SerdarYılmaz 10 Şub 2008, 02:10
Bir de biraz daha farkli açidan degerlendirelim Gencebay´in sesini... Zamanla ugradigi degisimi, gelisimi, ve de gerilemeri ve çikislari ele alalim.. Daha önceleri tadimlik da olsa deginmisizdir bu mevzuya, bu da tadimlik olacak benim açimdan, çok fazla derinlerine girecek vakit bulamiyorum ne yazik ki...
Söyle kisaca sayacak olacaksak:
Yaşın vücudun her bir parçasinin degismesinde rol oynadigi gibi sesi de ayni sekilde etkiledigi tartismasiz bir gerçektir.. Bu degisim belli yaslara göre olumlu olur (çocukluktan ergenlik çagina ve ardindan ilk olgunluk, yetiskin yillarina kadar), ardindan ise ses gücünü yavas yavas kaybetmeye baslar... Ama bu asamada bile ses degisik (güzel) tatlar verebilir.. Bir sarkici ise söz konusu..; belli yaslarin ses açisindan artilari da vardir eksileri de... 50 yasindaki bir ses elbette 20-30´lu yaslarin parlakligina ve gücüne sahip degildir, ama belki de daha bir tecrübeli, kontrollü ve oturakli bir ses olabilir.. V.s...
Gencebay´in sarkici/ses sanatçisi kimligi hiç bir zaman ön planda olmamistir.. O´nun sesi müthis saheserlerini dogrudan sunmaya bir vesile olmustur, neden degil... Dolayisiyla sesini - benim sahsen düsüncem sudur ki - gerektigince antrenman yaptirmamistir.. Bir albümde bir belli renge sahip olabilir sesi, sonra ertesi sene bakarsin ki ses sanki 5 yil yaslanmis gibi durur.. Ha, burada "tatsiz durur" anlaminda söylemiyorum, ama ses 1 degil sanki 5 sene yillanmis gibi durur.. Bunu hep antrenmansizliga baglamisimdir..; konserden konsere kosan, sesiyle ün yapmis olan bir sarkici olmak baska, bir kez dahi sahne tecrübesi olmayan, sesini adamakilli ancak stüdyoya girdiginde kullanan bir sanatçi olmak baska.. Ses arada pas tutuyor, sen de ya ite kaka paslari siliyorsun, ya da belki yetistiremiyorsun da...
Bütün bunlari göz önüne alarak kendimce söyle tespitlerim var;
196? - 1968 dönemi.. Buradan bu platformda paylasan arkadaslarin sayesinde az çok dinledigimiz "en ilk" Gencebay kayitlari vardir.. Genelde Türkü okumustur.. Ses burada toydur, oturmamistir, kendini bulmaya çalisan bir hali vardir.. Detone vardir, yersiz yerlerde bazen basarili bazen ise basarisiz sayilabilecek girtlaklar yapilir, ses bazen oldugundan fazla kalinlastirilmaya çalisilir.. Ki buna bu dönemden 2-3 yil sonralarina kadar da kismen devam etmistir.. Ama neticesinde duygu dolu ve genel grafige bakilacak olursa vasatin üstünde bir yorum vardir... Tabii 196? derken erken yillari kastediyoruz, bura ile 60´li sonlarin arasinda tabiiki ses tonu olarak farklar vardir.. Sonuçta 20 yasindaki ses ile 25-26 yaslarindaki sesin arasinda "kalinlik" anlaminda ciddi farklar vardir..
1969 - 1972 dönemi... Burada ses artik Türkiye çapinda taninmis bir ses haline gelmistir, artik ses sanatçiligi bakimindan da dönüsü olmayan bir yola girilmistir, dolayisiyla gelisim sarttir.. Basa Gelen Çekilirmis´in getirdigi basari, arti olarak daha da yillanan ve antrenman yapan bir ses Bir Teselli Ver yorumuyla o yillarda "doruk" yapar.. Ses hala o 20´li yaslarin saf ve parlakliginin izlerini tasir, ama yorum bir daha oturmustur.. Duygu had safhadadir artik... Ve örnekleri çogaltabiliriz..
1973 - 1981 dönemi.. Aslinda bu dönemi de daha ufak intervallere bölmek mümkün, çünkü buralarda da dikkatli dinleyince farkliliklar gözden kaçmiyor.. Ama 30´lu yillarin etrafindan 30´lu yillarin son yarisinin sonlarini kapsayan bu dönemde ses, bildigimiz ve efsane eserlerin efsane yorumu haline gelmis oluyor.. Burada ses 20´li yaslarin oturmus, ama hala parlak ve "delikanli" duran yorumunu geride birakip oturmus, en güçlü hallerini buluyor... Yogun sigara tüketiminin de bir etkisi olmali, söyle ki sesin 20´li yaslardaki parlakligi geride birakmasi sadece yas ile baglantili birsey olmamali.. Bence sigaranin da bunda bir etkisi vardi, ama ne yalan söyleyeyim..: Gencebay o yillardaki ses tonu tabiri caizse bir efsaneydi.. Bu yillarda müthis basarili yorumlar yapmistir.. Seni Buldum Ya´lar, Yarabbim´ler, Gitme´ler, bütün bu eserlerde harika, oturakli, duygu seviyesi had safhada yorumlar sunmustur...
1982-1984 dönemi... Kördügüm, Bir Damla Mutluluk ve Leyla ile Mecnun albümlerinde bir önceki döneme göre bir degisiklik belirtisi dikkat çeker...; ses aslinda bir önceki dönemden çok farkli degildir, ama dikkat edilirse yavas yavas bir incelme baslar.. Örnegin Kolay Degil eserinde vardir bu olay..Veyahut Bir Damla Mutluluk´ta.. Bu ileride bu konuda bir uç noktanin varilacaginin göstergesidir, bkz. Dil Yarasi albümü.. Bu albümde Gencebay´in sesi aklimin alamadigi derecede incelmistir.. "Kayittan midir" desem, hayir pek ondan da degil, çünkü bu albümde yaptigi "girtlaklara" bakilirsa "girtlaklarin" verdigi ses de tam olarak 70´lerdeki gibi ince degildir.. Yani söyle ki, ses önceki dönemlere göre bayagi incelmistir, girtlak nagmelerinde çikan ton ise önceki dönemlere göre bir hayli kalinlasmistir.. 40 yaslarina varmis olan Gencebay´in sesi bu yaslarda artik iyiden iyiye bir dogal degisime girmeye baslamistir...
1985 - 1988 dönemi... Dil Yarasi´nda ne kadar ince bir ses vardiysa, Beni Biraz Anlasaydin albümünde de insani insani hayretler içerisinde birakacak kadar kalin bir ses çikar karsimiza... Ses kalinlasmistir, ama girtlaklar da kalin olmaya devam etmektedir... Sesin rengi de degismeye baslamistir... Mesela Büyük Askimiz saheserinin nakaratinda Gencebay tizlere giderken renk 70´lerden bildigimiz renk degildir, daha az haz veren güçsüzlesme isaretleri veren bir renktir... Emrin Olur albümüne kadar bu çizgi üç asagi bes yukari ayni sekil devam eder, ama isler kötüye gitmez, aksine 1985 kalin ve renk degisikligi belirtileri veren ses 1988´larda daha oturmus, kalin ve duygu yüklü olgun bir hal almis olur..; O kalinlasmalar yeni bir döneme girmenin isaretleridir; Gencebay ses bakimindan da gençlikten orta yas devresine adimini atmis bulunmaktadir...
1989 - 1995 dönemi.. Yine burada da aslinda daha küçük intervaller- veyahut albümden albüme degerlendirmeler yapmak mümkün..; mesela Hasret Rüzgari albümündeki yorum baska hiç bir albümdeki yoruma benzemez, ses burada acaib olgun, oturakli ve güçlü, ama ayni zamanda yasli durur.. Diger yillarda ise yasina uygun sekilde yansir ses... Ama dedigimiz gibi; yine güçlü, oturakli ve duygu yüklü.. Ya Evden Yoksan´dan Gönül Dostu´na kadar müthis haz veren olgun bir yorum vardir.. 40´li yaslarin sonu, 50´lerin basinin verdigi olgun bir ses vardir, dinlemesi keyiftir..
1996 - 1999 dönemi.. Kiralik Dünya´da ses "50´li yaslar baglamindaki pürüzsüz rengini" kaybetmeye baslar, daha yasli ve güçsüz bir ses vardir.. Klasikler 1´de bu bazi eserlerde daha da belirgin olur.. Mesela Hatasiz Kul Olmaz... Ama sunu da belirtmek gerekir ki ayni albümde kanimca harika yorumlar da olmustur, bkz. Kabahat Seni Sevende, Ask Pinari gibi eserlerde... Cevap Ver´de pürüz konusunda bayagi bir ilerleme meydana gelmistir, sanirim bu da sadece yastan olmaktan ziyade yaklasan talihsiz hastaliktan ötürü de olmalidir... Pürüz derken tek olumsuz nokta da budur aslinda.. Çünkü bu dönemlerde Gencebay´in sesinde güç anlaminda bir kayip yoktur, evet renk degismistir, fakat güç hala aynidir; girtlak nagmeleri hala müthis sekilde yapilabiliyor, ses kullanimi üst düzeydedir, duygu had safhadadir.. Bir Deryada Bir Salim Yok veyahut Sen farkli Birisin eserlerindeki duyguya, bir Giden Gelmez Yerine´deki basarili inis çikislara bakalim mesela...
2002 Gencebay talihsiz hastaliktan ve bir agir ameliyattan çikmistir... Klasikler 2 albümünde bunun izleri süphesiz ki var.. 58 yasindaki Gencebay zaman zaman 78 yaslarindaki bir Gencebay gibi duyulmaktadir.. Ses çok güçsüz, halsizdir.. Girtlaklar genelde yapilamiyordur, sesin renginde bir hastalik vardir sanki.. Oradan bile belirtiler vardir.. Keske bu albümü biraz uzatsaymis derim hep..
2002 - 2006 Klasikler 2´yi çikardigi ayni yil gencebay bir de Ideal Ask´i çikarir, ayni yilda çikmasina ragmen Gencebay´in bir sarkicik da olsa basarili bir yorumu vardir.. Klasikler 2´deki genel görüntüye nazaran daha fazla kendini bulmus, yasini yansitan güçlenmis bir yorum vardir.. Yürekten Olsun´da ise hastalik belirtileri tamamen ortadan silinmistir, ses 60 yasindaki bir Gencebay´in sesi gibi çikar.. Elbette bir 10 yil öncesinin gücüne sahip degildir, ama renk yine kendini bulmustur, daha haz veren bir yorum vardir.. Bu Yargisiz Infaz abümünde de böyle devam etmistir kanimca..
Kisaca benim düsüncelerim bunlar bu mevzu hakkinda.. Allah Gencebay´a güzel sesiyle güzel eserler sunacak nice yillar versin.