ESERLERİN HİKAYELERİ

Bilinen Bilinmeyen Eserleri ve Bunların Sözleri...

ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti aksamgunesi 02 Şub 2008, 23:42

Gencebayın bütün eserlerinin bir hikayesi mesajı vardır..nasıl yazdığını,başından geçen hangi gercek olaylara dayanarak yazdığını televizyonda,gazetede,dergilerde duyduk,okuduk..bu başlık altında gönül doslarının bilgilerini paylaşmasını umuyorum..
aksamgunesi
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 22
Kayıt: 14 Kas 2007, 21:26

Re: ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti esra18 03 Şub 2008, 16:49

bende merak etmisimdir cunku kendisininde dedigi gibi eserlerinin cogu boyle yasanmis olaylara uzaniyor mesela gurbet gibi. bende birseyler anlatmak istersem AYSE sarkisini cok yakin bir bayan arkadasina bestelemis diye duymustum. Ayrica dil yarasi sarkisini esiyle tartismis, parka hava almaya gitmis. Parkta dusunurken aklindan sarkinin sozleri ile beraber ezgisi gecmis. sonra eve gelip dil yarasini bestelemis notalastirmis. benim bildigim bu kadar :oops:
ilkgoz agrim son askimsin....
Kullanıcı avatarı
esra18
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
 
İleti: 186
Kayıt: 25 Arl 2007, 18:33

Re: ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti GözümSende 10 Şub 2008, 14:03

sev dedi gözlerim in ihikayesini anlatacaktı o gün popstarda sonra vazgeçti,sunucu ısrar etti içerde anlattınız dedi ama orhan baba başka zaman dedi.Sevim Hanıma yazmıştım dedi,gözlerinin yeşilliği güneş batarken,gülerken bir de kusarken :D ortaya çıkıyomuş onunla ilgili bi anıydı dedi ama anlatmaktan vazgeçti.
dünya dönüyor içinde bir arkadaşım bir kızı seviyordu ama ayrılmak istiyordu,sevdiği için ayrılamadı ona yazdım dedi,bülent te hadi canım o öyle değildir dedi.
gönülü taksiye binerken yapmış baba,tama oturacakken aklına gelmiş üç beş dakika öyle kalmış sonra gidip gönülü notaya dükmüş.Sol Şeritte anlatmıştı.

Benim aklıma gelenler bunlar şimdilik.
Kullanıcı avatarı
GözümSende
Usta Üye
Usta Üye
 
İleti: 379
Kayıt: 03 Kas 2007, 11:14
Konum: KKTC

Re: ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti idam_mahkumu 11 Şub 2008, 00:41

Bir radyo programı kaydından yazıya geçirmiştim. Gencebay'ın kendi ağzından Dilenci şarkısının hikâyesi:

"Mahallemizde Pampupu isminde bir dilenci vardı. Samsun'da benim yaşlarımda olanlar onu gayet iyi bilirler. Ben Samsun Ulugazi Mahallesi'nde doğmuştum. Pampupu diye takma bir isim, ne olduğunu bilmiyorum, çünkü böyle bir şarkı söylüyordu. "Pampupu" diye diye bir şarkı söylüyordu. Ne anlama geldiğini de bilmiyorum. Ve ayağı yalınayak, ayağı çıplak, üzerinde bir şal var, üstü başı yırtık bir şekilde, bir elini beline koymuş, bir eliyle dilenir vaziyette dolanırdı. Ayağı da aksardı. Böyle giderdi, yürürdü...

"Ve bizim yanımızda komuşu Ayşe hanımın evi vardı, onun kapısına gelirdi. Kapıda elindeki bütün ne varsa, para, yiyecek varsa, kapıya bırakırdı. Ondan sonra,

"- Ayşe hanım, Ayşe hanım, bana kızını vericen mi? diye söylerdi.

"Ve birkaç defa söyledikten sonra orayı terk ederdi. fakat, herkes onu tanımadığı için alay ederdi, taş atardı, birşey yapardı...Canı yanardı, o yine de pampupu şarkısını söyleyerek giderdi. yani o Pampupu, biz ona Pampupu diyorduk, beni son derece etkilemişti.

"Sonra öğrendim ki, pampupu bir zamanlar bir aşka tutulmuş. Çok büyük bir aşka tutulmuş.Ve neticede istediğini de vermemişler ona. Ve zamanla Pampupu bu hale gelmiş, meczup olmuş, yani adeta aklını yitirmiş. Çok üzülmüştüm, gözlerim dolu dolu olmuştu. Ve beni hep etkilemiştir bu Pampupu olayı. Daha sonraki yıllarda yapmış olduğum Dilenci isimli bestemin asıl kaynağı bu Pampupu'dur. Bu, Pampupu'nun hikâyesidir. Ona atfetmiştim bu bestemi.."
İnerken aklıma bir kara perde, herşey yeniden başlar bittiği yerde...
Yeni Üyeler Burayı Tıklayarak Forum Kurallarını ve Burayı Tıklayarak Radikal Gencebaycılık Konularını Okusunlar!

Resim

Burası fikir sitesidir, fikre ve üretime dayalıdır.Fikriniz varsa yazın, fikriniz yoksa susun yada fikirlere geliştirici yorumlar yapın.

Resim

Orhan GENCEBAY ile İlgili En Önemli Makalelerim

>> Orhan Gencebay'ın Müziği Arabesk Değildir

>> Müzisyenliğin Böylesi ( Çaldığı Enstrümanlar

>> Türler Üstü Müzik Adamı

>> Orhan Gencebay'ın Ses Tonu

>> Orhan Gencebay'ın Yasaklı Şarkısı yada Albümü Yok.

>> Radikal ve Özgün Gencebay'cılık Nedir?

>> Gencebay Müziği Orkestrası

Gencebay Felsefesi İle İlgili Olanlar

>> "Gözüm Sende" ve Karşılıksız Bir Aşk....

>> "Aşk Değil" Beslenen duyguların sevgili ile yeniden doğuşu..

>> "Hep Böyle Kal" Ben sana nasıl aşık olmayayım sevdiğim ?

>> "Tanrıya Feryat" a gizlenen derin felsefe...
Kullanıcı avatarı
idam_mahkumu
Site Administrator
Site Administrator
 
İleti: 1607
Kayıt: 25 Eyl 2007, 05:41
Konum: Gaziantep

Re: ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti Murat Yaşar 11 Şub 2008, 18:17

Çok güzel ömerciğim...Bende sende haklısın bestesinin doğuşunu anlatmaya çalışayım..Bir gün gencebay ofisteyken bir genç kız ve sevdiği adam ( belki nişanlısı tam hatırlayamıyorum) gencebayı ziyarete gelirler...
Otururlar ve konuşurken bir yerde kız ve oğlan bir mevzu yüzünden nerdeyse ayrılma aşamasındalar...
Önce kız anlatır, dinler ve haklısın der sonra oğlan anlatır oda kendine göre haklıdır ve sende haklısın der..
Ve konuşurlar meselenin sonunda gencebay etkilendiği bu olayı notaya döker SENDE HAKLISIN eseri çıkar...
Hatta bu olayı anlatırken bir yerde nasrettin hoca misali diyede basmıştı kahkahayı....
Kullanıcı avatarı
Murat Yaşar
Usta Üye
Usta Üye
 
İleti: 344
Kayıt: 31 Oca 2008, 14:38

Re: ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti SerdarYılmaz 11 Şub 2008, 20:25

idam_mahkumu yazdı:Bir radyo programı kaydından yazıya geçirmiştim. Gencebay'ın kendi ağzından Dilenci şarkısının hikâyesi:

"Mahallemizde Pampupu isminde bir dilenci vardı. Samsun'da benim yaşlarımda olanlar onu gayet iyi bilirler. Ben Samsun Ulugazi Mahallesi'nde doğmuştum. Pampupu diye takma bir isim, ne olduğunu bilmiyorum, çünkü böyle bir şarkı söylüyordu. "Pampupu" diye diye bir şarkı söylüyordu. Ne anlama geldiğini de bilmiyorum. Ve ayağı yalınayak, ayağı çıplak, üzerinde bir şal var, üstü başı yırtık bir şekilde, bir elini beline koymuş, bir eliyle dilenir vaziyette dolanırdı. Ayağı da aksardı. Böyle giderdi, yürürdü...

"Ve bizim yanımızda komuşu Ayşe hanımın evi vardı, onun kapısına gelirdi. Kapıda elindeki bütün ne varsa, para, yiyecek varsa, kapıya bırakırdı. Ondan sonra,

"- Ayşe hanım, Ayşe hanım, bana kızını vericen mi? diye söylerdi.

"Ve birkaç defa söyledikten sonra orayı terk ederdi. fakat, herkes onu tanımadığı için alay ederdi, taş atardı, birşey yapardı...Canı yanardı, o yine de pampupu şarkısını söyleyerek giderdi. yani o Pampupu, biz ona Pampupu diyorduk, beni son derece etkilemişti.

"Sonra öğrendim ki, pampupu bir zamanlar bir aşka tutulmuş. Çok büyük bir aşka tutulmuş.Ve neticede istediğini de vermemişler ona. Ve zamanla Pampupu bu hale gelmiş, meczup olmuş, yani adeta aklını yitirmiş. Çok üzülmüştüm, gözlerim dolu dolu olmuştu. Ve beni hep etkilemiştir bu Pampupu olayı. Daha sonraki yıllarda yapmış olduğum Dilenci isimli bestemin asıl kaynağı bu Pampupu'dur. Bu, Pampupu'nun hikâyesidir. Ona atfetmiştim bu bestemi.."


Çok aci bu ya.. Hikayeyi biliyordum, ama bu kadar ayrintisini bilmiyordum, sagol Ömer...

Ve diger hikayeler için sagolun arkadaslar.
Kullanıcı avatarı
SerdarYılmaz
Uzman Üye
Uzman Üye
 
İleti: 690
Kayıt: 01 Ekm 2007, 21:41

Re: ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti aksamgunesi 12 Şub 2008, 00:34

bir teselli ver eserini ispanyol bir güzele yaptığını birçok gönül dostu biliyordur..ayrıntısını bilen var mı acaba?
aksamgunesi
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 22
Kayıt: 14 Kas 2007, 21:26

Re: ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti idam_mahkumu 12 Şub 2008, 00:47

aksamgunesi yazdı:bir teselli ver eserini ispanyol bir güzele yaptığını birçok gönül dostu biliyordur..ayrıntısını bilen var mı acaba?


Almanyada, bir barda İspanyol güzel Maria'ya tutulur. Bir kaç gece takılır o bara. Kız çok güzeldir... Gencebay açılamaz bir türlü. Çünkü kültürler ve dünyalar farklıdır... Derken Almanyada Bir Teselli Ver'i besteler.. O eser çok ama çok büyük bir eser... Cumhuriyet tarinin en büyük 10 eserinden biridir... Karşılıksız bir aşk, hümanist bir anlayış, memleket hasreti, şu bu... Velhâsıl kelâm gerçekten türler üstü bir şaheser...
İnerken aklıma bir kara perde, herşey yeniden başlar bittiği yerde...
Yeni Üyeler Burayı Tıklayarak Forum Kurallarını ve Burayı Tıklayarak Radikal Gencebaycılık Konularını Okusunlar!

Resim

Burası fikir sitesidir, fikre ve üretime dayalıdır.Fikriniz varsa yazın, fikriniz yoksa susun yada fikirlere geliştirici yorumlar yapın.

Resim

Orhan GENCEBAY ile İlgili En Önemli Makalelerim

>> Orhan Gencebay'ın Müziği Arabesk Değildir

>> Müzisyenliğin Böylesi ( Çaldığı Enstrümanlar

>> Türler Üstü Müzik Adamı

>> Orhan Gencebay'ın Ses Tonu

>> Orhan Gencebay'ın Yasaklı Şarkısı yada Albümü Yok.

>> Radikal ve Özgün Gencebay'cılık Nedir?

>> Gencebay Müziği Orkestrası

Gencebay Felsefesi İle İlgili Olanlar

>> "Gözüm Sende" ve Karşılıksız Bir Aşk....

>> "Aşk Değil" Beslenen duyguların sevgili ile yeniden doğuşu..

>> "Hep Böyle Kal" Ben sana nasıl aşık olmayayım sevdiğim ?

>> "Tanrıya Feryat" a gizlenen derin felsefe...
Kullanıcı avatarı
idam_mahkumu
Site Administrator
Site Administrator
 
İleti: 1607
Kayıt: 25 Eyl 2007, 05:41
Konum: Gaziantep

Re: ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti celilyaman 22 Şub 2008, 18:04

Ben Londra'da bir bar diye duymuştum Orhan Babanın röportajlarında...
Sen biz oldun, biz de sen olduk bunu böyle say
Sen gönül dostu pirimiz Orhan Gencebay
Kullanıcı avatarı
celilyaman
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 24
Kayıt: 26 Ekm 2007, 15:47

Re: ESERLERİN HİKAYELERİ

İleti musikişinas 23 Şub 2008, 05:38

Beni en çok hüzünlediren, Gencebay Üstad' ın 19 yaşında bozlak formunda bestelediği, sözleri Turan Saydam' a ait olan "GURBET" tir...
Gencebay Üstad' ın 19 yaşında bestelediği türküye ilham olan, bir arkadaşının başından geçen hazin bir aşk hikâyesini ve onun hazin akıbetini anlatır...

Üstad' ın ağzından hikayesini aktarıyorum...
:arrow:
"Hikâyesi son derece hazindir. 19 yaşında ben Edirne`ye sık sık giderdim, bazı nedenlerden dolayı. Gittiğim zaman, orada Hanefi isimli bir arkadaşım vardı. Urfalıydı kendisi. O da öğrenciydi. Lisede sanat enstitüsünde okuyordu. Hanefiyle çok dosttuk. Hanefi beni, Turan Saydam isimli bir arkadaşımızla tanıştırdı ve Turan Saydam' ın hikâyesini söyledi. Dedi ki, "Turan, Edirne' den birinin kızını seviyor, fakat kıza söyleyemiyor; haberi yok kızın" dedi. Ben de, söyleyelim dedim; biz anlatalım o söyleyemiyorsa... "Hayır" dedi, "o, söylenmesini de istemiyor." `Neden?` dedik, dedi ki, "Şu anda o kız, benim onu sevdiğimi bilmiyor. Ben haftasonları okuldan çıktığım zaman onu yakından izleyebiliyorum, görmek de bana yetiyor. Eğer benim onu sevdiğimi bilirse, beni tanırsa, bilirse benim onu sevdiğimi, benden nefret ederse, ben onu seyir bile edemem. Katiyyen söylemeyin" dedi.

Platonik bir duygu... Turan da, böyle yüce bir platonik duygu... Neyse, okul bitti, onlar "Bursa tekniker"e gittiler. Daha doğrusu, onları devlet okutuyordu; devlet bursuyla okuyorlardı. Anne yok, baba yok; böyle 2 delikanlı...

Birhayli ayrı kalmıştık. 8-10 ay sonra ben Edirne' ye gittiğimde, Hanefi' yle karşılaştım. `Hanefi, nasılsın?` falan dedim. Teşekkür etti, "İyiyim" falan derken, Turan' dan ne haber?` dedim, Hanefi, başladı ağlamaya... "Duymadın mı?" dedi. `Ne oldu? dedim, "Bursa' ya teknikere gittik" dedi. "Teknikerde okuyorduk" dedi. "Aynı pansiyonda kalıyorduk" dedi. "Eve döndüm, baktım" dedi, "Turan kendini asmış... ve Turan öldü..."

Gencabay Üstad, duygulandığı için, kısa bir süre konuşmakta güçlük çektikten sonra, türkünün hikâyesini gözünden akmasına engel olamadığı gözyaşının buğusu altında şu cümleyle ancak tamamlayabildi:

"Bu bir ağıttır..."
Kullanıcı avatarı
musikişinas
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 46
Kayıt: 06 Oca 2008, 00:55

Sonraki

Eserleri ve Şarkı Sözleri


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Google [Bot] ve 1 misafir