bu konu henüz bitmedi...daha ayrıntılara inmek lazım..mesela türk muziğinde cevaplanamayan 12 soru var benim elimde..yıllarca bunların cevaplarını aradık durduk..malesef batıcılar türk muziğini türk muzikçilerde batıyı bilmediler...bilmek istemediler belkide...ilk sorumuz şu...TANBURUN PERDELERİNİ KİM BAĞLAMIŞTIR? benhiçbir kaynaga rastlamadım bugüne kadar 24 lü gayri musavi O perdeleri baglayanla ilgili bir kaynaga tarihsel yazıya dökümana...yada baglamada 17 perde si bemol üç bazı çalgılarda sibemol1-2-3 diye giderken..kendi kişisel hipotezim bu.=.(bagllamaya göre düşünüp konuşacagım)o bir fazla si bemolün eşitini üst telde bulabilmek için dizi içinde 7 adet daha perdeye ihtiyac var...ama sonuçta yine 24lü sisteme ulaşabiliyoruz....batı muziğinde ise tam bölünmede olsa mesela keman çalan bir kişi çıkışta 5 inerken 4 koma basar...batıcılar bunu yerçekimi ivmesi diye adlandırmışlarsada hiç bir zaman 4.5 çıkış 4.5 iniş olmaz..ve yine pisagor koması denen 0,9 centlik bir koma piyanoda da tüm si sesleri üzerinde 1er centik artışla yedirilmiştir...aslında pianoda duydugumuz si sesleri ,oktav inceldikçe normalden 0.1 cent daha tizleşmektedir....burdan çıkan sonuç şudur...batı sistemi denen sistem bile aslında çok derine alındıgında pürüzlü gibi bir hal(makamsal seyirden yoksun oluşu ve entervallerin bizdeki gibi bitişik değil daha katlı oranlarda seyretmesi mesela artık ikili aralıgından kaçınılması gibi) içermektedir.doğadaki ses sistemi ise türk muziği sistemidir...hintlilerin sisteminde ise bizdeki koma yerine şuruti denen bir sekizli(gam yani dizi)22 eşit parcaya ayrılmış ve makamları (ragalar)her vakte göre dinsel tören ayin esasına göre değişmektedir.ritmik ölçülerine tala adı verilmektedir...ezanın farklı vakitlerde farklı makamda okunma olayının nerdeyse aynı mantıgı gişbi düşünebiliriz..ama vakitler ve makamlar çok fazla...arada bizim makamlarımıza da denk gelmektedir..çin muziği ise batının tampere sistemini prens Tsai_yu(1368-1643) ile tanımış ama uygulamamıştır.güneydoğu asya muziği genel olarak batının mi-fa-sol--si-do sunu alabilecek diziye dayanır.Ding=mi Dong=fa Deng=sol Dung=si Dang=do.grek ses dizileri batının ses düzenini etkilemiş daha sonra bizans ile hristiyanlıgı etkileyecek kilise makamlarına bugünkü majör minore ulaşmıştır.
.türk muziğini düşünürsek bizdeki aralıklar bir dizide 24 eşit olmayan gayrimusavi aralık olmakla birlikte ritmik ögeler en basiti 9/8 yada 9/4 tsm de yada thmde işlenişi acısından farklılıklar göstermektedir...zeybeklerde farklı...ve dünyanın hiç bir coğrafyasında olmayan bir şekilde karşımıza çıkmakla beraber türk muziği (thm+tsm form biçim ve çalgısal türevlerin tümüne verdiğimiz isim benim görüşüme göre)bir çok yönden sınıfta kalmıştır..batı çoksesliliği bir piramit gibi uzunca yüksek bir mimari olarak düşünülebilir.çok boyutlu ama makam yönünden kısır..bizdeki karşılıkları major minor frigyan dorian penta gam blues gamları ve ispanyyol kalıpları toplarsak 4-5 ana basit makama karşılık gelir ancak..bunlarda cargah buselik kurdi ve bunların alt yan türevlerinden başka bişey değildir..blues gamı ve karcıgar ilişkiside mikroskopta incelenebilir.okul hayatımız boyunca belki yüzlerce trt sanatcıları dernek şefi kültür bakanlıgı muzik danışmanları akademisyenler gibi bir çok sıfata sahip kişilerle tartışma istişare imkanlarımız oldu...okul önceside. sonrasında..onlarda anladıgım tek düze bir çogunda aynı basma kalıp konular var...en birincisi..GENCEBAY adını duyduklarında ilk çamur attıkları konu araptan çalma demeleridir.duydukarı duyumun tamamen turk muziği oldugunu bildikleri halde.(yada arap muziği hakkında türk muziği kadar geniş bilgilerinin oldugunu asla düşünemem)...ama bir gencebay eserini icra edemezler..çünkü o tekniğe o güce sahip olsalarda kapı arkalarında amanin arabeskçi gencebay dinliyor diye kişisel korkuları vardır...okul hayatım boyunca gizli gizli gencebay dinleyenleride gördüm....hep bir utanç ve korku içindeydiler dinlerken..sınıf içinde bu yönlerini göğsünü gere gere soylemekten korkarlardıda.sınıfta ayrı dışarda ayrı olan bu öğretim görevlisi elbisesini giyen sözde akademisyenler yeri geldiğinde atıp tutmakla kalmazlar yeri geldiğinde de hayranmış gibi özü sözü farklı kulvarlarda giderlerdi yollarına..hatta gencebay dinleyen kesimi hedef almakla kalmazlar çok aşırı tutucu bir zihniyetle hor görürler ders notlarında anti parantez kırmaya kadar sürdürürlerdi bu tavırlarını...yine aynı zihniyet sözgelimi yıllardır bu kısır döngüye saplanıp kalmıştır..çokseslilik üzerine uşak makamında segah sesinde hangi akoru basacagız yada komada akormu basılır gibi bir tartışmadan yıllarca çıkamadılar....aynı zihniyet yine hicaz makamındaki bir esere la majordür demekten yıllarca kendilerini alamamıştır.huzzam eserin son sesi karar perdesinde si minör mu yoksa si majormu akorla kadansı kurmak gerekir gibi gereksiz ucube, derinliği olmayan tartışmaların içinde kalmıştır...bu görüşleri kabul etmeyenler ise zannımca ya yenilikçi olan kişiler taraftarlar yada bu işte bir yanlışlık var diyen kesimdir..BUGÜNKÜ TÜRKİYEDE BİR MUZİK ORTAMI VAR GİBİ GÖRÜNÜYORSA,BU ÇOĞU MUZİK KURUMLARININ DEVLET DAİRESİ OLMALARINDAN İLERİ GELEN ESİNSİZ,BULUŞSUZ,SORUMSUZ OLMASINDAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR ASLINDA.BU İÇ KARIŞTIRICI DURUM BİREYSEL ÇALIŞMALARIDA GÖLGELENDİRMEKTEDİR.
bu konularla ilgili düşüncelerimiz kimi çevrelere çok abartı şeklinde de gelebilir...zamanında türk muziğini çağdaş medeniyetler çercevesinde görmeliyiz diyen zihniyet okullarda turk muziği düşmanı yetiştirmekten öteye gitmemiş adeta bunlardan birisi siz benim mikroplarımsınız (Müziğimizi evrensel boyuta yükseltmek için müzik eğitimi almak üzere yurt dışına Atatürk tarafından gönderilen yetenekli gençlerden biri olan Ahmed Adnan Saygun yurda döndükten sonra yetiştirdiği pek çok öğrencisine şu cümleyi sarfetmiştir: " Sizler benim mikroplarımsınız, bir hastalık gibi Anadolu' nun dört bir tarafına yayılacaksınız")türkmuziği üzerine salınan virüsler niteliğinde batıyı oldugugibi taklit ederek ayrımcılık ortamına sebep olmuş ve dahada kötüsü türk muziği akademik çevreleride kendi içinde bir takım halk muzikçiler türk sanat musikiciler diye ayrı ayrı kamplara bölünmüştür...daha öncede belirttiğim gibi kısa cümleler içinde ifade etmiştim ..cumhuriyet dönemi muzik politikaları...ve ardından 60lardan sonra geldiğimiz nokta..68ler başa gelen çekilirmiş...(çekiyoruzda zaten...bir isyanın çığlıkları bitmedi bitmezde bu kavga...)HAA..BU ARADA İKİNCİ SORUDA ŞU..TÜRK BEŞLERİ NEDİR NE DEĞİLDİRLER???
asical kardeşim bu kezde ben fazla uzatıyorum farkındayım...hani sormuşsun yaa buseliği solden çalınca nihavent re den çalınca ismi ne olur..batıda nasıl bir minor major var..aslında bizde de la buselik mi buselik re buselik ..... gider...değişen bişey yok...isimler karmaşası padişahtan bir kese altın alma takdir meselesi bir bakıma..eger türk muziğinde çalgılarda en başta standartlıgı başarabilseydik ve ona göre bir orkestra anlayışı yazımı tekniği metodu bugünkü bu kaos olmazdıda...bana göre ikisi de thm olsun tsm birbirinden ayrılmaz bütünler ..çünkü ait oldukları coğrafya ve ses dizileri itibarıyle turke ait olan makam ayak dizi adı her neyse bize ait olan bir kültür mirası...gencebay ustanın yaptıgı bir eser örneğin kaderimin oyunu..bir nihavent faslında neden yer almadı bugüne kadar sizce???makamı deseniz türk muziği...sözleri deseniz türkçe..çok karamsarmı diyeceksiniz...türk muziğinde gerek halk gerek sanat muziği çile acı gözyaşı o kadar çok işlenmiştir ki...sadece bir tek söze dayalı karamsar damgası vurmak memur muhafazakar zihniyetin göstergesiydi o yıllarda..şimdilerde özel tvlerle reyting kaygısına düşen o devlet kurumumuz sadece günah çıkarma adına bir kaç programda yıllar sonra yayınlasa da o eseri kendi bünyesindeki sanatcılarla bu gec kalınmış bir mutluluktur.(..yinede gencebay usta o kadar gönlü geniş ki popstarda trtnin kapanacagını haber almış yıllarca kendisine uvey evlat muamelesi yapan bu kuruma karşı olan saygısını hiç bozmadan üzüntüsünü dile getirdi..birilerine kapak olur buda umarım)hangi muzikolog bana şu 3 eserin sanat muziği olmadıgını ispat edebilir...1.si bilmez insan kadrini..diğeri....veda edeceksen et..yada vaktinde gel sevgilim gibi sırf romantizm kokan duygu dolu eserler...ve bunların neresi arap muziği yada batı muziğidir yada kötü icradır ..vs..listye uzar gider....4-5 hafta yazamadım siteye..(asical can evimden vurdun beni şimdi)umarım yazdıgımız düşünceler birbirimize ışık ilham ve araştırma vesilesi olur...burda olmamın en büyük nedeni zaten orhan gencebay muziğinin içindeki gözle görülmeyen fakat yürekle hissedilen güzellikleri bir nebzede olsa kalemle anlatma ihtiyacımdır..şimdilik fazla uzatmak istemiyorum..herkese muzik dolusu günler diliyorum....