Merhaba sevgili dostlar. Bu Orhan Baba'nın forumunda şiir başlığını görmem beni çok sevindirdi hakikaten. Elimden geldiğince, az da olsa öz bir şekilde kaleme ve kağıda dokunmaya çalışıyorum. Şiirden ziyade şiirimsi demek isterim ki onları burada sizlerle paylaşmak hoşuma gidecektir. İnşallah beğenirsiniz. Muhabbetle...
Ya bismillah diyerek en sevdiğim şiirimle başlamak istiyorum:
... (bu şiirin ismini ne koymak istiyorsanız o. zira ben isim veremedim)
Şaştı istikamet; verin bir tarif:
Yönümü şaşırdım, bilmem nerdeyim?
Cahil u cühela olamaz ârîf,
Vakit dolmak üzre, çöktüm, yerdeyim!
Düştüğüm ak girdap; konuş, ne enin?
‘Anlamazsın’ dedi; ‘Çeneni yorma!’
Gülseydim yüzüne, olsam nazenin,
‘Hüsn-ü niyyetinle sualler sorma!’
Bir faydan olur mu? Konuş ey kalem;
Yaz yazabildiğin kadar kelime!
Duysun seni şairler ve tüm âlem,
Bir umut ver naçar kalan elime!
Bir sorun mu sandın içimdekini,
Her geçen dem artar, çok mu geç oldu?
Gönülden terk ettim, içimde kini;
Daha devamı var, bak yüzüm soldu!
Kokusu dünyaya bedel bir gülün,
Ruhları kanatan bir dikeni var.
Sevdamı deştikçe artan bu külün;
Cihana yaydığı âhı duy ey yâr!
---------
Lisan-ı hâlimden umdun bir medet,
Mihnet etmez gayrı o çağrıya ten.
Melek-ül mevt gelse kaçardın elbet,
Gözyaşımı görsen, tanımazsın sen…
Karargâhım olmuş güneş ve gurup,
Sâbâ rüzgârıyla gönlüm kavrulur.
Kaçar mısın yoksa burada durup;
Eğer ihlâssızsan ruhun savrulur…
Meylini sezmiştim; zâr u bîkarar,
Bil ki gerçek değil; bu farklı asıl.
İnat mıdır nedir; yoktur bir yarar,
Amacın hak olsun, sıfatın vasıl…
Kemâle erdiysen, yok mâlâyani;
Kör değilsen anlar ve olursun şâd.
Bu düğüm çözülmüş, ne deyim yani?
Farkına varmışsın; edeceksin yâd…
Maslahatın sonu olmalı sâfâ,
Dertler devam etsin; bir hikmet vardır.
İnsanoğlu insan çekmeli cefâ,
Elbet seni anlayan bir yâr vardır…
---------
Şair olmak değil benim niyetim,
Senin için yazar, kalemim nihân;
Ne söylersen söyle, bedenim yetim,
Feryadımdan evvel duymuştu cihan.
Her şey ayan oldu, çıktı maruzat!
Korkuttu beşeri bu derin kaygı;
Beklenmedik anda göründü bir zat;
Uçukladı dudak, aman ne saygı!
Nasıl bir edeptir, büyük meziyet,
Yazıklar olsun ki, etrafında dâm!
Nefisler curcuna, vahim eziyet,
Moralim bozuldu; gam üstüne gam!
Aklımı kemirir sorular hâlâ,
Herkes zanneder ki büyük hendese!
Keşke böyle olsa; denirdi ‘âlâ’,
‘Çıkmaza bir dem var, uğraşmam’ dese…
Uzaklaşır oldum; sandılar ağyar,
Yaklaşınca verdim herkese selâm;
Bîçare haldeyken nasıl duydun yâr?
Gerçek sevgi buymuş; hasılıkelâm!...
---------
Yüksekten bir bulut bana seslendi,
Öyle bir ahenk var; sanki sesi nay.
Cümle mevcudatın özü eslendi!
İlahi notayı birer birer say.
Şek mi? Ne kelime! Adeta coştum,
Kulağım duydu ya! İnandım: Helâl.
Şuurum yok oldu, her yana koştum,
Kararımı verdim: "Bu büyük celal".
Duygularım taştı, ruhumda şeydâ;
Görünmez cevherle olunca sakin.
Tam bitecek derken bir şeyler peyda;
Bu sefer aldandım, gerçektir yakîn.
İnsan-ı kâmilin sözlerine râm,
Eyledikçe sandım kendimi zâkir.
Şu güman oldukça kalacağım ham,
Nefsimi ezmezsem olurum hakir.
Bâde-i âşk ile gönlüme ışık,
Dolmadıktan sonra içimde hayıf;
Var olmanın yolu yârdır; karışık,
Karşılık gördün mü? Bu sevda zayıf!
----------
Geçmişe döndükçe eylediler ta’n,
Acımasız töre, olursun zillet!
Hangi kitapta var bunlardaki zan?
Cahil desem yanlış: Şaşırmış millet!
Gözlerinde nazar, derincedir kem;
Maşallah demezler, büyüktür afet!
Bunla yetinseler sevinirdim hem!
Ama hepsi yalan, budur zerâfet (!)
Ateşten bir demir mütemadiyen,
Ruhumu sınıyor, ama acı yok!
‘Helâl olsun sana’ ; var mı bir diyen?
Kulaklar duysa da, inanmazlar, tok!
‘Yaman bir yiğitsin, hayret, şahane,
Hep böyle olasın, bitmez asalet,
Yıkamazlar seni, çökmez bu hane’
Demişlerdi bana: ‘İşte fazilet!’
Dirayet gönlüme atınca nakış,
Oturmuş yerine sağlam bir hamur.
Gözler pırıl pırıl; yok böyle bakış,
Derin bir perdeden çıkmışsın mamur!
Ahmet Kemal YILDIZ

(0%)









News