Selamlar sevgili arkadaşlarım, gönül dostlarım. İnsan, günden güne sahip olduğu deneyim ve birikimle değiştiğinin ve geliştiğinin farkına varıyor. Bazı şiirlerimde, zaman geçtikçe değişiklikler yaptım. Bazıları olduğu gibi kaldı. Bazılarını da çöplüğe gönderdim. Fakat yine de onlar benim şiirlerimdir. Benim çok ağır taşlamalarım da var ve bunları burada paylaşıp gereksiz tartışmalara mahal vermek istemem. Çünkü burası edebiyat forumu değil. Bunu başka şiir sitesinde yaptım ve beni -haksız yere- siteden kovdular. Çünkü onlar beni anlayamadılar. Hicivlerim ağır geldi. İkili oynayanları hiçbir zaman sevmedim. 26 sene boyunca, Ziya Paşa'nın "Erbab-ı kemali çekemez nakıs olanlar / Rencide olur dide-i huffaş ziyadan" beytine inandım ve hâlâ da inanıyorum! Onlar bein kovdukça ben güçleniyorum ama bunun keyfiyetini, ciddiyetini anlayacak kapasitede değil onlar!
Beni anlayacağınızı düşünerek bir şiirimin şahsım tarafından değiştirilmiş son hâlini paylaşmak istiyorum. Ben, herşeyin telifsiz, ücretsiz olmasından yanayım. Herkes, bedavaya sanat eserlerine ulaşabilmeli. Bu yüzden şiirlerimi herkesle paylaşmaktan şeref duyuyorum. Ama benim yazdığım şiirlere çıkıp da birisi, "bunu ben yazdım" derse, işte o zaman her şey kopar. Bunu ben yapmadım, başkaları da yapmayacaktır. İyi niyetimi kimsenin suistimal etmesine izin vermem.
Benim şiirlerim bu zamana kadar hiçbir yerde yayınlanmadı, yayınlanması için de çaba göstermedim. Bir kitabımın olmasını istemiştim önceden ama artık onun da olup olmaması önemli değil eskisi gibi. Çünkü kitap çıkarmak da bir meziyet değilmiş. Önemli olan kalıcı olabilmek... Ve maksadım da asla ünlü olmak değildir. Ünlü olmak çabası, çok basit bir harekettir. Halk sanatçıyı, şairi, müzisyeni takdir ettiği müddetçe, başkalarının yapmaya çalıştığı herşey boşunadır. Eleştiriler hep olur. Fakat hakarete varmadan...
Sevilen şairlerden bazıları, yaşarken şiir kitabı çıkaramadan rahmetli olmuşlardır. Bunu gerçeği, akl-ı selim bireylerin çok iyi düşünmesini isterim. Saygı ve sevgilerimle...
Hiç
Herkes kendince zeki,
Meğer ben deliymişim..!
Anladım, tamam, peki,
Hiçliğin eliymişim...!
Sebebini sormadım,
Kafamı çok yormadım,
Bakar gibi görmedim,
Rûhumun seliymişim...!
Menfuş mizanın değil,
Mantık, iz'anın değil,
Hiç bir ozanın değil,
Sazların teliymişim...!
Ne rüzgârın, ne kışın,
Ne ekmeğin, ne aşın,
Ne işçinin, ne işin,
Kendimin beliymişim..!
Cahil etti sirayet,
Zerre yoktur dirayet,
Akıllanırsam şayet,
Nefsime veliymişim...!
Nihâî'yim, aşikâr,
Derler bana: "Pişekâr!"
Bir tek 'ben', 'bana' şikâr,
Boşluğun yeliymişim...!
2010, Kayseri
Ahmet Kemal YILDIZ