer abi.
En son yaşamak_bu_değil tarafından, 21 Oca 2008, 00:28 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
Derdim Dünya dan BÜYÜK.....

http://www.orhanabi.net/chat " Radikal Gencebay cıların buluşma noktası! "
Kullanıcı avatarı
yaşamak_bu_değil
Uzman Üye
Uzman Üye
 
İleti: 650
Kayıt: 26 Eyl 2007, 00:42

Re: Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti GÖNÜL_FIRTINASI 21 Oca 2008, 00:08

Öncelikle bu güzel paylaşımın için çok teşekkür ediyorum..sağol!yüreğine,emeğine sağlık!
seninde belirttiğin gibi Gencebay sesi her parçada ayrıdır.Rengi,biçimi,şekli...o anki duygusal durumunu yansıtmaktadır ya da sözlerdeki anlama uyarlanmıştır...
çok çok sağol..berhudar ol!
Resim


Ne Bir Başkası Girdi Şu Gönülden İçeri...Ne Bir Yabancı Çıktı Gönül Kapısından....!
Kullanıcı avatarı
GÖNÜL_FIRTINASI
Uzman Üye
Uzman Üye
 
İleti: 569
Kayıt: 09 Arl 2007, 12:39

Re: Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti topraktanbircan 21 Oca 2008, 23:02

Öncelikle çok teşekkür ederiz Ömer,çok güzel ve içten bir yazı.Gencebay'ın sesinin tonunun şarkılardaki anlama,sözlere,duyguya göre değiştiği;sesini müzik aleti gibi kullandığı tespitleri çok doğru tespitler.bunlar aslında direk gencebay'ın sesinin kuvvetinden doğan durumlar değil.Üst düzey müzik bilgisinden,eserin sahibi kendisi olduğu için eser nasıl yorumlanırsa besteleniş duygusunun en iyi yansıtılabileceğini bilmesinden kaynaklanan durumlar.yoksa güç olarak,evet gencebay'ın sesi çok güçlü bir ses değil.ama ses gücü başka;yorum,duygu ve bilgi başka.tüm bunlara rağmen,gencebay'ın en beğendiğiniz özelliği ne gibi bir soru sorulursa,ses faktörü benim için en alt sıralarda gelir.

idam_mahkumu yazdı:Yada eğer bir Gencebay eserinde, eseri başkası bir başkası yorumlamışsa; bu duyguların yarım kaldığı anlamına gelir, eser sahibi eserine en son ilgiyi göstermemiş ve bir başkasına vermiştir, dolayısı ile bu bebek evlatlık verildiği aile tarafından iyi bakılmayabilir, dövülebilir, psikolojisi bozulabilir. Büyüdüğünde her ne kadar genlerinde ve DNA’larında babasının her şeyini taşımış olsa da, bir başka aile tarafından yetiştirilip büyütüldüğü için başkalaşmış olabilir. Gerek biyolojik olarak gerekse sosyolojik olarak.


lakin şu yukarıda değindiğin noktaya-katılmıyorum demiyeyim de-bence her zaman bir kural değildir.eğer böyle dersek;"cemile sönmez-şahin gibi","sinan subaşı-başa gelen çekilirmiş","sema bulut-ben eski halimle daha mesuttum","biricik-duyun beni" yorumları gibi şahsen muhteşem bulduğum yorumlara haksızlık etmiş olurum.bence eserin ana duygu örgüsünü bozmadıktan sonra,başkasının okuması çok da problem değil.tabiki üst düzey bir yorumcu olması şartıyla.sonuçta bir mahsun kırmızıgül'ün,ceylan'ın,tatlıses'in gencebay eseri okumasından bahsetmiyoruz.bundan hiçbirimiz memnun olmayız sanırım.yani sırf ses olarak değil,mantık ve felsefe olarak da gencebay'dan çok uzak olmamalı gencebay eserini okuyan yorumcu.çünkü o zaman eserin mantık,felsefe ve duygu örgüsü bozulur.tatlıses güçlü bir yorumcu olmasına rağmen onun ismini de saymamın sebebi bu.Gel gelelim ki;düzenleme,orkestra yönetimi,bağlama icrası gibi hususlardan bahsedecek olursak,bunların gencebay'a ait olması bence her zaman esere artı bir puan kazandırır.bunların istisnası pek yoktur ses faktöründen farklı olarak.

Demem o ki;benim için gencebay önce müzisyendir,sonra ses sanatçısıdır.yani müzisyenliği daha ön plandadır.ses sanatçılığı ile müzik adamı özelliklerinin bir zincirin halkaları olduğu gibi çok da kesin bir görüşe sahip değilim bu hususta.Dediğim gibi,gencebay sözcüğü benim kulağıma çalındığında aklıma bir müzik adamı geliyor benim.yani bana deseler ki;söz-müzik-düzenleme-yönetim-bağlama icrası hep gencebay'a ait olacak ama eserleri gencebay tarafından seçilen ve o esere uygun bir başka ses sanatçısı tarafından yorumlanacak ya da beste gencebay'a ama düzenleme,yönetim vb. başkasına ait olacak ama yine gencebay okuyacak,hangisini tercih edersin diye,yani mutlaka bir seçim yapma durumunda bırakılsam bu iki şık arasında,ben ilkini tercih ederim.tabiki en güzeli hepsini gencebay'ın yapması,aynı şimdi olduğu gibi.ama daha iyi anlatabilmek için böyle bir örnek verdim.
Maddenin her zerresini bedenimde taşıyorsam;ben ne bir taş ne bir ağaç,insanlığımla insanım.
Kullanıcı avatarı
topraktanbircan
Kadim Üye
Kadim Üye
 
İleti: 1167
Kayıt: 02 Ekm 2007, 15:47
Konum: İstanbul

Re: Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti AŞK_MEZARI 22 Oca 2008, 04:48

ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM ABİ...
İŞTE BUDA BİZE BABAMIZIN DUYGULARINI NASIL YANSITTIINI GÖSTERİR.ŞARKILARI NE KADAR DUYGULU OKUYO ÖYLE DEİLMİ...BENCE BABANIN SESİNDE Bİ PROBLEM YOK.HATA SİZDE BİLİYORSUNUZKİ,O KADAR ZOR ESERLERİ VARDIRKİ AMA BABAMIZ GAYET GÜZEL BİR ŞEKİLDE BAŞARILI BİR ŞEKİLDE İCRA ETMİŞTİR.HATTA DERİZKİ BUNU BABADAN BAŞKASI OKUYAMAZ...DUYGULARIMI SÖLEMEK İSTEDİKLERİMİ TAM ANLATAMADIM AMA OLSUN :?
^^GENCEBAY CUMHURİYETİ^^
AŞK_MEZARI
Usta Üye
Usta Üye
 
İleti: 327
Kayıt: 25 Arl 2007, 15:23
Konum: BURSA

Re: Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti yavuzhz 22 Oca 2008, 17:49

SÜPER VE FAYDALI YORUMLAR.TEŞEKKÜRLER
Kullanıcı avatarı
yavuzhz
 
İleti: 8
Kayıt: 29 Ekm 2007, 16:54

Re: Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti esra18 22 Oca 2008, 22:06

Cok ama cok guzel bir yazi yazmizsiniz. Yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum arsivliyorum. Arkadaslarima okutturuyorum. Siteniz ve ozellikle sizin yazilariniz sayesinde Orhan babadan pek hoslanmayan bir kac arkadasimi en azindan orhan baba sever yaptim. Emeginize saglik her zaman devamlarini bekliyoruz.
ilkgoz agrim son askimsin....
Kullanıcı avatarı
esra18
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
 
İleti: 186
Kayıt: 25 Arl 2007, 18:33

Re: Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti SerdarYılmaz 22 Oca 2008, 22:53

Gerçekten çok güzel, doyurucu ve bilgilendirici bir yazi Ömer. Harika özetlemissin.

Ben de yazina bir iki kelam yorumda bulunmak isterim:


idam_mahkumu yazdı:Gencebay’ı Gencebay yapan, bir inşaatın, çimentosundan, suyuna, tuğlasından, arsasına kadar, işçiliğinden, boyasına kadar her şeyiyle kendisine ait olmasıdır.

İşte Gencebay eserlerindeki büyünün gizemi de bu ayrıntıda saklıdır. Eğer bir Gencebay eserinin aranjörü başkası ise; Bir Gencebay Şaheserindeki önemli bir halka eksik olur, dolayısı ile zincirin doğal dizilişi bozulur, rengi bozulabilir, eser özgün olmayabilir.

Yada eğer bir Gencebay eserinde, eseri başkası bir başkası yorumlamışsa; bu duyguların yarım kaldığı anlamına gelir, eser sahibi eserine en son ilgiyi göstermemiş ve bir başkasına vermiştir, dolayısı ile bu bebek evlatlık verildiği aile tarafından iyi bakılmayabilir, dövülebilir, psikolojisi bozulabilir. Büyüdüğünde her ne kadar genlerinde ve DNA’larında babasının her şeyini taşımış olsa da, bir başka aile tarafından yetiştirilip büyütüldüğü için başkalaşmış olabilir. Gerek biyolojik olarak gerekse sosyolojik olarak.


Istisnalar kesinlikle vardir, ama genelde bu görüse katiliyorum. Anca 5-10 tane kayit olsun ki ben de "aha, bu (x adli sarkici) bu eseri Gencebay´dan daha tatmin edici veya en az O´nun kadar iyi yorumlamis diyeyim.. En fazla 5-10 tane gerçekten... Bu niye böyle? Gencebay´in mükemmel bir ses teknigine ve rengine sahip oldugundan mi? Hayir.. Ama dedigin gibi eserdeki her bir parçanin sahibi olan bu insanin kendinde varolan ses yetenegini de kullanarak haliyle bu konuda en samimi duygulari yansitabilecek kisi olmasindan dolayidir.. Dedigin gibi, eseri her seyiyle üretmis ve yorumlanmaya hazir hale koymus olan kendisidir, o duygu basamaklarindan birer birer kendisi çikmistir, eserlerde anlatilan duygulari ya kendisi ya da çevresindeki insanlar bizzat yasamistir, haliyle bunu okuyunca en güzel duyguyu da kendisi yansitabilmektedir.. Bu da dogal birsey olmali.. "Tabiata aykiri" birsey olmamali... Eserin sözü, müzigi, hatta düzenlemesi senden çikiyorsa = eser herseyiyle kalbinin içindeyse, onu en iyi disi vurmak (yorumlamak) da - güzel bir sesin olmasi sarti ile - senden olmali.. Bunda çok anormal birsey olmamali..


idam_mahkumu yazdı:Gencebay’ın sesi halk arasında hep; “küçük, kuvvetsiz bir ses…” olarak bilinir… Bunu genelde hep kendi eselerini okumasına, Bir Müslüm Gürses yada bir Zeki Müren gibi her türden eser okumadığına bağlarlar. Oysaki çok büyük yanlışlıklar içeren bir düşüncedir bu.

Gencebay bir yorumcu değildir. Dolayısı ile sesi, sadece kendi eserleri için değerlidir; kendi eserlerini okumak için vardır. Eğer ki Gencebay yorumcu olsaydı, eğer ki Gencebay, Bülent Ersoy, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses gibi her türden şarkı okuyan bir şarkıcı olsaydı; O zaman belki sesi küçük görebilirdi.

Fakat, şunu anlamak gerekiyor; Her türden eser okuduğuna ve hakkını verdiğine inanılan, İbrahim Tatlıses, Zeki Müren, Müslüm Gürses bile, Gencebay eserlerinin hakkını verememektedir. İşte yanılgı burada…

Hani nerede kaldı yorumcu olmaları?


Çok önemli ve dogru tespitler. Bu konu çok derin...

Simdi bu konuya bazi sorular sormakla baslamali ve degerlendirmeli..

Örnegin; Gencebay çocuklugunda veya gençlik yillarinda acaba kaç kere kendisine "ben birgün bir ses sanatçisi olacagim" dedi..?? Bunu ayri bir konuda da tadimlik da olsa konusmustuk... Sanmiyorum ki Gencebay Basa Gelen Çekilirmis´i çikarttigi o yillara kadar ciddi ciddi böyle bir iddiada veya istekte bulunmus olsun... O herzaman saziyla kalmayi tercih etti.. Bugün bile 40 sene sonra - sesi takdir ediliyor olsa dahi - hala saziyla kalmayi tercih etti, bir kere de çikip kendi istegiyle bir konser vermedi..

Demem o ki, Gencebay küçük yaslardan sesini kesvetmis ve antrenman yaptirmis bir sanatçi degil, buna inanmam, zaten bu bence en ilk plaklarinda - amatör diye tanimlayabilecegimiz türkü plaklarinda - belli belirgin olan bir durum.. Orada ses dengesiz, antrenmansiz ve oldukça "toy" dururken (tabii ki yas etkeni de vardir), Gencebay ünlü olduktan hemen sonra sanki bir evrim geçiriyor ve ses birden bizim tanidigmiz bildigimiz rengi hizla bulmaya basliyor..

Bütün bu degerlendirmeler bir yana, bence oturmus ve antrenmanli bir Gencebay sesi gerçekten çok hos. Farzedelim ki Gencebay´in besteci ve enstrümanist özellikleri olmasaydi da, buna karsin kompanse anlaminda sesindeki yetenegi genç yaslarda kesvetmis- ve sesini gelistirmek adina profesyonel egitimden geçseydi.. Acaba insanlar yine Gencebay dinlerler miydi?? Tabii bu sorunun cevabi biraz da Gencebay´in öyle bir durumda seçecegi sarkilara baglidir, ama farzedelim ki güzel eserler seçmis ve plaga okumus.. Gencebay´in ”dinlenilir” bir sesi olur muydu? Bence olurdu…

Bir ”Seni Buldum Ya”, bir ”Bir Teselli Ver”, sonralari bir ”Ilah Gözlerin”, “Giden Gelmez Yerine” ve benzeri onlarca eserdeki harika yorumlara bakin.. Halk müzigimsi yorum ise halk müzigimsi yorum, türk sanat müzigimsi yorum ise türk sanat müzigimsi yorum, Gencebay hepsi üzerinde zamanla ustalasmis, haz veren yorumlar sunmus.. Bence dinlenilirdi.. Gencebay´in gerçekten çok güçlü bir sesi var.. Eger ki Gencebay´in bestekar ve üretici kimligi daha arka planda olsaydi, bu durumda sesin üzerine biraz daha fazla yogunlasilmisti.. Veyahut daha erken gelistirilmisti.. Çünkü bence Gencebay özellikle 80´li yillarin sonunda sesini tam olarak buldu, mükemmel kullanmaya basladi… Eger kendisi tamamen sesine endeksli birisi olsaydi bu olay daha erken gelisebilirdi…

Derken gerçekçilikten sapmiyorum, Gencebay´in sesine ”kusursuz, olaganüstü” demiyorum… Ama sadece, tek basina sesi ile de bir dinleyici kitle olusturabilmesi kesinlike imkansiz olmazdi bence… Biz ne sesler gördük… Gencebay sesindeki teknik potansiyeli sonuna kadar kullanmis, zorlamis bir kisi.. Eserlerindeki duygu renklerini en güzel yansitmis yegane kisi.. Sadece “hüzünlü sarki” veya “sen, nese dolu bir sarki” ayrimi yaparak sesindeki rengi ona göre belirlememis… Çok daha ayrintisina varmis, ve bunda da basarili olmus… Bu baglamda Ömer´in verdigi örnekler harika, herseyi çok güzel anlatiyor; Gencebay´in sesinin her bir sarkidaki kendine has duyguya göre nasil sekil aldigini gösteriyor…

Gencebay´in sesindeki varolan gücün bir baska göstergesi de yine Ömer´in belirttigi su örnekten de anlasiliyor: ”… Fakat, şunu anlamak gerekiyor; Her türden eser okuduğuna ve hakkını verdiğine inanılan, İbrahim Tatlıses, Zeki Müren, Müslüm Gürses bile, Gencebay eserlerinin hakkını verememektedir. İşte yanılgı burada…

Hani nerede kaldı yorumcu olmaları?”


Gencebay´in sarkilari gerçekten zaman zaman çok kompleks, çok inisli çikisli, bazen de normal bir THM veya TSM veya popçu agzina alisik olmayacak sekilde olabiliyor, bunlardan ötürü baska icralar da bir yetersizlik meydana gelebiliyor.. Söyleyen sarkici alaninda her ne kadar usta da olsa bir Gencebay sarkisinda yetersiz bir performans sergileyebiliyor.... Ebru Gündes ”Benim Dünyam” için ”albümünde kesinlikle en çok zorlandigim eserdi, çok zor bir eser” demisti.. Bunun gibi kompleks yapiya sahip Gencebay eserlerinin sayisi onlarca, yüzlercedir.. Ayni sarkilari Gencebay ise kusursuz ve büyüleyici söyleyebiliyor… Sormali o halde Gencebay´in sesine ”zayif” tanimlamasi yapanlara.. ”Bu ne pehriz bu ne lahana tursusu”…???

Hayir.. Gencebay, eserleri gibi bir çok baska ”zor” diye tanimlayabilecegin eseri de elbette kolaylikla söyleyebilir.. ”Bozlak okuyamaz” diyene ”Beklemek Ibadet Kalmak Zulümdür” saheserini dinlemelerini tavsiye ederim.. ”TSM okuyamaz” diyene ”Giden Gelmez Yerine”´deki oturakli ve doyurucu yorumu örnek olarak gösteririm… Vesair derim vesair derim… Örnekler tonlarcadir.. Bunlar saçmalik, ”sesi zayiftir, kem küm” gibi iddialarda bulunanlar biraz arastiracak, birazcik da düsünecek, sonra konusacak.. Hem Gencebay´in ille belli bir tarzi okuyabilmeli diye bir sart da yoktur, okuyamayabilirdi de, ama gerçek su ki okuyabiliyor... THM, TSM, Bati agzi, Dogu agzi, düz (pop) agiz hersey denemistir ve genelde basarili olmustur.. Her bir performans ayni derecede olmamistir muhakkak, ama dogrudan bir "kötü" performansi da olmamistir.. E demek ki bu adam müzigi biliyor.. Is sadece "güzel ses" ile olsaydi isin zor olurdu, ama eger müzik bilgin de yerindeyse o zaman performans da artar...

--

Velhasili kelam.. Bir insan ne kadar müthis eser üretirse üretsin, ne güzel çalarsa çalsin, ne güzel düzenlerse düzenlesin, eger bunlara sesiyle eslik ediyor da sesi tatsiz tuzsuz ise millet burnunu kivirir ve bir sekilde bu kadar ragbet göstermezdi.. Ragbet yine olurdu belki, ama adam nüfusun 30-40 milyon oldugu bir dönemde üçer, beser, onar milyonluk satis yapamazdi.. Dolayisiyla “yetersizlik” iddiasi bos bir laftan öte birsey degildir..

--

Bu alanda bir uzman degilim, ama Gencebay´in sesini biraz daha büyüteç altina alacak olursak; gereken girtlak nüanslarini yansitabilecek bir sese sahip Gencebay.. Her bir türlüsünü degil, ama bir çok zor eseri fazlasiyla tatmin edici ve haz verici biçime koyabilecek sekilde sunmaya yeterli bir sesi vardir. Gerektiginde pes gerektiginde tiz ses dalgalari çikarabilecek kendine has bir sesi var Gencebay´in, ki bu aslinda pek de sIk gördügümüz birsey degildir.. Özellikle genç sesi buna çok elverisliydi.. Ömer´in belirttigi üzere sarkinin yansitmak istedigi duyguya göre sesini - büyük bir sanat adami oldugunun altini çizercesine – ona göre tabiiki bilinçli bir sekilde renklendiren bir kisi.. Bir “Beni Böyle Sev” (ilk versiyon)´daki baslangiçta o sesin o muhtesem yumusakligina ve sözlerle olan uyumuna bir bakin.. O giris öyle büyüleyicidir ki… V.s., Ömer bu konuda fazlasiyla doyurucu bir yorum yapmis zaten.

Uzun lafin kisasi.. Bu çok derin bir mevzu esasinda.. Bizim konustuklarimiz özetten öte olamiyor… Gencebay eserleri olsaydi ama Gencebay sesi ve yorumu olmasaydi, kimse bu eserlere bu duyguyu katamazdi.. Allah´tan ki Gencebay´in besteci kimligi disinda bir de güzel ve duygu yüklü bir yorumu var.. Gencebay eserleri Gencebay´in sesiyle tam oluyor..
Kullanıcı avatarı
SerdarYılmaz
Uzman Üye
Uzman Üye
 
İleti: 690
Kayıt: 01 Ekm 2007, 21:41

Re: Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti idam_mahkumu 22 Oca 2008, 23:35

Öncelikle düşüncelerini yansıttığın için teşekkürler Serdar.

Şimdi Gencebay'ın sesini küçük görenlere şu mesajı gönderiyorum... Türkiyede 4-5 çeşit yorumcu var..

1- Halk müziği
2- Sanat müziği
3- Pop Müzik
4- Fantezi yada diğer türler...


Ve bu türlerin iyileri var...

Bir de ben Gencebay müziğinin barındırdığı türleri yazayım

1- Halk müziği
2- Sanat müziği
3- Pop Müzik
4- Arap müziği
5 - Rock Müzik
6- Caz Müzik
7 - İspanyol Müzik
8 - Hint-çin müziği
9- Kafkas Müziği
10- Ege Müziği
Vs..



Seni Buldum ya İspanyol müzik; ispanyol vari bir yorum: GENCEBAY...

bilmez insan kadrini sanat müziği; tsm yorum: GENCEBAY...

zalimten öte arap müziği; arap müziği etkileşimli bir yorum: GENCEBAY...

bunca yıl habersizEge müziği; Ege adaları varivari bir yorum: GENCEBAY...

Tanrıya feryat kafkas müziği; kafkas halk müziği vari bir yorum: GENCEBAY...

yeneceğim kendimi/b] rock müzik; rock vari bir yorum: GENCEBAY...

[b]cennet gözlüm
halk müziği; halk müziği bir yorum: GENCEBAY...

bana öyle bakma caz müzik; caz müziği vari bir yorum: GENCEBAY...

ne geçtiki eline hint-çint müziği; uzak doğu vari bir yorum: GENCEBAY...

O halde; anlıyoruz ki; Gencebay Müziğinin en az 10 farklı türü kapsar; Bu marjinal türün en özgün ve en büyük yorumcusu Orhan Gencebay'dır.
İnerken aklıma bir kara perde, herşey yeniden başlar bittiği yerde...
Yeni Üyeler Burayı Tıklayarak Forum Kurallarını ve Burayı Tıklayarak Radikal Gencebaycılık Konularını Okusunlar!

Resim

Burası fikir sitesidir, fikre ve üretime dayalıdır.Fikriniz varsa yazın, fikriniz yoksa susun yada fikirlere geliştirici yorumlar yapın.

Resim

Orhan GENCEBAY ile İlgili En Önemli Makalelerim

>> Orhan Gencebay'ın Müziği Arabesk Değildir

>> Müzisyenliğin Böylesi ( Çaldığı Enstrümanlar

>> Türler Üstü Müzik Adamı

>> Orhan Gencebay'ın Ses Tonu

>> Orhan Gencebay'ın Yasaklı Şarkısı yada Albümü Yok.

>> Radikal ve Özgün Gencebay'cılık Nedir?

>> Gencebay Müziği Orkestrası

Gencebay Felsefesi İle İlgili Olanlar

>> "Gözüm Sende" ve Karşılıksız Bir Aşk....

>> "Aşk Değil" Beslenen duyguların sevgili ile yeniden doğuşu..

>> "Hep Böyle Kal" Ben sana nasıl aşık olmayayım sevdiğim ?

>> "Tanrıya Feryat" a gizlenen derin felsefe...
Kullanıcı avatarı
idam_mahkumu
Site Administrator
Site Administrator
 
İleti: 1607
Kayıt: 25 Eyl 2007, 05:41
Konum: Gaziantep

Re: Gencebay'ın 7 Harikasından Biri: Gencebay'ın SESİ [MAKALE]

İleti topraktanbircan 23 Oca 2008, 00:04

Gencebay müzik bilgisi derin ve dolayısıyla ses bilgisi de derin olduğu için sesini ve yorumunu ustalıkla kullanan bir insan.Çok da müthiş bir yorumcu.Evet belki şarkılarının duygusunu onun kadar yansıtabilen başka yorumcu da yok denecek kadar az.Ama ne ses rengi çok orijinal;ne de güçlü,geniş aralığı olan bir sese sahip.Bunu niye kabul etmek istemiyorsun Serdar?Bunda kötü birşey de yok üstelik.gerçek bu.Gencebay evvela bir müzik adamı.Ses özelliği benim için beşinci,altıncı sıralarda gelir.Ses bakımından Gencebay'ı; Hafız Burhan,Ahmet Özhan,Pavarotti,Nat King Cole gibi isimlerle kıyaslayabilir miyiz?Ama müzisyenliği dünya çapında.Demek istediğim buydu.bunda yanlış birşey olduğunu düşünmüyorum.
Maddenin her zerresini bedenimde taşıyorsam;ben ne bir taş ne bir ağaç,insanlığımla insanım.
Kullanıcı avatarı
topraktanbircan
Kadim Üye
Kadim Üye
 
İleti: 1167
Kayıt: 02 Ekm 2007, 15:47
Konum: İstanbul

Sonraki

Gencebay Müziği


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir