Nihayet fırsat bulup, konu ile alakalı bilgi ve deneyimlerimi aktaracağım.
Konumuz, bulunduğumuz ortamı Gencebaylaştırma…
Şimdi öncelikle, neden böyle bir şeye ihtiyaç var onu anlatmaya çalışayım…
Bizler Gencebay’cıyız ve farklıyız. Hem de çok farklıyız. Şimdi bu farkları bir bir saymakla bitiremeyiz.
Öyle sonsuz ümidimiz, aşkımız ve merhametimiz var ki, bu en iyi yine biz anlarız. Gün içinde çoğu kez ağlamaklı geziyorsak, dilencileri görünce üzülüyorsak, dolmuşta otobüste yaşlılara, güçsüzlere yer verebiliyorsak, doğalsak, insanlara çabuk inanıyor ama insanları kandırmak gibi bir lüksümüz yok ise, bir şeye aşığım ama neye aşığım, ben de bilmiyorum? Diyebiliyorsak, bizler Gencebay’cıyız.
Eğer bulunduğumuz ortamda ters giden bir şeyler varsa, olaya el atıp durumu düzeltme çabasında oluruz. Hakkımızı yedirmeyiz, kimsenin de hakkını yemeyiz.
Bu konulara bilahare detaylı gireceğim, şimdi asıl meseleye dönelim.
Neden bulunduğumuz ortamı Gencebaylaştırmaya çalışırız?
Bunun birçok sebebi var. Kısaca izah edeyim…
1 – Kendimizi daha güvende rahat hissedebilmemiz için.
2- Gencebay’ın müziğini ve felsefesini daha geniş kitlelere ulaştırabilmek için
3- Gönlümüzden taşan duyguları, başka gönüllere transfer edebilmek için.
4- Gencebay hakkında konuşacak, muhabbet edebilecek bir ortam yaratabilmek için.
1 – KENDİMİZİ GÜVENDE VE RAHAT HİSSEDEBİLMEK
Bir Gencebay’cı toplum içersinde her an birilerinin kendisine baktığını, birilerinin kendisinin hal ve hareketlerini izlediğini ve seyrettiği kanısındadır. Örneğin iş yerinde ya da okulda, Gencebay dinlerken sanırız ki birileri bizi gözetliyor, çözmeye çalışıyor. İşte bu yüzden içten içe bir takım psikolojik kaygılar duyarız. Sanki kötü bir şey yapıyoruz, sanki suç işliyoruz, sanki günaha giriyoruz.
Bu kaygıların sebebi şüphesiz bize yani Gencebay’cılara yapılan haksızlıktır. Hatta Gencebay’ın zatına yapılmıştır bu haksızlık. Gencebay’ın üzerinden duygu ve felsefe bağı ile biz dinleyenlere geçmiştir.
Gencebay’ı ve Gencebay’cıları yanlış tanımalarından doğuyor bu…
Neden yanlış anlaşıldığımızı biliyorsunuz, Gencebay; “Yanlış anlaşılmaktan korkuyorum…” diyordu hatırlarsanız, sonra Emrin Olur albümünde “Aklıma gelmeyenler, başıma geldi şimdi…” demiştir. Yani korktuğu başına gelmiştir. Onun korkusu, bizim korkumuz.
Toplum içersinde kendimize yandaş ararız. Bunun sebebi “Yalnız Değilim” psikolojisidir.
Bir müddet sonra toplumda size ve Gencebay’a karşı bir takım hakaret, sözlü saldırı, psikolojik ( soğuk ) savaş, dışlanma ve hor görülme olayları cereyan eder duruma gelecektir.
Uğradığınız haksızlık sizi üzecektir elbette. Üzülmenizin bir önemli sebebi, Yalnız oluşunuzdur. Etrafınıza bir bakarsınız ki, yapa yalnızsınız. Bir Allah’ınız var, bir Gencebay’ınız var bir de siz varsınız. Bu oldukça üzücü bir durum.
Toplum ( okul, iş, aile vs ) size tek kaşını kaldırıp clark atar duruma geldiğinde durum daha da vahim hâle gelmiştir. Siz kendinizi bir Gencebay’cı olarak “ kültürlü” , “bilinçli” ,” radikal” ,” özgün” , “araştırmacı” , “duygulu” , “müzisyen…” Gibi sıfatlar ile nitelendirirken, gecekonduda oturup, arabesk müzik dinleyen bir insan yerine konulup, kale alınmamanız an meselesidir.
İşte bu duruma düşmüş bir gönül dostu, kendine bir yandaş arama telaşına düşer. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. İki kişi ya da üç kişi ya da dört kişi olursam, kendimi daha iyi savunurum ideolojisi. Lâkin burada şu anlaşılmamalı, yandaş aramak sığınacak bir kapı aramak, diğer insanlara karşı bir araç aramak demek değildir. Sadece yalnızlığınızı giderebilecek, sizi anlayabilecek birilerini aramak demektir.
2- GENCEBAY’I DAHA GENİŞ KİTLELERE YAYMAK
Toplumda Gencebay’cılar yetiştirme anlayışının bir diğer önemli sebebi de, şüphesiz Gencebay neslinin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamaktır. Siz birilerini yaparsınız bir şekilde, birileri birilerini yapar, derken Gencebay’ın gönül ailesi büyür. Zaten bu anlayış ile belki de birçoğumuz Gencebay sever oldu, baba babam aşıladı çocuk yaşlarda. Bende arkadaşıma aşıladım, o da bir radikal ve özgün oldu. O da birilerine aşılar bir gün derken aile git gide büyür.
3-GÖNLÜMÜZDEN TAŞAN DUYGULAR
Bizler gönül adamıyız. Aşk adamıyız. Sevmeye âşık insanlarız. Neye âşık olduğumuzu bilmeyen insanlarız. Kalbimiz kan pompalarken aynı zamanda tüm uzuvlarımıza aşk ve sevgi pompalar. Bazen öyle günler olur ki bu duyguları açığa çıkarabilmek için, hiç tanımadığımız bir insana “ Seni seviyorum…” diyebiliriz. Bu bir bayanda olabilir, erkekte olabilir. Başımıza gelmiştir bu… Bankada ilk defa gördüğünüz bir bayan memurun bir bakışına tav olmuş olabiliriz. Yâda akşam işten eve dönerken, pencerenin birinden size bir saniye bakan birine tutulabiliriz. Yeşil gözlü bir erkek çocuğun güzelliğe hayran olabiliriz.
İşte toplumda bazen böyle insanlara ilgi duyduğumuz olmuştur. Buna sevgi de diyebiliriz, aşkta diyebiliriz.
Farz edelim ki toplum içersinde bir bayan kişiye ya da bir bay kişiye âşık olduk, sevdik. Bu bay ya da bayan kişiye duygularımızı ifade etmek zor olabilir. Unutmayın siz gönül adamısınız, sizden duygular taşıyor olabilir. Ama karşınızdaki şahıs sizin kadar duygusal olmayabilir, aşktan sevgiden sizin kadar anlamıyor olabilir.
İşte bu durumda işin içine o şahsıda Gencebay’cılaştırma yöntemi girecektir.
İcabında çok duygulanıp, karşınızdaki insana “ Dünyaya yeniden gelmiş gibiyim, dünyamı aşkına vermiş biriyim…” diyebilirsiniz. Ama karşınızdaki insan yüzünüze boş gözlerle bakabilir, çünkü ne izah etmeye çalıştığınızdan pek bir şey anlamamış olabilir.
Oysa Gencebay’dan az çok anlasaydı, size tebessüm edebilirdi. Çünkü ne ima etmeye çalıştığınızı bilirdi.
İşte isteriz ki yanımızdaki bay bayan kişi, çocuk, teyze, anne, baba, abi, kardeş her kimse Gencebay’cı olsun, benim arada bir gönlümden taşan duyguları karşılayabilecek düzeyde olsun isteriz. Bunun içinde çevremizdeki insanlar, başta sevdiklerimizi Gencebay’cı yapma arayışı içerisine gireriz.
En çok Gencebay’cı yapmak istediğimiz şüphesiz sevgililerimiz olmuştur. Gencebay’cı olan bir insan ile, olmayan bir insan arasında zaman zaman ciddi iletişim kopuklukları doğabiliyor. Buna sebebiyet vermemek için sevdiklerimizi bizler kadar olmasa da en azından Gencebay sever yapma telaşı içersinde oluruz.
Sizin Gencebay’ı ne kadar sevdiğinizi bilmeyen, anlayamayan sevdiğiniz, yolda yürürken Gencebay şarkısı söylemenize takılabilir. Ya da onunla beraber gezerken iki de bir kasetçilere girip “Abi Cevap Ver albümü var mı?” demenize kafa takabilir. Ya da Bağlamanızda sürekli Gencebay şarkısı çalmaya çalışmanıza anlam veremeyebilir. İşte bu noktada işin içine O’nu Gencebay’cı yapabilmek giriyor.
Yoksa araya tartışmalar, anlaşılmazlıklar, dil yaraları girebilir…
4- GENCEBAY MUHABBETİ YAPABİLMEK
Toplumu Gencebay’cılaştırmanın önemli bir sebebi de Gencebay muhabbeti yapabilecek bir ortam yaratabilmektir.
Siz, radikal ve özgün bir Gencebay’cısınız. İşe giderken Gencebay şarkısı söyleyerek gidiyorsunuz. İşe okula vs vardığınızda insanlarla karşılaşıyorsunuz ve hayatınıza devam ediyorsunuz.
Birkaç saat sonra Bir yudum mutluluk şaheserini söylemeye başlıyorsunuz. Bu öyle bir şaheser ki adamı heder eder. Birazdan yanınızdakine dönüp
“ Abi şu şarkıdaki yaylı partisyonları beni bitiriyor be…” diyebilirsiniz.
Yanınızda ki “O ne ya…” diyecektir.
Az sonra Yokluk şaheserini mırıldanmaya başlarsınız. Hatta önce senfonik yaylılarını, sonra İspanyol gitarı çalarsınız beyninizde…
Sonra birden aniden “Ben yokluğu bende sanırdım…” diye başladığınızda yanınızda ki yüzünüze “Manyak mı bu adam ya?” diye bakabilir. Ama Gencebay’cı olsaydı hemen size katılıp “Meğerse ne yokluk çekenler varmış…” diyerek yüzünüzde güller açmasına sebep olabilirdi.
Dün TV’de Leyla ile Mecnun filmini izlediniz varsayın. İş yerinde yarın arkadaşlarınıza anlatmak istersiniz;
“Leyla ile Mecnun filmini izledin mi? Baba o pusu sahnesinde çalan müzik beni oldu olası bitirir… Hele o babası bebeği suya bırakırken çalan yaylılar var ya, hani segâh makamında, hani şu Vurda Öyle Git’e benzeyen yaylılar…”
Demek istersiniz ama karşınızda günde 35 bardak çay içen, akşama kadar bulmaca çözen, kapının önünde sandalyeyi koyup gelen geçen bayanlara bakan biri vardır. Sizin ne demek istediğinizden bir tek kelime dahi bir şey anlayamaz.
İşte bu durum sizi üzer ve etrafınızda sizin bu özel muhabbetlerinize “Evet ya, neydi o kemanlar beni de çok etkiledi…” diye cevaplar verip sizi mutlu edebilecek birilerini arama gayretine düşürür…
Evet, şimdi geldik kuru fasulyenin faydalarına.
Farzedin ki yukarda ki sebeplerden biri sizi bu düşünceye itti. Ki itmiştir hep. Çoğumuz tıkanır kalırız.
İşte benim kendi deneyimlerim…
Bir insanı bırakın Gencebay’cı, Gencebay sever yapabilmek büyük bir marifet işidir. Büyük emek, zahmet, kafa rahatlığı, meşakkat isteyen bir iştir.
Gencebay’cı yapmak için gereken bir takım safhalar vardır.
1 – Kendinizi sevdirme
2- Farklı olduğunuzu hissetirme
3- Size ilgi duyulmasını sağlama
4- Gencebay’cılığın dışa vurulması
5- Kişinin tepkisine göre hareket
6- Kişiye göre strateji üretme
7 – Uygun zamanı kollamak
8 – Ve Action
Önce toplumda konumunuzu belirlemeniz lâzım. Örneğin Gencebay’cı olmayan bir müdür o iş yerinde pek meşhur değilken, gerçekten radikal ve özgün olan bir Gencebay’cı işçi bütün fabrikanın en ilginç ve en çok konuşulan adamı olabilir.
Zira öyleydi, yıllar önce bir fabrikada elektrikçi olarak çalışıyordum. Yüzlerce işçisi olan bir iplik fabrikasıydı. Bense lise talebesiydim ve elektrik stajı yapıyordum.
İşletme şefi sürekli bizi denetlerdi, işçilerin arasına karışırdı. Çok yakışıklı bir adamdı, Makine mühendisiydi çokta kültürlüydü ama duygusuzdu biriydi.
İş yerinde sevmeyen çok, seven pek azdı. Sevenlerde dalkavuktu zaten. Bense bir stajyerdim o fabrikada. Ama işçiler, ustalar diğer yöneticiler beni çok severlerdi ve saygı duyarlardı. İşte bu Gencebay’cılığın verdiği bir dik duruş meselesi, bir dirayet, bir basiret meselesi. Müdürün mesamesinin anılmadığı yerlerde benim adımın anıldığı bir gerçekti. Beni görünce “Oo… Orhan baba gelmiştir…” derlerdi…
Şimdi bunu okurken “Evet aynı ben…” dediğinizi hissediyorum. Evet, siz gerçek bir Gencebay’cısınız. Bir Gencebay’cı toplumda sevilir, kendini çok kolay sevdirir. Felsefe kokan sözleri ile, 1976 Gencebay duruşu ile, zekası ile, dürüstlüğü ile hep sevilir, hep ilgi çeker. İşte bu durumdaki birinin etrafındakileri Gencebay sever yapma olasılığı çok yüksektir.
Aynı şeyler benim başıma her işyerinde gelmiştir. İş yerinde size ilgi duyan 3-5 kişi çıkacaktır. Bunlarla önce dostluk bağlarını güçlendirmeniz gerekir. Maddi manevi paylaşımlarınızın olması gerekir.
Bu da zamanla olacak bir şey. Öyle bir gün gelmeli ki çevrenizdeki size yakın insanlar “Yahu gene mi Orhan!”dememeli…
“Aa bu şarkıyı hiç duymadım, hangi albümden bu…” demeye başladığı anda içiniz ısınmaya başlayacaktır…
Gencebay’a eğilimi olan ve olmayan insanlar vardır. Ağaç yaş iken eğilir misali… Eğilimi olmayan birini ne ederseniz edin, asla bir gencebay sever yapamazsınız…
“Orhan mı? Beleş verseler dinlemem…” diyen birini dünyanın sonu gelse yapamazsınız.
Ama , “Orhan Gencebay iyi bir müzik adamıdır…” diyen birini yapabilirsiniz… Önce bunun tayinini yapın ki boşa kürek çekmeyin…
Önce kişiyi bir etüt edin. Eğilimi olan birini göreceksiniz ki yakın geçmişte ciddi duygusal travmalar geçirmiştir ve bir şeylerin acısını çekiyordur. Ya da gerçekten müzikten anlıyordur.
İşiniz daha da kolay… Şöyle bir etüt edin, nelerden hoşlanıyor. Sözlerden mi, müziklerden mi… Atıyorum sözlerden…
Size gün içinde, “yahu Ömer baba, sen anlarsın bu işten… Açılamıyorum bir türlü sevdiğime, ellere gidecek diye çok korkuyorum…” diyebilir…
Sanki sizin sözünüzmüş gibi hemen yapıştıracaksınız,
“Dostum ben, Anladım ki sevdiğini söylemeyen derman bulmaz… Son pişmanlık fayda vermez. Sevdin ise söyle dostum… Aşkta saklı gizli olmaz, son pişmanlık fayda vermez…”
“Valla ne güzel söyledin be…”
Evet... Deyip geçin ötesine karışmayın…
Bir iki derken, karşınızdaki şahıs sizin filozof olduğunuzu düşünür duruma gelecektir. Bir gün bir açığını yakalayıp Gencebay dinleteceksiniz ona…
Müzikal olarak da olay çok ama çok önemli… Sakın ola Gencebay’ın arap müziği eserlerini dinlettirmeyin, olabildiğince daha sentez eserlerini dinletin…
Seni buldum ya, bir araya gelemeyiz, bir de sen vurma, kabahat seni sevende tarzı gibi meselâ… Neyden hoşlanıyorsa ona doğru yönelin…
Sonrası kişinin zaaflarına göre gencebay’ı anlatmak.. Müzikse müzik, sözse söz, aşksa aşk, felsefeyse felsefe…
Çok zor, çok meşakkatli, çok uzun zaman alabilecek bir iş…
Berhüdar Ol’un, İdam Mahkumu. 12 Şub. 08







