MEHMET AKİF ERSOY ve İSTİKLAL MARŞIMIZ HAKKINDA

Beğendiğimiz Şiirleri ve Kendi Şiirlerimiz Burada Paylaşıp Değerlendirelim...

Re: MEHMET AKİF ERSOY ve İSTİKLAL MARŞIMIZ HAKKINDA

Yeni mesajgönderen asical tarih 12 Mar 2008, 00:24


sevdanehri yazdı:
asical yazdı:Sevda Nehri'ne katılımından ve çalışmasından dolayı teşekkür ederiz. :)

Ben teşekkür ederim ..Biraz acele oldu ve tam istediğim gibi yazamadım..Bir dahaki projelerde bulunmak isterim..Zorlanmamım sebebi şiir safahat adlı eserde bulamadım valla ege üni. kütüphanesini alt üst ettim inan ..Artık okuduğum bi kaç M.akif yazısıyla ve biraz kendi yorumumca birşeyler yapmaya çalıştım kısada olsa ...
Sorun değil.Gönlüne sağlık kardeşim. ;)
Kullanıcı avatarı
asical
Atılmış Üye
Atılmış Üye
Elektro Bağlama
Elektro Bağlama
 
Mesajlar: 562
Kayıt: 03 Kas 2007, 12:28
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 2
Uyarılar: (0%)
Level: 21
HP: 29 / 996
29 / 996
MP: 475 / 475
475 / 475
EXP: 562 / 574
562 / 574

Re: MEHMET AKİF ERSOY ve İSTİKLAL MARŞIMIZ HAKKINDA

Yeni mesajgönderen asical tarih 12 Mar 2008, 01:29

İstiklal Marşımızın Kabulü ve Benim Anladıklarım:Atamızın Gençliğe Hitabesinde çok iyi belirttiği durumların hepsi mevcuttur.Mondrosta kabul edilen bir madde vardı ki yurdu istilaya ,işgale ve Türk Milletinin tarihten silinmesine tam zemin hazırlamaktadır..’’Sömürgeciler güvenliklerini tehlikeye attığını düşündükleri herhangi bir yeri işgal edebilirler.’’
    Bu madde ülkemizi kedinin önüne ciğer atmak gibi çetinler çetini bir savaşa daha sokmuş, Karlofçadan beri devam eden savaşlarla , istilalarla,toprak kayıplarıyla,  iyice bitap düşen, sömürgecilerin deyimiyle ‘’Hasta Adam’a’’son darbeyi indirmek için en önemli kozu vermişti.
Şair Mehmet Akif Beyefendi ilk Millet Meclisi açıldığında 47 yaşındaydı ve tüm hayatı boyunca memleketin içine düştüğü hazin durumları kendisi de bizzat yaşamıştı.Yurdun her vatandaşı gibi en derin acıları üzüntüleri oda hissetmişti..Milli mücadele ruhunun ateşleyen bir Fatih’in ortaya çıkması ile de onun da adını zaferin manevi fatihleri arasına altın harflerle yazdıracağı günler yakındı.
    Osmanlı Mondros’la tarih olmuş,Türkün yüce niteliği yok edilemezlik daha öncekiler gibi bir kez daha gerçekleşmiş,anka kuşuymuşcasına yeni bir Türk Devleti küllerinden  doğmuştu.
    Ve bu Miletin Meclisi o elim günlerde dahi,savaşın bütün şiddeti ile sürmesine aldırmadan yalnız vatan savunmasına değil devletin yapısı ve işleyişi konularına da el atmış bu noktada da Türk Milletinin özünü ve mayasını anlatan bir şiir yarışması açmıştır.Son katılım tarihi 23 aralık 1920 olarak belirlenmiştir.
     Yarışmaya katılım çok tatminkar olmasına rağmen herkesin gönlünden geçen gerçekleşmemiş uygun bir eser bulunamamış ve üstad şair Mehmet Akif Beyefendi de katılımda bulunmamıştır..
     Ne olacaktı peki?  
     Milli konularda ki hassasiyet ve onurlu duruşu, muhteşem kişiliği ve gururu, şairimizin bu yarışmaya katılımına engeldi..İstiklal Marşı Şairine verilmesi düşünülen 500 liralık ödül şairimizin katılımına mani oluşturuyordu.Çünkü Milli davalar kesinlikle maddesel çıkarlar üzerine kurulamaz ve savunulamazdı.Bu durumda ünlü hatibimiz Hamdullah Suphi Bey devreye girerek Milli Şairimize(o sırada bu unvan verilmemişti henüz tabii ki)şairiminzin çekintileri konusuna güvence vererek,nezaketle katılımlarını rica eden bir mektup yazdılar.Tarihler 5 şubat 1921’i gösteriyordu.
   Bu güvence ile Mehmet Akif Beyefendi (neredeyse ciğerinden kalemine kan çekerek benzetmesi yerinde olur)48 saat içinde emsalsiz Marşımızı yazıp Millet Meclisine ulaştırdı.
   Gönüller şenlenmiş ve istenen gerçekleşmişti.Mehmet Akif Bey’in şiirinin meclise ulaştığını öğrenen vekillerin heyecanı büyük bir uğultuya dönüşmüş sabırsızlık had safhaya ulaşmıştı.İlk meclis Başkanımız Sinop Millet vekili Şerif Beyefendi nedenini bildiği bu manalı uğultuyu büyük bir keyifle sessizliğe davet ederek yatıştırdı.Küçük bir açıklamadan sonra Milli Hatibimiz demek doğru olur artık ;Hamdullah Bey’i kürsüye davet etti.Yoğun alkış ve coşkuyla kürsüye gelen Hamdullah Bey (o sırada yanılmıyorsam eğitim bakanı idi) davudi ve gönüllere işleyen bir yorumla İstiklal Marşımız okudu.
   ALKIŞLAR,YAŞA VAROL ,MASALARA ATILAN COŞKULU YUMRUKLAR ÇINLAMALAR MECLİSİN DUVARLARINI ADETA YIKTI.
    BİR DAHA,BİR DAHA ,BİR DAHA !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
    O gün beklenen gerçekleşmiş aranan bulunmuş ve o kutsal günde İSTİKAL MARŞI’mız meclisin duvarlarını dört kere çınlatmıştır.Ve ne büyük ve aziz bir hatıradır ki o gün o mecliste bulunan 67 vilayetten seçilip gelmiş milletvekilleri (eminimki sitemiz üyelerinden bazılarının dedeleri veyahut akrabaları da olabilirler)gözyaşları içerisinde ve ayakta dinlemekle bahtiyardırlar.Selam olsun onlara
   Şiir 17 Şubat 1921’de Hakimiyeti Milliye Sebilürreşat gazetesinde yayınlanır ve şu açıklama yayınlanır’’Her mısrada Türk ve İslam ruhunun ulvi mübarek hisleri titreyen bu sanat abidesini, bütün saygı ve övüncümüzle yayınlıyoruz’’
    12 Mart 1921 tarihinde ise oy birliği ile kabul edilir.
     Ödülü ise o günlerde üzerinde bir paltosu dahi olmayan Mehmet Akif Beyefendi’nin ‘’Darül Mesai’ye bağışladığını öğreniyoruz.(Darül Mesai:Yoksul kadınlara ve çocuklarına iş öğretmek amacı ile kurulmuş bir kurum.)
    Kaynaklar: Okul Gazetesi.
Linkleri sadece Üyeler görebilir.
En son asical tarafından 12 Mar 2008, 14:54 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Kullanıcı avatarı
asical
Atılmış Üye
Atılmış Üye
Elektro Bağlama
Elektro Bağlama
 
Mesajlar: 562
Kayıt: 03 Kas 2007, 12:28
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 2
Uyarılar: (0%)
Level: 21
HP: 29 / 996
29 / 996
MP: 475 / 475
475 / 475
EXP: 562 / 574
562 / 574

Re: MEHMET AKİF ERSOY ve İSTİKLAL MARŞIMIZ HAKKINDA

Yeni mesajgönderen asakallı tarih 12 Mar 2008, 12:48

İstiklal Marşımızın Kabulünün yıldönümü dolayısıyla hazırlamış olduğunuz bu konu için öncelikle sizlere teşekkürlerimi sunarım
şimdiye kadar bu konuya uzaktım kaldım bakamadım fazla ama sizlerin çalışmalarını takdirle takip ediyorum
emeğinize sağlık
Kullanıcı avatarı
asakallı
Divan Sazı
Divan Sazı
 
Mesajlar: 886
Kayıt: 26 Eyl 2007, 14:33
Teşekkür etti: 123
Teşekkür aldi: 21
Uyarılar: (0%)
Level: 26
HP: 81 / 1637
81 / 1637
MP: 781 / 781
781 / 781
EXP: 886 / 917
886 / 917

Re: MEHMET AKİF ERSOY ve İSTİKLAL MARŞIMIZ HAKKINDA

Yeni mesajgönderen Sabır Taşı tarih 12 Mar 2008, 20:50

Zulmü Alkışlayamam

Sade bir bal demekle ağız tatlansa,
Arı uçmuş diye,kaçmış diye hiç çekme tasa.
Ağlasın milletin evladı da bangır bangır,
Durma,hürriyeti aldık diye sen türkü çağır.

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.

Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum,
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.!
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?
  
Mehmet Akif Ersoy..


şiiri sesli dinlemek için: Linkleri sadece Üyeler görebilir.

zağar: av köpeği

irtica : geriye gidiş,geride kalan eski şeyden feyz almak,bir yere gidip ordan geriye dönmek vs gibi anlamlara gelir.(islam düşüncesi içinde irtica ; islam öncesi cahiliye dönemine yönelmektir ve bu kabul edilemez..) kavram olarak literatürde yer alması islamın doğması/gelmesi ile başlar.Her ne kadar "gericilik, geriye dönme, geri yanlısı" gibi anlamlar içerse de ifade edilmek istenildiği gibi "genel anlam" taşımaz.

irtica özel kavramdır ve islami bir argümandır. islam öncesi, islam dışı anlamında karşılık bulmuştur. islam dini, hükmünü(kur'an) ilan etmesiyle birlikte kendinden önce ve dışında kalan tüm görüşleri, fikirleri, düşünce akımlarını, dinleri nehyeder/meneder. "gericilik, geriye dönme, geri yanlısı" tanımlarının sadece zaman ya da kronolojik bir sıralamayı ifade ettiğini varsaymak, tanımı anlamlandırmak açısından yetersiz kalacaktır. çünkü islam dinine göre kur'an allah sözüdür ve bunun haricindeki tüm söylemler, düşünce akımları ancak insan ürünü olabilir. bu nedenle yaratılan ve sonlu olan insanın sözü, ezeli* ve ebedi* bir varlık olan mutlak ilim* sahibi yaratıcının sözü yanında geride ve hükümsüz kalacaktır.

ilk kez bir vakıayı anlatmak için kullanılması asr-ı saadet döneminden sonra bir grup insanın cahiliye devri düzenine dönmek istemesi üzerinedir. müslümanlar bu talebin irtica olduğunu ve talep edenlerin de mürteci sayılması gerektiği görüşünde olmuşlardır.

özel ve islami bir kavram olan irtica kelimesini sadece genel anlamıyla vurgulamak usulen eksik olur, anlatılmak istenen şeyi anlatmaz.

özellikle islamı anlatmak için kullanmak etik ve şık bir yaklaşım olmayacağı gibi komik ve romantik olmaktan da kurtulamayacaktır.yani zamanla irtica belirli kesimler tarafından islama yöneliş olarak adlandırılmış ama bu bilimsel ve adaletli bir yorum  değildir..zaten şiir de bunu anlatmaya çalışmaktadır..)


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yorum :


Mehmet Akif Ersoy, Osmanlı'nın yıkılış devrine şahit olmuş ve dönemdeki itikadi,siyasi,askeri,ekonomik tüm gelişme ve değişimleri,tabiri caizse fırtınaları bizzat yaşamış,İstiklal harbi ve Cumhuriyetin kuruluşundaki tüm gelişmelerin içinde olmuş ve bunun etkilerini şiirlerine yansıtmış fikir adamı,ilim adamı,şair ve mücadele insanıdır...

Osmanlıda duraklama devri sonu ve yıkılış süreci ile birlikte tüm hayatın tamamı ile batı ve batı değerlerine döndürülmesi gerektiğine,tüm hayatın onlardan alınacak örnekliklerle sil baştan yeniden düzenlenmesi gerektiğine inanan ve bunun için mücadele eden,hatta resmi ve sivil tüm kurum ve kuruluşlarda da taraftarlarının olduğu kesimlere karşı İslam'ın birleştirici ve her vakit güncel meselelere ışık tutan yönünü savunmuş,meydana gelen sorunlarda İslam'ın değil müslümanların sorunlu olduğunu,yeniden bir diriliş hareketi ile müslümanların batı gibi ilim ve fende ilerleme sağlayabileceğini,sırf bu yüzden din,örf,adet ve geleneklerin toptan reddinin kökten bir inkar ve savruluş olacağını ve bu konuda inanç ve ahlak ekseninde ilmi ve sosyal çalışmaların olması gerektiğini savunmuştur..( "Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı. Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı" mısraları buna bir örnek)

Tarihimizde sanırım en tartışmalı devirler arasında,Osmanlının yıkılış süreci,İstiklal Savaşı ve Cumhuriyet'e geçiş devri de olsa gerek...

Şiir,İslam'ın en önemli hayat tarzı olduğunu savunan bir fikir adamı ve şairin o zamanlardaki olan gelişmelere bir tepkisi,kendince bir yorumudur desek herhalde yanlış yapmış olmayız..

Aslında yoruma gerek bırakmayacak şekilde üstad anlatmış,bize sadece okuyup ibret almak ve ders çıkarmak gerekiyor..."İrtica" konusu üzerinden milletin değerlerini kökten red olayının ve toplum mühendisliğinin tarihi perde arkasını geçmişten bugüne anlama açısından M.Akif'in yorumları çok önemlidir.Yani toplum içinde körü körüne batıya yönelişlerin en önemli eleştrilerini,yaşadığı dönemde şiirlerinde yapan bir şairdir M.Akif Ersoy..Aynı zamanda Batı'nın kendisi hakkında da yorumlar yapabilen,Batıyı ciddi derecede eleştirebilen önemli bir fikir adamıdır..

Mehmet Akif,cumhuriyet kurulduktan sonra bazı şeylerin hiç beklenmedik ve umulmadık bir şekilde oluştuğunu ve değiştiğini görünce,bu tablolara dayanamayıp ülkeyi terketmek zorunda kalan fikir adamı,mücadeleci ve kanaat önderlerinden sadece birisidir.

Milli şairini takip ettiren,psikolojik yıpratma taktiklerine maruz bırakan yeni bir zihniyet ve kesimle karşılaşınca şairimizin böyle bir karar almış olmasını sanırım kimse yadırgamaz..

çünkü o,"hak namına haksızlığa yönelmeyen ve o'nu tasdik etmeyen biri" olduğunu şiirinde açıkca belirtmişti..


O'nun hayatı,yazdığı şiirlerin ortak vurgusu olan Mânâ'nin (kutsal değerlerin) şiirsel bir ifadesi gibidir.Şiirlerini deşifre edebilmek için,şiir gibi yaşanmış hayatını iyi bilmemiz gerek diye düşünüyorum..(misal: Kur'an istikametinde yaşama sevgisi ve bağlılığından yola çıkılarak O'na "Kur'an şairi" lakabı verilmiştir sevenlerince..)

O,vatan,millet,bayrak,hak,din,ecdad sevdalısı idi.Yurdunu terketmek zorunda kaldığında Mısır'a gidip orada Türk dili ve Edebiyatı dersleri verip kendi Dil ve Edebiyatının misyonunu yapacak kadar ait olduğu yere bağlı idi.Gurbetde hastalanıp ömrünün son demlerine geldiğini anladığında "vatanımda ölmek istiyorum" deyip vatanına dönüp ölecek kadar ait olduğu yere bağlı idi.

O'nu anlatan bir kitap hakkında yapılan röportajda bakın neler söylenmiş;
Linkleri sadece Üyeler görebilir.

"Destan Adam" isimli kitap hakkında bilgi : Linkleri sadece Üyeler görebilir.

ve yine O'nun hakkında yazılmış kitapları görmek için :  

Linkleri sadece Üyeler görebilir.


Bizden Biri Olan ve Bizi,Bize Ait Değerlerin Savunucusu Bilge İnsanı Rahmet Ve Saygı İle Anıyoruz...

Sabır Taşı..
irtibat :  sabirtasi(x)orhanabi.net (x yerinde mailin bilinen işareti olacak mailde kullanırken)
Kullanıcı avatarı
Sabır Taşı
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Akustik Bağlama
Akustik Bağlama
 
Mesajlar: 240
Kayıt: 26 Eyl 2007, 11:43
Teşekkür etti: 299
Teşekkür aldi: 11
Uyarılar: (0%)
Level: 14
HP: 4 / 426
4 / 426
MP: 203 / 203
203 / 203
EXP: 240 / 257
240 / 257

Re: MEHMET AKİF ERSOY ve İSTİKLAL MARŞIMIZ HAKKINDA

Yeni mesajgönderen asical tarih 12 Mar 2008, 22:21

Sabır Taşı yazdı:

Şiir,İslam'ın en önemli hayat tarzı olduğunu savunan bir fikir adamı ve şairin o zamanlardaki olan gelişmelere bir tepkisi,kendince bir yorumudur ..
.

          Abi Milli Şair Abdülhamit İstibdatını en çok eleştirip Meşrutiyeti arzu edenlerdendi.Çünkü ilk gençlik yıllarında oda esen rüzgara uymuş ve Meşrutiyetle hürriyetin geleceğine ve devletin bir kez daha abadolacağına inanıyordu.Ama 1908'den sonra İttihatçıların ve Alman hayranı bir paşanın ülkeyi soktuğu durumu görünce bütün hayalleri yıkılmış ve ondan sonra '' GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM ''dememiş midir?

            Abi çok nefis bir üslupla olayın tamamen içine girmişcesine bir makale hazırlamışsın.Tebrikatımı kabul et. :)
Kullanıcı avatarı
asical
Atılmış Üye
Atılmış Üye
Elektro Bağlama
Elektro Bağlama
 
Mesajlar: 562
Kayıt: 03 Kas 2007, 12:28
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 2
Uyarılar: (0%)
Level: 21
HP: 29 / 996
29 / 996
MP: 475 / 475
475 / 475
EXP: 562 / 574
562 / 574

Re: MEHMET AKİF ERSOY ve İSTİKLAL MARŞIMIZ HAKKINDA

Yeni mesajgönderen Sabır Taşı tarih 12 Mar 2008, 22:44

teşekkürler..asical...bahsettiğin şeyde doğruluk payı var..ancak ben daha geniş manada algılanmasından yanayım o mısranın..nitekim abdulhamiti eleştirme konusu gerçekten çok farklı bir perde arkası olan ilginç bir konudur..rahmetlinin abdulhamiti eleştirmesinin temelinde yine islami kaygilar vardi..sonradan yanlış yaptığını daha doğrusu birilerinin kandırmacasına düştüğünü anlamış diye biliyorum..hatırlıyorum..(yanlış hatırlamıyorsam..)
irtibat :  sabirtasi(x)orhanabi.net (x yerinde mailin bilinen işareti olacak mailde kullanırken)
Kullanıcı avatarı
Sabır Taşı
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Akustik Bağlama
Akustik Bağlama
 
Mesajlar: 240
Kayıt: 26 Eyl 2007, 11:43
Teşekkür etti: 299
Teşekkür aldi: 11
Uyarılar: (0%)
Level: 14
HP: 4 / 426
4 / 426
MP: 203 / 203
203 / 203
EXP: 240 / 257
240 / 257

Re: MEHMET AKİF ERSOY ve İSTİKLAL MARŞIMIZ HAKKINDA

Yeni mesajgönderen asical tarih 12 Mar 2008, 23:54

Sabır Taşı yazdı:teşekkürler..asical...bahsettiğin şeyde doğruluk payı var..ancak ben daha geniş manada algılanmasından yanayım o mısranın..nitekim abdulhamiti eleştirme konusu gerçekten çok farklı bir perde arkası olan ilginç bir konudur..rahmetlinin abdulhamiti eleştirmesinin temelinde yine islami kaygilar vardi..sonradan yanlış yaptığını daha doğrusu birilerinin kandırmacasına düştüğünü anlamış diye biliyorum..hatırlıyorum..(yanlış hatırlamıyorsam..)

Aynı düşüncedeyiz.
Kullanıcı avatarı
asical
Atılmış Üye
Atılmış Üye
Elektro Bağlama
Elektro Bağlama
 
Mesajlar: 562
Kayıt: 03 Kas 2007, 12:28
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 2
Uyarılar: (0%)
Level: 21
HP: 29 / 996
29 / 996
MP: 475 / 475
475 / 475
EXP: 562 / 574
562 / 574

Re: MEHMET AKİF ERSOY ve İSTİKLAL MARŞIMIZ HAKKINDA

Yeni mesajgönderen asical tarih 15 Mar 2008, 20:26

gencebayram yazdı:Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.
  
Mehmet Akif Ersoy

Çanakkale Şehitleri
Çanakkale savaşı ile İslamiyet’i kuşatıp boğmaya çalışmanın hüznünü yaşanırken, inanan askerlerle bu kuşatma kırılmıştır. Bu başarı senin ruhunla birlikte yıldızlarda gezmekte ve yaşamaktadır. Çanakkale şehitleri bu asra sığmayacak kadar büyük bir zaferin kazanılmasına canlarını vererek sağlamışlardır. Onların bu büyük zaferlerini kutlamak üzere Peygamberin ellerini açarak beklediğini anlatmaktadır.
Çanakkale savunması emperyalistlerin oluşturduğu çemberi kırarak Kudüs’ü kurtaran Selahaddin Eyyubi ve Anadolu’nun fethini başlatan Kılıç Aslan gibi büyük bir kurtuluşu başararak hayranlık yarattığını anlatmakta.
Şair mukaddes Kâbe’yi mezar taşı olarak yakıştırmakta, kendi ruhunda oluşan inancın erdemini mezar taşının örtüsü olmasını, dünyadaki tüm yaşam unsurlarının değerlerin şehitlerin yaralarına bir merhem gibi çekmeyi, türbesi olmayan şehitlerin ölüm rengi olan mor bulutlarla üstünü örtmeyi, yıldızların ışığını uzatmayı, sen yıldızların altında dökülen kanlarınla bulunurken sabaha kadar Ay’ı türbedarın gibi bekletmek istediğin söylemektedir.
Alt üst ettiğin tarihi yazmaya anlatmaya yetmez o kitaplar senin yaptıklarını ancak sonsuzluklar anlatabilir demektedir.
Çanakkale’de şehit düşenler için yakıştırdığı rahat mezarlara yakıştırıyor ve tarihin bütün büyüklükleri içinde koymuş olduğu yer sığmayacak kadar geniş olarak tasvir edilmektedir.
Mücadelenin büyüklüğünü anlatmak açısından dökülen kanların Allah’ın varlığını ve birliğini kurtardığını ve koruduğunu, tarihte cesaretin timsali olan Bedrin aslanları kadar önemli bir başarı elde ettiklerini söylemekte.
Çanakkale; dünya emperyalistlerinin karar verip sömürmek için geldikleri bir milletin direnişindeki kahramanlık öyküsüdür. Çanakkale’ye tüm dünyadan dili dini ırkı rengi birbirlerine benzemeyen insanların emperyalistlerin saldırıları karşısında verilen destansı mücadeleyi anlatmakta.
Şair Çanakkale’de dağlar ve taşların şehit cesedi ile dolu olduğunu, savaşan askerlerin mücadele azmini secdeye benzeterek bunun gücü karşısında dünyadaki emperyalistlerin baş eğdiğini anlatmakta.
Çanakkale savaşında şehitlik mertebesine özgürlük ve bağımsızlığın timsali olan hilalin uğruna şehitlik mertebesine ulaşanları yüce Yaratana hatırlatırsalcısına bir güneş timsali betimliyor.
Çanakkale savaşında şehitlik mertebesini öyle güzel ifade etmekte ki geçmişte yaşayan atalarımızın, şehitlerin ulaştığı mertebeyi anlatmak için alınlarından öpmesini gerektiğini yapılan işin büyüklüğünü anlatmak açısından vurgulamakta.

Uzm. Öğrt. İbrahim Karatop


SEVGİLİ HOCAM SAYIN İBRAHİM KARATOP'A BENİ KIRMYAYIP BU DESTEĞİ VERDİĞİ İÇİN KENDİSİNE SONSUZ SAYGI VE TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM




''' Demir Demirkan, Çanakkale şehitleri için bestelediği senfoniyi 90 kişilik orkestrayla 18 Mart'ta Antalya'da seslendirecek..

Müzikleri Demir Demirkan tarafından hazırlanan 'Çanakkale Senfonisi', 18 Mart'ta Antalya Devlet Opera ve Bale Salonun'da çalınacak. Sayısız kahramanlık hikayesini içinde barındıran Çanakkale Savaşları anısına bestelenen senfoniyi; 90 kişilik bir orkestra seslendirecek.

60 dakika sürecek
2005'te Avusturalya, İngiltere ve Yeni Zelanda'da gösterime giren film ve belgesel görüntülerinin eşlik edeceği 60 dakikalık gösteride, Demirkan da canlı performans sergileyecek .'''
   HAKİKATEN DAHA DÜNKÜ ÇOCUKLR BİLE ARTIK OLAYI ÇÖZDÜLER KONUYU YAKALAYAN PATLATIYOR SENFONİYİ,ENSTRUMANTAL BAĞLAMA KASEDİNİ.DEMİR DEMİRKANA BU ÇALIŞMASINDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİZ TABİ Kİ.MERAKLA BEKLİYORUZ ALBÜMÜNÜ.EEE NE DİYELİM MUHATABIMIZA DUYURULUR.
Kullanıcı avatarı
asical
Atılmış Üye
Atılmış Üye
Elektro Bağlama
Elektro Bağlama
 
Mesajlar: 562
Kayıt: 03 Kas 2007, 12:28
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 2
Uyarılar: (0%)
Level: 21
HP: 29 / 996
29 / 996
MP: 475 / 475
475 / 475
EXP: 562 / 574
562 / 574

Önceki


İlginizi Çekecek Diğer Başlıklar


Dön Şiirlerimiz ve Şiirler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir

cron